|
ADIL YOLDAŞ, ÖNDERLİĞE VE ÖZGÜRLÜĞE
AŞK DÜZEYİNDE BAĞLILIĞIN, ZAFERE
OLAN İNANCIN, APOCU ÇİZGİDE
KOMUTANLAŞMANIN ADIDIR
Bir ideoloji, düşünce ve özgürlük
amacı uğruna ölünecek kadar
sahiplenilmişse tarihte silinmez
izler bırakacak muhtevaya da
sahiptir. İnsanlığın özgürlük
mücadelesi; uğruna verilen
şehitlerle, dökülen kutsal kanla
tarihin, halkların belleğine
kazınmış ve binyıllardır süregelen
baskıya rağmen belleklerden
silinmemiştir. İnsanlığın manevi
değerlerine, güzelliklere,
özgürlüklere karşı dayatılan
köleliğe, baskıya, onursuzluğa boyun
eğmeyerek, dayatılan anlamsızlığı
kabul etmeyen birçok özgürlük
savaşçısı özgürlük tarihinin
gelişiminin özsel gerçekliğinin
temel dinamiğini oluşturmuşlardır.
Çağımızın katı formel ve mekanik
zihniyetine rağmen bugün hala
özgürlükten, onurdan, insanlıktan
söz etme gücü gösterilebiliyorsa bu
özgürlük amaçları uğruna kanlarıyla
değer yaratan özgürlük şehitlerinin
yarattığı değerlerdendir. Her ne
pahasına olursa olsun her koşul
altında sahiplenilen ideoloji,
özgürlük amacı ve anlamlı yaşama
savaşımı şehitlerimizin bizlere
bıraktığı mirastır. Özgürlük
mücadelesi uğruna ölümsüzleşen
şehitler gerçeğinde derinleşmek, bu
anlamda şehitlerimizin yaşamlarının
ve şahadetlerinin taşıdığı anlam
yükünü her yönüyle algılayabilmek
her özgürlük militanının birincil
görevidir.
Bin yıllardan günümüze, yaşadığımız
coğrafya üzerinde yoğunlaşan çıkar
çatışmalarının temel hedefi haline
gelen halkların özgürlük arayışı,
büyük bedeller üzerinden her dönem
destansı çıkışlara vesile olmuştur.
Günümüzde de Mezopotamya’da bu
gerçeklikle harmanlanan Kürtlerin
mücadele geleneği, PKK ile hem derin
bir yurtseverlik hem de derin bir
insan severlikle sentezlenmiş,
bilimsel bir öz kazanmış, mücadele
yol ve yöntemlerinde daha kapsamlı
ve çok yönlü bir karaktere
bürünmüştür. Özgürlük Hareketimiz
PKK özünde Kürtlerin içinden ulusal
sorunu çözmek üzere yola koyulmuş
olsa da, ancak özgür insanla
yarattığı yeni yaşam modeliyle
ulusal sorunu oldukça aşan bir
gerçekliğe sahip olmuştur. Bu
nedenle PKK asla dar ulusal
sınırlara hapsedilemez. Şehit
yoldaşlarımızın gerçeğinde açığa
çıkan özgür insan kişilikleri bunun
somut göstergesi olmaktadır. Tarihin
en kadim halkı olan Kürt kişiliğinde
yaratılan bu özgürlük eğilimi ve
dolayısıyla yaşamda yaratılan
özgürlük düzeyi emperyalist sistemin
hareketimizi kendi karşısında tehdit
olarak ele almasına neden
olmaktadır. Özgürlük Hareketimiz PKK
bu karakterinden kaynaklı çok
çetrefilli, zorlu ve kritik
süreçlerden geçmiştir ve hala da
geçmektedir. Bu tür zorlu ve dönemeç
niteliğini taşıyan süreçler fedaice
şehit düşen yoldaşlarımızın
kahramanlıklarıyla her zaman
özgürlük lehine evrilmiştir.
Mücadele tarihimizde Hakilerle
başlayan Mazlumlarla, Agitlerle,
Zelallerle, Rojhatlarla, Agırilerle,
Erdallarla, Sorxwinlerle,
Medenilerle, Gülbaharlar, Kurtaylar,
Haliller ve Adıllarla bugüne dek
gelen şahadet gerçekliği, hiçbir
biçimde egemenliğe boyun eğmeyen,
özgür ve anlamlı yaşamdan başkasına
taviz vermeyen kahramanların
yaratımıdır. Şehitlerimizin
yaşamlarını ve eylemlerini
incelediğimizde her bir şehit
arkadaşımızın mücadelenin en zorlu
yollarını, en kritik süreçlerini en
önde aşan, beyniyle ve yüreğiyle
özgürlük yürüyüşümüzü aydınlatan
kahramanlık örnekleri olduklarını
görürüz.
Mücadele tarihimiz boyunca yaşanan
her şahadet karşısında mücadele
hırsımız daha da bilenmiş, onurlu ve
direnen kimliğimiz güçlenmiş, nasıl
yaşamalı sorularına cevaplarımız
netleşmiştir. Yaşanan şahadetler
ordulaşmamızı ve örgütlenmemizi
derinleştirdiği kadar mücadele
geleneğimize de anlamlı boyutlar
kazandırmıştır.
Kürt halkının özgürlüksel
ayaklanışında, Silahlı mücadelemizin
başladığı alan olma özelliğini
içeren Kürdistan’ın kalbi Botan,
gerillacılığa elverişli
coğrafyasıyla her açıdan olduğu gibi
özelikle askeri açıdan tarihimizde
oldukça stratejik bir role sahip
olmuştur. Kürdistan’da gerilla
Botan’da gelişen eylemliliklerle
tanınmış, özgürlüğün ilk adımları bu
coğrafyada atılmıştır. Botan
halkında varolan yurt sevgisi
özgürlük bilinciyle etkileşim
içerisine girerek bu toprakları
özgürlüğün ve direnişin sembolü
durumuna getirmiştir. Kürtler
açısından Kölelikten, özgürlüksel
uyanışa vesile olan ilk kurşunun
Agit yoldaş tarafından bu
topraklarda sıkılmış olması bu
coğrafyanın manevi değerini
güçlendirdiği gibi,bu topraklarda
mücadele etmenin anlamını daha da
derinleştirmiştir. Gerilla tarz ve
taktiklerinin doğru ve yetkin bir
biçimde uygulanılmasının
imkânlarının bulunduğu bu coğrafya
mücadelemiz açısından stratejik bir
değere sahip olduğu kadar, düşman
güçleri açısından da her zaman bu
sahamız stratejik düzeyde ele
alınmıştır. Bu bağlamda özgürlük
hareketimize karşı geliştirilen
inkâr ve imha saldırılarının en
pervasızca uygulandığı, düşman
yönelimlerinin aralıksız
süreklileştiği en temel
alanlarımızdan biri Botan’dır.
Silahlı mücadele tarihimizde Botan
coğrafyası bu özellikleriyle hem bir
yaşam akademisi hem de askeri
akademi rolünü oynamış, gerilla
mücadelemizin etkili yürütülmesinde
aktif rol oynayan birçok militan ve
komuta kişiliği kendini bu özgürlük
akademisinde yaratmıştır. Bu
özgürlük akademisinin öncüleşen
komutanlarından biri de Adıl Biliki
yoldaşımızdır.
Adıl yoldaş PKK’de gerilla
mücadelesinin başlangıcından
itibaren bu mücadelenin içinde aktif
bir biçimde yer alan ilk
arkadaşlarımızdan, ilk gerilla
komutanlarımızdandır. Başlangıç
süreçlerinde gerilla mücadelesi
yürütmek bugünkü koşullarımızla
karşılaştırıldığında oldukça
zorlayıcı olmakla birlikte, bugün
binlere varan gerilla ordumuzun
temeli o dönemlerdeki
arkadaşlarımızın büyük
fedakarlıkları ve görkemli
direnişleri üzerinden atılmıştır.
Adıl yoldaş da gerilla
mücadelemizin gelişim ve başlangıç
süreçlerinin tüm zorluklarını
yaşadığı kadar güzelliklerini ve
anlamını yaşama onuruna da
sahiptir.1987 yılında mücadele
saflarına katılan Adıl yoldaş pratik
zekâsı, gerillacılığa yatkınlığı ve
gelişme potansiyeliyle arkadaşların
ilgisini çekmiş kısa süre içerisinde
hızlı gelişmeler kaydeden Adıl
yoldaş eğitim amaçlı Önderlik
sahasına gönderilmiştir. Adıl
yoldaşın mücadelenin gelişimi
açısından umut vaat eden duruşu ve
güçlü katılımı kısa sürede tüm
gücümüz içerisinde büyük ilgi ve
sevgi odağı haline gelmesine yol
açmıştır. PKK 5. Kongresinde yedek
Merkez Komite üyeliğine seçilen Adıl
yoldaş, savaşın en kızgın bir
biçimde yaşandığı alanlarda kalarak
mücadele yürütmüş,pratik
zekası,örgütleyiciliği,örgütsel
duruşu,yürütme ve yönlendirme
yeteneği,üstün mücadele iradesi ve
savaşkanlığı,yaratıcı ve emekçi
özellikleriyle çok yönlü komutanlık
vasıflarına ulaşarak uzun yıllar
boyunca mücadelemizde en üst
düzeylerde sorumluluklar
üstlenmiş,bu temelde öncülük
konumuna ulaşmıştır. Vuruş
tarzındaki keskinlik ve netlikle,
kendini mücadeleye adamadaki
kaygısızlığıyla, düşman karşısındaki
cesaretiyle Apo’cu komutanlığın
somut ifadesi olmuştur. Eylem
planlamalarından tutalım bu
planlamaların pratik ifadeye
kavuşmasına kadar gerilla
mücadelemize çok yönlü bir katılımı
gerçekleştirmiştir. Gerilla tarzının
geliştirilmesi, etkin bir biçimde
uygulanması, en sonuç alıcı tarzda
pratikleştirilmesi amaçlı anlamlı
çabalar içerisinde olmuştur.
Gerilla tarzındaki taktik ustalık,
savaşa hâkimiyet, yönlendirme gücü
ve inisiyatifi dolayısıyla her zaman
tuttuğunu koparan üstün vuruş
kabiliyeti ile gerilla savaş
tarzının en sonuç alıcı tarzda
geliştirilmesinde belirleyici bir
rolün sahibi olmuştur. Adıl yoldaş
her dönemde olduğu gibi, son
dönemlerde de düşmanın en kapsamlı
operasyonlarından tutalım, imha
amaçlı gelişen tüm saldırılarını
büyük bir yaratıcılıkla boşa
çıkarmış hatta savaş tarihimizde
kapsamlı eylemlerle hamlesel bir
nitelik taşıyan büyük karakol
baskınlarının devamı olan Serxete
karakol baskını, Kirya Reş
kuşatması, Marinos karakol baskını
ve Kato Jirka baskını gibi hemen her
eylemde yer almış, sürekli tüm
alanlarda hareket ve eylem
inisiyatifi ve etkili rol oynama
kabiliyetine sahip hareketli
birliklerin başında uzun sürelerle
görevler yürütmüştür. En son Edi
Bese hamlesinin gerilla cephesinden
ilk cevap niteliğini taşıyan ve
giderek tüm alanlarımıza yayılan
eylemsellik sürecinin öncülüğünü
başlatan Adıl yoldaş, Gabar
eylemliklerinde koordine düzeyinde
en önde rol oynamış, bu anlamda
Hareketimizin süreci özgürlük lehine
çevirme amaçlı gerçekleştirdiği tüm
hamlesel çıkışlarda öncü düzeyinde
süreklileşen iddialı bir katılımın
sahibi olmuştur. Özgürlük
hareketimizin Edi Bese şiarıyla
gerçekleştirdiği hamlesel
eylemsellik sürecinin, Önderliğimizi
sahiplenme ve cevap olma üzerinden
gerilla güçlerimiz tarafından
karşılanması da bu anlamda Adıl
arkadaşın öncülüğünde Gabar’da
koordine ettiği ve bizzat içinde yer
aldığı eylemselliklerle anlamlı
gerilla duruşunun en somut ifadesi
haline gelmiştir.Bu bağlamda tüm
süreçleri zamanında en iyi algılama
ve gerekliliklerini yerine
getirmedeki hassasiyeti,Önderliğe ve
sürece cevap olma duyarlılığının
büyük kararlılık gücüne sahip olan
Adıl yoldaş,savaşta taktiği
incelikli, ustalıklı ve en yaratıcı
biçimde uygulama bilinci,vuruş
tarzındaki koparıcılığı,eylem
tarzındaki keskinliği,en iyi sonuç
alma becerisi ile düşman
saldırılarını boşa çıkarmak
kadar,mücadele tarihimizde en örnek
Komutanlık duruşunun çizgisel
ifadesi olarak anlam kazanmıştır.
Adıl yoldaş Özgürlük çizgisi
karşısındaki duyarlılığıyla
ideolojik – örgütsel reflekslerin en
zirvede yaşandığı militan duruşun
ifadesi olarak, hareketimize yönelik
hem içten hem de dıştan gelişen
bütün saldırıları en erkenden fark
eden, tavır koyan
arkadaşlarımızdandır. Yüksek
duyarlılık, Özgürlük Hareketimize
karşı ortaya çıkan tehditleri en
erkenden hissediş ve buna karşı
fedaice tavrı ortaya koyuş çok
anlamlı bir özgür gerilla
komutanlığının sembolünü şahsında
ortaya çıkartmıştır. En son Botan’da
yaşanan tasfiyecilik karşısında da
hem yaşam tarzı, hem savaşın
geliştirilmesi ve taktiğin doğru
uygulanması, hem de şahadet
biçimiyle gösterdiği görkemli
direniş, APO’cu militanlığın
zirvesel duruşunun ifadesi olmuştur.
Bir yanda Botan’da bazı bireylerde
ucuz yaşam arayışının neden olduğu
ciddi tahribatlara yol açan bir
gerçeklik yaşanırken, Adıl Yoldaş
savaşçılarıyla keşifte, eylemde,
saldırıda düşmanı en önde karşılama
çabasıyla APO’cu ruhun vazgeçilmez
tavrıyla öne çıkmıştır. Bu anlamda
kendisine militanım diyen her
arkadaş açısından esas alınması
gereken, yüzümüzü dönmemiz gereken
ve sürekli gündemimizi teşkil etmesi
gereken gerçeklik Adıl yoldaşın
militan gerçekliğidir. Bütün yaşamı
boyunca büyük bir çabayla yetersiz
yoldaşlığı aşma ve Önderlikle doğru
yoldaşlığı kurma gücünü gösterebilen
Adıl yoldaş Önderlik şahsında
halkımıza, Ortadoğu halklarına
unutulmaz bir kişiliğin örnek
duruşunun destansı mirasının
taşıyıcısı olmuştur.
PKK komutanlığının en temel özelliği
olan emekçilik, mütevazılık, sade ve
erdemli yaşam Adıl yoldaş’ın
kişiliğinde somutlaşmıştır. Adıl
yoldaşta somutlaşan APO’cu komuta
kişiliği tüm yoldaşlarda sevgi ve
saygı yarattığı kadar, düşman
üzerinde de her zaman büyük bir
korku yaratmıştır. Yarattığı güvene
dayalı tüm zamanların en fazla güven
veren komutanı Adıl yoldaşın,
bulunduğu her yerde denetimindeki
savaşçıları, dolayısıyla tüm
yoldaşları her süreçte düşman
karşısında zafere ulaşacaklarına
inanırlardı. Zira Adıl yoldaş,
nerede olursa olsun bulunduğu alanda
boşa çıkarılamayacak hiçbir düşman
gücünün olmadığını taktik
ustalığıyla ortaya koyduğu gibi el
attığını koparabilen yaratıcı ve
keskin vuruş kabiliyeti ile düşmanda
büyük korku yaratan militanca bir
iddianın en bariz örneklerinden
olmuştur. Çünkü onun başarıya dair
sarsılmaz inancı, bükülmeyen
iradesi, kendi özgücüne dayalı
kazanma kararlılığı her zaman
düşmanın sonuç almasını engellemiş
ve bu anlamda büyük başarıların
sahibi olan en erdemli duruşun
sarsılmaz kişiliğine ulaşmıştır.
Feodal ve geleneksel gerçekliği
aşarak mücadeleyle bütünleşen,
bildiklerini sonuna kadar savunan,
red ettiğine karşı beyniyle ve
yüreğiyle mücadele eden bir kişiliğe
sahip olan Adıl yoldaş, kendisine
dayatılan sınırları kabul etmeyen,
mücadeleyle kendisini bütünleştiren
ülke özlemini ve sevgisini derinden
yaşayan yurtseverliğin en güzel
sembollerindendir.
Adıl arkadaşın derin yoldaşlık
sevgisiyle bütünleştirdiği halk
sevgisini, Önderliğe olan bilince
dayalı bağlılık üzerinden gelişen
doğal ve güzel sevgisini
yoldaşlarına olan yaklaşımından
görmek ve anlamak mümkündür. Adıl
yoldaşın yoldaşlarına olan
yaklaşımlarında gösterdiği
hassasiyet ondaki duygu yoğunluğunun
ifadesi olarak açığa çıktığı gibi
her zaman için yoldaşlarının ilgi,
sevgi ve çekim merkezi haline
gelmesini beraberinde getirmiştir.
Oldukça genç yaşta mücadeleye
katılmasına rağmen gelişim
performansı, duygu yoğunluğu,
siyaseten kültüre, ideolojik
sorunlardan bireysel yaşamsal
sorunlara kadar mutlaka kafa yorması
ve çözümler yaratması mücadele
gücünü ve cesaretini kendinde
göstermesi onu savaş komutanı olduğu
kadar yaşamın da vazgeçilmez
komutanı yapmıştır. Botan’ın
aşiretçi feodal yapılanmasından
gelmesine ve yine sınırlı eğitim
düzeyine rağmen kendini bilme ve
gerçekleştirme üzerinden
gerçekleştirdiği katılımla cesur
yüreğiyle özgürlük mücadelemizin
büyük komutanlarından, Kürdistan
halkının yiğit evlatlarına yaraşır
bir özü açığa çıkarabilen
yoldaşlardan biri olmayı başarma
kudretine sahip olmuştur. Adıl
yoldaşın farkı bildikleriyle
yaptıkları arasındaki farkı derinden
hissetmesi ve bunu mücadele gücüne
dönüştürmesi ve yaptıklarını
bildiklerine göre
örgütleyebilmesidir. Adıl arkadaşın
her eyleminde söz yeniden anlam
bulmuş ve Adıl yoldaş söz ve eylem
bütünselliğinin adı olmuştur.
Her şehit arkadaşımızın yaşamından
öğreneceklerimiz, kendimize esas
alacağımız yaşamsal ilkeler vardır.
Şehitlere bağlılık ve onlara layık
olmayı bilmek Adıl yoldaş gibi
şehitleri anı anına yaşamak onların
amaçlarını gerçekleştirme kudreti ve
gücünü göstermek, her koşul altında
mücadeleyi her anlamda yükseltmek ve
onlara cevap olma çabasında olmakla
ancak mümkün olabilir. Adıl
arkadaşın şahadeti vesilesiyle bir
kez daha şahadet gerçekliği
karşısındaki duruşlarımızı
sorgulamamızın gerekliliğini
hissetmekteyiz. Şehit yoldaşlarımız
özgürlük militanlarının yaşam ve
özgürlük manifestolarıdırlar. Onlar
bizim sürekli yaşatılması gereken
vazgeçilmez değerlerimiz, her zaman
yönümüzü dönmemiz gereken
kıblegahımız, Özgürlük amacımızın
çizgisel ifadesidirler. Bu nedenle
her gün anı anına Şehit
yoldaşlarımızın, Önderliğe, örgüte,
yoldaşlığa, yaşama, özgürlüğe,
savaşa yaklaşımları üzerinde
yoğunlaşmalı, onlardan öğrenmeyi
bilmeli ve öğrendiklerimizi söz
gücüne olduğu kadar davranış
biçimine dönüştürmeyi bilmeliyiz.
Şahadet gerçekliği karşısında
ağlamak, duygusal, yüzeysel
yaklaşmak zaaflı bir duruşun
göstergesi olduğu gibi sadece
acılarımızı hafiflettir. Zira her
şahadet gerçekliğinde acıları
öfkeyle bilemek kine ve intikam
duygularına dönüştürerek acılara
anlam katmak önem kazanmaktadır.
Önderliğimizin şehitler karşısındaki
sorumluluk duygusuyla, anılarına
bağlılık bilinciyle şahadet
gerçekliğine yaklaşmamız en esas
yaklaşım olmalıdır. Önderliğimiz her
zaman için yaşanan her şahadete
büyük anlamlar biçmiş ve
şahadetlerin anısına mutlaka
hamlesel çıkışlarla karşılık vermiş,
özgürlük mücadelemizde bu
diyalektiksel yaklaşım bir gelenek
halini almıştır. Önderliğimiz
“Biz şehitlerimizi tamamen içimize
alarak yaşıyoruz. Bu PKK’de
kesindir. Dolayısıyla ne bir
arkadaşımız şehit düştüğünde
kaybolup gideceğini düşünebilir ne
de geride kalan tek başına kaldığını
söyleyebilir. Hayır, bizde birin
bütünde ve bütünün birde
gerçekleşmesi esastır.
Şehitlerin anısına yapabileceğimiz
en büyük hizmet yaşamımızı daha da
özgürlüğün bedeli ve somutlaşmış
ifadesi haline getirmek olacaktır.”
Sözleriyle şehit gerçekliği
karşısındaki yaklaşımımızın nasıl
olması gerektiğini dile getirmiştir.
Şehadetiyle yitirdiğimiz her
yoldaşımız yüreğimizden bir parça
olup kopsa da, aynı zamanda her
şehid’in başımızı dik kıldığının ve
bizleri onurlandırdığının bilinciyle
yaklaşmalıyız. Her toprağa gömülen
yoldaşımızla bir olmaya çalışmak,
şehit arkadaşlarımızın amaçları,
hayalleri için yaşamak, onların
özgürlük tutkuları ile daha da
bütünleşmek ve yoldaşlarımız
karşısında yaşadığımız bu anlamlı
duyguları mutlaka başarıya, zafere
ve pratik bir hamleye dönüştürmek
şehide bağlılığın gerekliliği olduğu
kadar yaşadığımız acıyı güce
dönüştürmenin en anlamlı yoludur.
Yoldaşlarımıza olan sevginin ve
bağlılığın yine düşmana olan öfkenin
ortaya çıkardığı gücü özgür ve
anlamlı olanın inşası için
mücadeleye yöneltmek kalıcı
değerlerin açığa çıkmasına neden
olacaktır.
Edinilmiş bilinç eyleme, söylenen
söz davranış biçimine dönüşmezse
orada aşınma yaşanır. Adıl
arkadaştan öğreneceğimiz en önemli
ilkesel yaklaşımlardan biri de
söylediğimiz sözü mutlaka
eylemselleştirmek, amaçlarımız
uğruna her türlü zorluğu göze almak
ve söz eylem birlikteliğini
gerçekleştirmek olmalıdır. Yüzeysel
ve ucuz yaklaşımlarımızın köklü
özeleştirisini gerçekleştirmek,
çözümsüzlüklerimizle, kendimizi
aşmadığımız ve tekrarladığımız
yanlarımızla mücadeleye girişmek,
şahadetlere karşı büyük bir cevabı
teşkil edecektir. Adıl arkadaşın
mücadelesi bizlere çok önemli bir
örnek olmaktadır. Düşmana karşı
nasıl direnmeli, nasıl planları boşa
çıkartılmalı gibi sorular karşısında
Botandan yükselen cevap vardır. Ve
biz bu cevabı çok iyi okumalıyız.
Kendimizde zihniyet dönüşümünü
gerçekleştiren, özgürlük çizgisinde
ısrar eden ve ne olursa olsun
başarıya kilitlenen bir duruşun
sahibi olmalıyız. Düşmanın
konseptlerini beynimizde yenmeli,
yüreğimizle mücadele gücüne
kavuşturmalıyız. Hareketimiz
üzerinde hala çok ciddi planlar
vardır. Gerek imha yöntemleriyle
yönelme ve gerekse de örgütü içten
tahrip ederek yönelme tarzında
planlar hızından herhangi bir şey
kaybetmemiştir. 2007 yılı bu düşman
saldırılarının zirvede yaşandığı,
inkâr ve imha konseptinin her türden
yönteminin devreye sokulduğu bir yıl
olmuştur. Düşmanın bu inkar ve imha
konseptinin temel halkasını
Önderliğimizin zehirlenmesi
oluşturmuş bu kirli yönelimin
hareketimiz tarafından erkenden
deşifre edilmesinin ardından
saldırılar pervasızlaşarak devam
etmiştir. Kuzeyde gerilla
güçlerimize yönelik olarak
operasyonlar aralıksız sürmüş,
güneyde ise örgütün merkezine
havadan ve karadan saldırılar
geliştirilmiştir. Düşmanın bu
saldırıları karşısında gerilla
güçlerimizin görkemli direnişleri
yaşanmış salt düşmanın bu
saldırılarını boşa çıkarma üzerinden
değil düşmanın tüm yanlış
hesaplarını boşa çıkarma ve mutlaka
zaferi yakalama üzerinden bir
katılım esas alınmıştır. Bu
saldırılar karşısında şehitlerimizin
fedaice ortaya koydukları tavırlar,
yüreklerinden ve beyinlerinden
dökülen her söz bizim için altın
değerindedir. Şehitlerimizin
gerçekliği Önderliğimizin ve
özgürlük hareketimizin etrafındaki
ateşin soğumasına izin vermeyen,
kendilerinde egemen sistemi aşan,
düşmanın yönelimlerini en önde
kendinde boşa çıkartan ve tarihi
sorumluluklarına sahip çıkan çözüm
üreten militan gerçekliktir.
Adıl arkadaş tüm sorunlar karşısında
çözüm üretme kabiliyetine sahip bir
arkadaştı bu özellikleri doğal
saygınlığını ve otoritesini
güçlendiriyordu. Sözüne sahip
çıkmayı bir erdem biliyordu. Yaşamı
boyunca da yaşamının son anında da
temel felsefesi buydu. Her türden
muğlâklık, çözümsüzlük, içten ve
dıştan dayatılan tüm çizgi dışı
yaklaşımlara karşı Adıl arkadaşın
çizgisinde ve felsefesinde mücadele
etmek, düşman karşısındaki
özgürlükçü duruş olduğu kadar
bizleri özgürlüğe yakınlaştıran bir
yaşam eylemi olacaktır. Düşmanın
lanetliliği karşısında anlamlı ve
güzel olanı yaratmak, Önderlikle
yeterlileşen yoldaşlığı geliştirecek
ve gerçekten düşmanı kahredecek bir
özgürlük gerçekliği açığa
çıkaracaktır.
Egemen sistemin lanetli gerçekliğine
karşı özgür ve çözümleyici bu
yanıyla keskin militan duruşu
yaratmak ve Adıl arkadaşın
yaşamından öğrendiğimiz gibi
sözümüze her ne pahasına olursa
olsun sahip çıkmak şahadetlere
vereceğimiz en anlamlı karşılıktır.
Her açıdan olağanüstü ve halkımız
açısından kader belirleyici bir
süreci ifade eden 2008 yılını
2007’nin önemli dersleri ışığında
ele almamız gereken bir dönemden
geçmekteyiz. Bu yılı mutlaka başarı
yılına dönüştürmenin olmazsa olmaz
kabilinde olduğunun bilincinde
olmak, sürecin doğru okunması ve
gerekliliklerinin yerine
getirilmesindeki sorumluluklarımıza
sıkı sıkıya sarılmamızla
bağlantılıdır. Bu anlamda düşman
açısından da tasfiye konseptinin
sonuç alması üzerinden yoğunlaşan
saldırıların şimdiye kadar olduğu
gibi bundan sonra da
süreklileşeceğini son dönemdeki
aralıksız yönelimlerden anlamak
mümkündür. Buna rağmen her
zamankinden daha güçlü ve avantajlı
yine inisiyatifli olduğumuz bu
dönemde her arkadaşın tüm gücünü
başarıya seferber etmesi gerektiği
açıktır.2008 yılını halkımızın
özgürlük yılına dönüştürmemiz her
zamankinden daha fazla imkan
dahilinde olduğu gibi, HPG olarak
biz bu yılı mutlaka başarı yılına
dönüştürme kararlılığımızı pratik
çabamızla gösterme iddiasındayız. Bu
gerçeklikten hareketle başta kendi
iç geriliklerimizle mücadele etmek
ve aynı zamanda düşman saldırıları
karşısında mücadeleyi hamlesel bir
yaklaşım üzerinden yükseltmeyi en
temel görevimiz, başarı
gerekliliğimiz ve yaşam gerekçemiz
sayıyor, mücadele azmimizin
şehitlere bağlılık ve onlara layık
olma çabası olacağını dönem sözümüz
olarak belirtiyoruz. HPG güçleri
olarak büyük komutanımız Adıl
yoldaşı kaybetmenin acısını derinden
yaşıyor Ona layık olmanın düşmana
kin, intikam ve öfkeyle dolu
olmaktan geçtiğini biliyoruz. Yiğit
komutanımıza vereceğimiz en yalın ve
sade söz Onun gibi düşmana öfkeli
olma, her koşul altında özgürlük
değerlerimizi koruma, Önderliğimize
ve hareketimize yönelik her
saldırıyı en önde göğüslemedir.
Bundan önce olduğu gibi bundan sonra
da kahraman yoldaşlarımızın kanını
yerde bırakmamak hepimiz açısından
temel yaşam gerekçesi olmaktadır.
Şehit arkadaşlarımızın anılarına
bağlılığın gereği olarak
geliştirilen hamle sürecine en aktif
bir biçimde katılmak, tüm
yoldaşlarımızın mutlaka intikamını
almak ve her günü eylem gününe
dönüştürmek şimdiye kadar olduğu
gibi bundan sonrada onur borcumuz
olmaktadır. Onurluca yaşama
sarılmak, yaşamımızı onure etmek ve
bu temelde boyun borcumuz olan
şehitlerimize her koşul altında
sahip çıkmak, onların izinden
yürümek, onları yaşamımızın her
anına hakim kılmak ve mutlaka onlara
cevap olmayı esas amaç haline
getirmekle mümkündür. Bu gerçeklik
ışığında yaşadıkça başarıya
ulaşabilir, başardıkça layık
olabiliriz. Bu temelde bir kez daha
Önderliğimiz, Halkımız ve
Şehitlerimiz karşısında zafer sözünü
verdiğimiz bu süreçte, bir tek
şiarımız olan başarı iddiasından
başka yol tanımamamız gerektiğini
belirtiyor, tüm yoldaşların bu
başarı sözü etrafında
kilitleneceğine ve şehit yoldaşlara
laik olacağına inanıyor, başarılar
diliyoruz.
HPG ANA
KARARGAH KOMUTANLIĞI
5 – 5 – 2008
|