|
Basına ve Kamuoyuna
KCK
Yürütme Konseyi Başkanlığı
Türk
devletinin 1 Mayısta emekçilere
yönelik sergilediği şiddet, Türk
devletinin hala 12 Eylül askeri
cunta kanunlarına bağlı olduğunun en
büyük göstergesi olmuştur. 12 Eylül
cuntasının temel amacı Kürdistan
Özgürlük Hareketi ve Türkiye sol
hareketini tasfiye etmekti. Aslında
Türk devleti hala bu noktada bir
politikayı sürdürmektedir. Şimdiye
kadar Türkiye sol hareketinin
zayıflamış olması ve devletin emekçi
kesimleri yedekleme politikasıyla
tüm okları Kürdistan Özgürlük
Hareketine yönlendirmesinin bir
sonucu olarak bu yönünü hep gizli
tutmuştur. Ancak 1 Mayıs’ta emekçi
kesimlerin irade olma istemi
karşısında sert tutumunu ortaya
koyması ve emekçilere geri adım
attırması gerçekliğini açığa
vurmuştur. 1 Mayıs’ta ortaya çıkan
bu gerçeklik aynı zamanda Türkiye
emekçi hareketinin yaşadığı
yanılgıları da ortaya koymaktadır.
Bu durum tüm yanılgılardan kurtulma
ve Türkiye ile Kürdistan’daki tüm
emekçi kesimlerin, demokratların,
yurtseverlerin ve sosyalistlerin bir
çatıda toplanarak gerçek demokratik
halk muhalefetini oluşturmaları
görevini tarihsel bir zorunluluk
haline getirmiştir.
1
Mayıs’ta İstanbul’da emekçilere
karşı devlet terörü uygulayan AKP
hükümeti ve Türk devleti aynı gece
Kandil alanını da saat 23:30’dan
gece yarısı 02:00 sıralarına kadar
süren bir hava saldırıyla
bombardımana tabi tutmuştur. Bu hava
saldırısıyla genelde PJAK karargahı
ve PJAK’a bağlı güçler
hedeflenmiştir. Saldırı sonucu PJAK
merkez karargahındaki basın bürosu
darbe almış, 5’i basın çalışanı
olmak üzere, Kürdistan halkının
yiğit 6 evladı şehit düşmüştür.
Havadan gerçekleştirilen Kandil
bombardımanıyla çevre köylerde de
bir takım maddi zaiyatlar
yaşanmıştır. Bu saldırı da ABD
yapımı 2001 yılından sonra imal
edilen yeni bir bomba çeşidiyle
birlikte değişik gazları içeren bir
silahın kullanıldığı tespit edilmiş
bulunulmaktadır. Kullanılan bu
silahın uluslar arası savaş
yasalarına göre suç sayılan
silahlardan olduğu kesindir. Bu
açıdan inceleme ve mahiyetini açığa
çıkarma çalışmaları devam
etmektedir. Bu konuda tüm ilgili
insan hakları kuruluşlarını
bombalanan yerlerde inceleme yapmaya
ve sonuçlarını kamuoyuna açıklamaya
çağırıyoruz.
Bu
konuda Türk Genel Kurmayının yaptığı
açıklama tamamen gerçek dışı bir
açıklamadır. Hedeflenen yer PKK’nin
değil, PJAK merkez karargahı ve
basın bürosudur. Burada yaşanan 6
kayıp dışında ne PJAK’ın ne de
alanda bulunan başka güçlerin
herhangi bir kaybı yoktur. Türk
genelkurmayının verdiği rakam ile
Türk basınının liderleri de
vurulmuştur türündeki haberler
tamamen safsatadır. Böyle bir durum
yoktur.
Türk
devletine ait uçakların yaptığı
söylenen bu saldırıyla Kürt halkına
ve özgürlük hareketine bazı
mesajların verilmek istendiği
açıktır. Türkiye’de emekçilere karşı
uygulanan şiddet ve aynı gece
Kandil’e dönük gerçekleşen bu
saldırıyla ‘sisteme muhalif güçler
kim olursa olsun ezilecekler’ demek
istemektedirler. Saldırının
özellikle son dönemde çok tartışılan
PJAK güçlerine karşı yapılmış olması
dikkat çekici olup, Kürt halkına
karşı nasıl katliamlar
yapabileceklerini ve hangi parçada
olursa olsun Kürdistan Özgürlük
Hareketi’ne karşı nasıl acımasız
davranacaklarının mesajını
vermektedir.
Bundan bir süre önce İran
Cumhurbaşkanı Ahmedi Nejat’ın
gerçekleştirdiği Irak ziyaretinde
Kürt Özgürlük Hareketine karşı
Türkiye ve Irak’ı, İran’la beraber
ortak mücadele etmeye çağırmıştı.
Daha sonra Türk-İran heyetleri
arasında yapılan ittifak ve
görüşmeler sonucunda her iki
devletin istihbarat ve keşif güçleri
tüm sınır hatlarında ve Kandil
üzerinde keşif faaliyetlerini
geliştirmeleri, Kürdistan Özgürlük
Hareketi’ne karşı ortak yeni bir
saldırı sürecini başlatacaklarını
gösteriyordu. Saldırıdan üç gün önce
Türk, İran ve Irak’ın PJAK alanını
ortak keşif ettikleri bilgisiyle
beraber, saldırıdan bir gün önce de
gün boyu ABD keşif uçaklarının da
alan üzerinde tespitler yapmasından
sonra saldırı gerçekleştirilmiştir.
Burada her iki tarafın karadan ve
havadan yaptıkları keşif
sonuçlarının birleştirildiği
anlaşılmaktadır. Bu temelde ağır bir
şekilde PJAK merkezine karşı yapılan
saldırının hangi devletlerin
ortaklığıyla yapıldığının cevabı
önemli olmaktadır. Bu sorunun cevabı
aynı zamanda Kürt halkı üzerinde
oynanan oyunların denklemini çözme
formülünü de netleştirecektir. Türk
devleti, ABD onayı ve istihbarat
desteğiyle, saldırıyı İran’a karşı
Doğu Kürdistan’da mücadele yürüten
ve İran’ın tasfiye etmek için tüm
gücünü ortaya koyduğu PJAK’ın
merkezine yapması, kafalarda birçok
soru işaretini yaratmaktadır. Aynı
hedef üzerine İran’ın da Türk
devleti ile yoğunlaştığı ve keşif
yapması göz önüne alındığında, ABD
ile İran’ın ironik bir biçimde
ortaklaştığını göstermektedir. Bu
ironinin çok karmaşık ve izahata
ihtiyaç duyduğu açıktır.
Şimdi
açıkça soruyoruz: PJAK güçleri
şahsında Kürt Özgürlük Hareketi’ne
karşı gerçekleşen bu saldırıda İran,
Türkiye, Irak ve ABD’nin ortak bir
ittifakı var mı? Kürt halkına karşı
yeni bir CENTO süreci mi gelişiyor,
yoksa hedef kaydırılması ve
birbirini kandırma durumu mu var? Bu
durum anlaşılması gereken ve izahata
kavuşmak zorunda olan bir konudur.
Nasıl oluyor da Kürt halkının
özgürlük mücadelesine karşı ABD ve
İran aynı noktada birleşmektedirler.
İran
sistemine karşı ideolojik bir
mücadele yürüten ve basın mensupları
olan PJAK’ın en değerli kadrolarını
katleden bu vahşi saldırı hangi
kirli hesaplar ve oyunlar temelinde
yapılmıştır. Yetişmiş aydın Kürt
gençlerinin katledilmesi hangi kirli
hesaplara dayanıyor. Kürt halkına
reva görülen bu vicdansızlık hangi
ahlaki ve hukuki ölçülere
dayandırılmaktadır. En gelişkin
silahlarla Kürt gençlerinin imha
edilmesinde rol oynayan ABD’nin bu
konseptte ne gibi hesapları vardır.
Vicdan sahibi hiç kimsenin kabul
edemeyeceği bu hunharca ve haince
yapılan alçakça saldırı karşısında
bütün parçalarda bulunan yurtsever
Kürdistan halkının ve siyasal
temsilcilerinin iyi düşünmesi
gerekmektedir. Açıkça görülüyor ki,
Kürt halkına karşı yeni bir senaryo
geliştirilmek istenmektedir. Burada
kirli hesaplara dayalı büyük bir
oyunun olduğu kesindir. Halkımıza ve
halkımızın özgürlük davasına karşı
karmaşık, karmaşık olduğu kadar
entrikalarla dolu bir sürecin
başlamış olduğu görülmektedir.
Açık
ki tüm Kürt halkı şunu öğrenmek
istiyor: Bölge statükoculuğunu
değiştirmeye geldiğini iddia eden
ABD’nin, kendi keşifleri sonucu PJAK
güçlerine yönelik yapılan bu vahşi
saldırıyı nasıl karşılamaktadır?
Amerikan halkına ve dünya kamuoyuna
ne gibi bir izahat yapacaktır. Yine
Irak devleti’nin bu saldırıdaki rolü
nedir ve neyin karşılığında bu
saldırıya onay vermiştir? Bir Türk
heyetinin Bağdat’ta bulunduğu ve
aynı gün Irak ve Bölgesel Kürt
hükümeti yetkilileriyle görüştüğü
düşünüldüğünde bu güçler yapılan bu
saldırıyı nasıl izah etmektedirler?
Bütün bunların aynı güne denk
gelmesi bir tesadüf müdür, yoksa
bilinçli bir mesaj mıdır? Bu saldırı
ile kimi nasıl tehdit etmek
istemektedirler. Bölgesel Kürt
hükümeti bu koşullarda gerçekleşen
saldırıyı nasıl karşılamaktadır?
Bütün bu konularda tutumların
netleşmesi ve izahata kavuşması
önemlidir.
Doğu
Kürdistan’da mücadele yürüten PJAK’a
karşı Türk savaş uçakları tarafından
gerçekleştirildiği iddia edilen ve
arkasında birçok gücün bulunduğu
anlaşılan bu saldırının tüm
parçalardaki Kürdistan halkına ve
kazanımlarına karşı yapıldığı
açıktır. Bu nedenle Kürdistan’ın
dört parçasındaki bütün Kürt
halkının ve yurtsever örgütlerin bu
saldırıya karşı birleşmesi Kürt
halkının kazanımlarının ve değer
yargılarının korunması bir görev
durumundadır. Bu saldırı sömürgeci
güçlerin tüm Kürt halkına karşı imha
zihniyetini ortaya koymada yeterli
bir veri sunmaktadır. “Tek hedef
PKK’dir, siviller zarar görmedi”
denilerek sürdürülen bu katliamlarla
Kürt gençlerinin ve değer
yargılarının tahrip edilmesine karşı
mücadele yürütmek tüm Kürt halkının
görevi durumundadır.
Biz
hareket olarak bu saldırıyı
gerçekleştiren ve saldırı da rolü
olan tüm güçlerin kirli
çamaşırlarının ortaya dökülmesi
halinde, Kürt halkı üzerinde
oynanmak istenen oyunların ve kirli
hesapların ortaya döküleceğini iddia
ediyoruz. Bu nedenle biz başta Güney
Kürdistan hükümeti olmak üzere,
Kürdistan’ın dört parçasındaki tüm
yurtsever örgüt ve kurumları oynanan
bu oyunlar karşısında duyarlı
olmaya, hiçbir Kürdün bu kirli
senaryoya figüran olmaması için
mücadele etmeye, PJAK militanlarına
karşı yapılan bu hunharca saldırı
karşısında tutumunu belirlemeye,
sesini yükseltmeye ve ulusal
çıkarlarda birleşmeye çağırıyoruz.
05.05.2008
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı
|