|
MAYIS AYI ŞEHİTLERİ
1981'deki PKK I. Konferansı, Mayıs ayını
Şehitler Ayı, 18 Mayıs'ı da Şehitler Günü olarak ilan etti.
Bunun nedeni de Haki KARER ve Halil ÇAVGUN gibi Kürt Özgürlük
Hareketi'ne mensup öncü kadroların, 18 Mayıs günü yaşamını
yitirmeleridir. Deniz GEZMİŞ, Hüseyin İNAN ve Yusuf ASLAN ile
İbrahim KAYPAKKAYA gibi Türkiye devrimci gençliğinin büyük
önderlerinin şehit düştüğü bir ay olması nedeniyle de Mayıs ayı,
Şehitler Ayı olarak ilan edildi. O günden bu yana her Mayıs ayı,
yaşamını özgürlük mücadelesinde yitirenlere bağlılığın simgesi
oldu.
HAKİ KARER
Haki Karer, Ordu Ulubey’de 1950 yılında doğdu.
İlk, orta ve liseyi Ordu’da okudu. Üniversiteye A.Ü. Fen
Fakültesinde başladı. 1970 sonrası gelişen devrimci gençlik
hareketinde etkilenen Haki Karer, kısa sürede devrimci
düşünceleri benimsedi. Aynı süreçte Kemal Pir ve Başkan Apo ile
tanıştı. 1973’te ADYÖD’te organizatör düzeyinde sorumluk
üstlendi. 1976 Dikmen toplantısında alınan ülkeye dönüş
kararıyla birlikte önce Batman’a daha sonra Antep’e gitti.
Antep’te başarılı bir pratik sergiledi. MIT’in kontrolünde
kurulmuş olan "Sterka Sor" adlı kontra örgüt devreye sokularak,
Haki Karer, Antep’te Alaattin Kapan adlı unsurla tartışmaya
davet edildi. Randevu Mayıs ayının 18’inde Antep’in bir
kahvehanesinde gerçekleşti. Hazırlanan bu çirkin tuzak
sonucunda, 18 Mayıs 1977’de Haki Karer şehit edildi.
18 Mayıs 1977'de emek kahramanı ve büyük
enternasyonalist devrimci olarak anılan Haki KARER, istihbarat
güçleriyle işbirliğinde olduğu ortaya çıkan Sterka Sor adlı bir
örgüt tarafından şehit edildi. Kürdistan Demokratik
Konfederalizm Önderliği, Haki Karer için o dönem şu
değerlendirmeyi yapar: "Kürdistan devriminin gereğini
kavradığı andan itibaren üniversitenin son sınıfını terk edip
yatağını sırtladığı gibi, hiç tanımadığı ülkemize yönelmekte
tereddüt etmedi. Beş kuruşu olmadığı zaman hamallık yaparak
mücadeleyi yürüttüğü günler az değildir. Kendisini yakından
tanıyanlar en yırtık elbiseleri kendisinin giydiğini, aylarca
tek öğün basit bir kahvaltıyla yaşadığını unutmazlar. Tüm
olumsuzlukların aşılması için çevresine bir esin kaynağıydı.
Yanında bulunanlar zamanın nasıl geçtiğini fark etmezlerdi.
Onunla her zaman birlikte yaşamaya can atarlardı."
Önderliğin; "iliklerimize kadar sarsıldık, parti olmaya karar
verdik" dediği, mücadelemizin partileşme sürecine girdiği
olaydır. Böyle temel halkalar var. Merkezinde Haki arkadaşın
şahadetinin yer aldığı, sayısı on binlerle ifade edilen şehitler
gerçeğimiz neyi ifade ediyor? En olumsuz ortamda, ulusal yok
oluşun dayatıldığı, her türlü baskı ve sömürünün halk üzerinde
hakim kılındığı bir ortamda bunun bilincine varmak, bunda
kurtuluşun yolunu yöntemini aramak, bunun bilincini,
ideolojisini ortaya çıkarmak, bu ideolojiyi yaşatmak azminde ve
kararlılığında olan devrimci militan parti yaratma mücadelesini
ifade ediyor. Kürdistan'da bu '70'ler boyunca yapıldı. Bu, en
olumsuz koşullarda gerçeği arayıp bulmak, Kürt ve Kürdistan
gerçeğini tanımlamak, onu içinde bulunduğu geri ve onursuz
durumdan çıkarıp kurtuluşa götürme yönünde bir ideolojik-politik
çizginin yaratılması ve onu hayata geçirme kararlılığında olan
öncü bir grubun ortaya çıkartılması eylemidir. Böyle bir çalışma
bile Kürdistan'da zorla oldu. Büyük cesaret fedakarlık ve
direngenlik istedi. Kan pahasına, şahadeti göze alma pahasına
oldu. Bunun için parti savaş vermek, şiddet kullanmak, savaşın
ve şiddetin içerdiği bedeli göze almak zorunda kaldı.
HALİL ÇAVGUN

PKK Merkez Komite Üyesi olan Halil Çavgun
19 Mayıs 1978 de Hilvan de şehit edildi.
İlk okulu Hilvan,Orta ve Liseyi Urfa da Yatılı
okulda okudu.Yüksek okulunu da Eğitim enstütisinde devam etti.
Siyasi nedenlerden dolayı okuldan ayrılmak zorunda kaldı. Halil
Çavgun 71 döneminde siyasi yaşama adım attı. O dönemde Ulusal
Kurtuluş Mücadelesinin Hilvanda gelişmesi üzerine, mücadeledeki
yerini aldı. Mücadelenin Bölge Temsilciliğini yapıyordu.Çavgunun
şehit edildiği gün olan 19 Mayıs Hilvan ve Kürdistan da direniş
günü olarak kabul edildi. Halil Çavgun, Haki Karer’in
şahadetinin birinci yıl dönümünde afiş asma ve yazı yazma
eyleminde polislerle çıkan çatışma da yaşamını yitirdi.
MEHMET KARASUNGUR
PKK Merkez Komite Üyesi olan Mehmet Karasungur 1983 yılında
İbrahim Bilginle YNK güçleri tarafından şehit edildi.
Mehmet Karasungur 1947 yılında Bingöl’ün Darabiye köyünde dünya ya geldi. İlk okulu köyünde, Orta ve Liseyi
de Bingöl de okudu. Erzurum Üniversitesi Matematik bölümünü
bitirdi.1972 yılında Maraş'ta Öğretmenlik yaparken siyasi
çalışmalarından dolayı Hakkari'ye sürgün ediliyor. Daha sonraki
yıllarda Şebinkarahisar da görevini sürdürüyor. 1975 yılında
Bingöl Lisesine tayini yapılıyor. Karasungur TÖB-DER Bingöl
Şubesinin açılmasında öncülük ettikten sonra derneğin
yönetimine giriyor. Karasungur Bingöl'deki görev süresi içerisinde
Mehmet Hayri Durmuşla tanışıyor.1976 yılında göz altında
tutulduğu Karakolun Müdürünü döven Karasungur komaya girene
kadar polis işkencesine maruz kalıyor. Politik çalışmalarından
dolayı deşifre olan Karasungur 1978 yılında Bingöl'deki
öğretmenlik görevini bırakıp profesyonel devrimci yaşamına
atılıyor. Hilvan ve Siverek eylemlerinde örgütleyici yönüyle Kürt
Özgürlük Mücadelesinde derin izler bırakan Karasungur 1980
yılında Lübnan'a geçiyor.1982 yılında Ulusal Birliği oluşturmak,
Kürt örgütlerinin arasındaki düşmanlığı sona erdirmek ve birlik
çizgisini oluşturmak için Güney Kürdistan'a geçiyor. Böyle bir
görev için PDK'nin kampına gidiyor, bu arada YNK güçlerinin
kampa saldırması sonucu 2 Mayıs 1983 yılında arkadaşı İbrahim
Bilginle beraber şehit düşüyor.
FERHAT KURTAY
1949 yılında
Mardin'in Kızıltepe İlçesine bağlı Xursê köyünde
fakir bir aile çocuğu olarak dünya geldi. İlk, Orta ve Liseyi
Kızıltepe ve Mardin'de okudu. Trabzon'da Mimarlık Fakültesini
bitirdi.Bu arada evlendi ve bir dönem Mühendislik görevi
yaptı. Okul yıllarında Devrimci düşünceyle tanıştı. Türkiye ve
Dünya Devrim Hareketlerinden etkilendi. 1978 yılından sonra
profesyonel olarak partiye aktif katıldı. Mardin Bölge
örgütlenmesi ve Hazırlık Komitesinde doğrudan görev aldı.
Partinin yayın organlarını bu bölgede dağıtıyordu. 23 Kasım 1979
yılında Mehmet Hayri Durmuş ve diğer arkadaşlarıyla kaldığı bir
evde yakalandı. 17'yi 18 Mayısa bağlayan gecede 33 koğuşta
kendisini yakma eylemi gerçekleştirerek şahadete ulaştı.
MAHMUT ZENGİN
Aslen Siverekli olan Mahmut Zengin dedesinin taşınması üzerine
yaşamının büyük bölümünü Hilvan da geçirdi. İlk ve Orta okulu
burada bitirdi. Yoksul bir aile çocuğuydu. Feodal çevrelerin
bölgeye baskısı nedeniyle, küçük yaşta bir tutum sahibi
olmuştu. 1978 yılında Süleymanlar adlı feodal çeteye karşı Apocular
öncülüğünde gelişen Özgürlük Mücadelesine olan sevgisi artar ve
mücadelenin içinde yerini alır.
İlk etapta Gençlik çalışmalarında yer alır. Bunun
yanında Kitle çalışmalarında propaganda ve benzeri çalışmalar
yürütür. Daha sonra Hilvan-Siverek kırsalında PKK kadrosu Cuma
Tak’ın komutasında Süleymanlar çetesine karşı silahlı mücadelede
yer alır. 7 Temmuz 1979 yılında girilen bir çatışmada arkadaşını
kurtarmaya çalışırken yakalandı. Diyarbakır Askeri Cezaevine
gönderildikten sonra 4’lerin Eyleminde kendini yakarak kararlı
bir duruş sergileyip şehit düşmüştür.
EŞREF ANYIK
1960 yılında
Viranşehir'in bir köyünde yoksul bir aile çocuğu
olarak dünya ya geldi. Yoksulluktan dolayı İlk okulu okuya
bildi. Daha küçük yaştayken ailesinin geçimi için büyük bir
sorumlulukla büyüyordu. Ailesiyle beraber tarlalarda çalışmak
üzere Adana'ya geçti ve metropollerde çalıştı. Eşref Anyık Ülke
ve özellikle Hilvan direnişinden etkilenerek PKK saflarına
katıldı. Feodal Çeteler karşı yapılan silahlı eylemlerde yerini
aldı ve artık devlet tarafından aranmaya başlandı. Hilvan
direnişinde Türk silahlı Kuvvetleri ile girilen çatışmada
yakalandı. Türk Generali Esat’ın bütün ihanete çekme oyunlarına
karşılık arkadaşlarıyla birlikte 18 Mayıs gecesi 4’lerin
eyleminde yerini aldı ve şahadete ulaştı.
NECMİ ÖNER
Çermik’te zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.
İlk,
orta ve lise öğrenimini Çermik’te bitirdi. Daha okul sürecinde
iken, yeni düşüncelere açık, tartışma, sorgulama ve kavrama
yeteneklerini edindi. Önceleri DDKD’ye sempati biçiminde bir
bağlılığı söz konusu iken, Ahmet Kurt ve Hüseyin Durmuş
arkadaşların çalışmalarından, konuşmalarından etkilenerek PKK
ile tanıştı ve kısa sürede Çermik’teki faaliyetlere katıldı.
Gençlik içerisindeki başarılı çalışmalarıyla mücadelenin
kitleselleşmesinde önemli rol oynandı. Yakalanmadan kısa bir
süre önce, yerel Hazırlık Komitesi’nde Gençlik sorumluluğuna
getirilmişti. Okulda çıkan bir olaydan dolayı 1979 yılında
tutuklandı. Fiilen direnişlerdeki yerini her zaman korudu.
Diyarbakır Askeri Cezaevi 33 Koğuşta 17 Mayıs’ı 18 Mayıs’a
bağlayan gecede DÖRTLER eyleminde onurlu yerini aldı.
SİNAN AMED
Özgürlük hareketimize katılırken düşmanın bile ‘altın
çocuk’ diye itiraf etmek zorunda kaldığı şehit Sinan(Murat
Demirhan) Metina sorumlusu iken işbirlikçi-ihanetçilerin
saldırısı sonucunda şehit düştü. Şehit Sinan kıvrak
zekası ve askeri taktikteki yaratıcılığından dolayı gelecekte
büyük bir askeri deha olabilecek niteliklere sahipti. Daha Amed’te iken düşman; “Nasıl böyle erken gelişim gösterdi?”
diyerek şaşkınlığını gizlememişti. Yani bir gerilla ustasında
olması gereken niteliklere sahipti. Yaşamdaki duruşu ile PKK’nin
centilmeni ve mütevazı gerillasıydı. Hep öyle tanınırdı. Her
halde yaşasaydı Önderliğini Demokratik-Ekolojik Cinsiyet
Özgürlükçü Toplum Paradigması’nı en iyi uygulayan bir komutan
olarak emsalsiz gösterilirdi.
OZAN ÖZSÖKMENLER
Yine 16 Mayıs 1997’de işbirlikçi-ihanetin saldırısı sonucunda
gerçekleşen ve tarihe Hewler Katliamı olarak geçen olayda
bindirildiği arabada kendi bombası ile fedai eylemi
gerçekleştirerek şehit düşen Ozan Özsökmenler arkadaş da
unutulmayacak kahramanlardandır. Direnişi şehit Serhat’ın
‘Hewler’ stranıyla gönüllerin ezgisine dönüşen Büyük Güneyli
özgürlük yanlılarının yüreklerini dağlayan ve katliam karşıtı
öfkeleri özgürlük dağlarına çekmesi halen hafızalardadır.
DENİZ GEZMİŞ
1947 yılında Ankara’da doğdu. Liseyi İstanbul’da okudu. 1966’da
İÜ Hukuk Fakültesi’ne girdi. Kısa sürede gençlik eylemlerinde
öne çıktı. TİP’de çalıştı. 1968’de Devrimci Hukuklular Örgütü’nü
kurdu. Amerikan 6. Filosunu protesto eylemlerine katıldı ve
İstanbul Üniversitesi’nin işgaline öncülük etti. DÖB’ün
kurucuları arasında yer aldı. Samsun’dan Ankara’ya Mustafa Kemal
Yürüyüşü’nü tertipledi. 1969’da Filistin’e gitti, gerilla
eğitimi gördü. THKO örgütünü kurdu. Yine Ankara’daki Balgat
Amerikan Üssü’nden dört Amerikalının kaçırılması eylemine
katıldı. Sivas Gemerek’te çatışmada yakalandı. Yusuf Aslan ve
Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde Ankara Merkez
Kapalı Cezaevinde idam edildi.
YUSUF ASLAN
Yusuf, 1947 yılında Yozgat'ın bir köyünde doğdu. Orta öğrenimini
dindar ve anti-komünist eğilimlerle, gelenekçi önyargıların
güçlü olduğu bir çevrede tamamladı. 1966'da ODTÜ'ye girdi. Bir
yıla kalmadan ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü'nün üyesi oldu,
Dev-Genç içinde çalışmaya başladı. Bu dönemden itibaren önce
hazırlık okulunda, sonra da mühendislik fakültesinde patlak
veren boykotların ve hemen ardından ODTÜ işgalinin önde gelen
örgütçülerinden oldu. İlk yargılandığı eylem, CIA ajanı,
Amerikan Büyükelçisi Commer'in arabasının yakılmasıydı.
1969 yılında arkadaşlarıyla birlikte Filistin'e gitti. Burada
helikopter ve uçak pilotluğunu öğrendi. Traktörden helikoptere
kadar her türlü aracı büyük bir ustalıkla kullanıyordu.
1970 yılında kurulan THKO'nun kurucusu ve önderlerinden olan
Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş'le birlikte Nurhak'a dağdaki gerilla
grubuna katılmaya giderken, Sivas Şarkışla'da yaralı olarak
yakalandı. Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı. 6 Mayıs
1972'de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan'la birlikte idam edildi.
HÜSEYİN İNAN
1949'da Kayseri'nin Sarız ilçesine bağlı Bozhöyük köyünde doğdu.
İlk ve orta okulu Sarız'da, liseyi Kayseri'de okudu. 1966'da
ODTÜ İdari Bilimler Bölümü'ne kayıt oldu. Sosyalist Fikir Klüpü
(SFK) ve bu derneğin bağlı olduğu Dev-Genç'e üye oldu. Bu arada
TİP'e de katılarak, bu partinin etkinliklerinde yer aldı. Aynı
dönemde, gerek İstanbul ve Ankara, gerek İzmir ve diğer
yörelerde anti-emperyalist eylemlere katildi; ABD 6. Filosuna
yönelik eylem ve mitinglerin içinde bulundu. Toprak işgalleri,
kırsal yörelerdeki etkinlikler vb. etkinliklere katıldı. 1966-67
öğretim yılında, gerçeklesen ODTÜ Hazırlık boykotunun
örgütlenmesine önderlik etti. Hüseyin İnan, 1968'de, TİP ve daha
sonra MDD içindeki ayrılıklarda, giderek belirginleşen gizli ve
dar örgüt fikri doğrultusunda çekirdek bir grup oluşturup, kır
gerillası yoluyla anti-emperyalist mücadele verme düşüncesini
geliştirmeye çalıştı. Ankara, özellikle ODTÜ kökenli olan ve
temelini İnan'ın attığı grup, daha sonra THKO'nun çekirdek
kadrosunu oluşturacaktı. Aynı yıl İdari Bilimler Fakültesi'nden
çıkarılan Hüseyin İnan, ODTÜ yurtlarında kalmaya devam etti. 14
Ekim 1969'da, grubun önemli bir kesimiyle birlikte Suriye
üzerinden Ürdün'e, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ)'nün asıl
gücünü oluşturan El Fetih kamplarına gitti. Burada FKÖ'nün
yanında İsrail'e karşı savaştı. İsrail içlerindeki karakol
baskınlarında bizzat yer aldı. Şubat 1970'de Türkiye'ye geri
döndüğünde, Diyarbakır-Antep yolunda bir otobüste yakalandı.
Diyarbakır’da devam eden yargılama sonunda, Ekim 1970'de tahliye
oldu. Hüseyin İnan Ankara'ya döndüğünde kafasındaki kır
gerillası fikri iyice berraklaşmıştı. Benzeri düşünceler taşıyan
ve ayni eylem çizgisini benimseyen, başlarında Deniz Gezmiş'in
yer aldığı İstanbul grubuyla bir araya gelerek THKO'yu kurdu.
İnan, kitle hareketleri içinde hemen hiç tanınmayan biri olmakla
birlikte, örgütleyici niteliği, insanlarla ilişki kurma becerisi
ve kararlılığıyla grup içinde sivrilmişti. Deniz Gezmiş, Sinan
Cemgil ve Cihan Alptekin'in de yer aldığı THKO'nun tartışmasız
lideri haline geldi. Daha sonra, yaygınlaşan silahlı eylemlere
önderlik etmekle kalmadı, bütün eylemlerin bizzat içerisinde
oldu. 29 Aralık 1970'de, Dev-Genç üyelerinden İlker
Mansuroğlu'nun öldürülmesi üzerine, THKO'nun örgüt olarak
kendini ortaya koyduğu Kavaklıdere Polis Karakolu'nun
kurşunlanması, 1 Ocak 1971'de Türkiye İş Bankası Emek Şubesi
soygunu, Amerikan askeri tesislerinin basılarak bir Amerikalının
kaçırılması ve daha sonra dört Amerikalının kaçırılması
eylemlerinde gösterdiği gözü pek, tavrı ve kararlılığıyla
THKO'nun varlığında büyük etken oldu. 24 Mart 1971'de
Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde yakalanarak, Deniz Gezmiş ve
Yusuf Arslan'la Ankara 1. Nolu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi
tarafından 9 Kasım 1971'de idama mahkum oldu. İdamların
önlenmesi için gerek Meclis'te, gerek kamuoyunda ve gerekse
örgüt arkadaşları tarafından çeşitli girişimlerde bulunulmasına
rağmen Yusuf Arslan ve Deniz Gezmiş'le birlikte 6 Mayıs 1972'de
idam edildi.
İBRAHİM KAYPAKKAYA
1949 yılında Çorum Alaca’da doğdu. TKP/ML kurucusu. Hasanoğlan
Öğretmen Okulu’nda, Çapa Yüksek Öğretmen Okulu ve İÜ Fen
Fakültesi Matematik-Fizik Bölümü’nde okudu. FKF Çapa Şubesi’nin
kuruluşuna katıldı. 1968 yılında TİP Eminönü ilçe teşkilatına
üye oldu. Ant ve Türk Solu dergisi yazı kurulunda bulundu.
Amerikan 6. Filosunu protesto eylemlerine katıldı .MDD-SD
tartışmalarında önce SD, sonra MDD tezini benimsedi. TİP’ten
ihraç edildi. Doğu Perinçek liderliğinde bir oluşum olan PDA -TİİKP
içinde yer aldı. Bilahare bu hareketten ayrılarak arkadaşlarıyla
TKP/ML’yi kurdu. 24 Ocak 1973’te Dersim kırsalında yakalandı.
3,5 ay gözaltında kaldı. 18 Mayıs 1973’te Amed’te gözaltındayken
işkenceyle şehit düşürüldü.
***
Başka mücadele biçimleriyle de, Mayıs ayı halk tarihindeki
gerçek yerine uygun bir anlamla yaşamalı ve yaşatmalıyız.
Mücadele bu biçimde sürebilmeli, kesintiye uğramamalı. Onu bir
gelenek haline getirerek devam ettirme ve bu biçimde geliştirmek
gerekir. Büyük savaş kahramanlıkları yapıldı. Fakat
kahramanlıkları anlama, değerlendirme gücü ve derinliğini
gösterme zayıflığımız var. Bunu kendi tarihimize uygun
değiştirmemiz gerekiyor. Kendi emeğine, değerine sahip
çıkabilen, onu her koşul ve ortamda her zaman yaşayan ve
yaşatmasını bilen bir güç olmamız gerekiyor. Kendine saygı
bununla olur. Böyle olana başkaları da saygı duyar. Mücadele
değerlerini sahiplenmek, onları temsil etmek ve onları yaşatmak
böyle olur. Bundan daha önde gelen bir neden, bizi bağlayan bir
durum var mı? Olmaması gerekiyor. Kendimizi ifade etmemizin
bundan daha değerli, daha çarpıcı yolu var mı? Hayır yok. O
zaman kendimizi iyi bilmemiz lazım. Neyiz, nereden geldik, neyi
ifade ediyoruz, hangi değerler üzerinde yaşıyoruz, güç
kaynaklarımız gerçekte nedir, hangi ödevlerle yüklüyüz? Bunu her
zaman kendimize sorabilmemiz, her zaman bu sorulara doğru ve
yeterli cevap verebilmemiz gerekli. Çünkü ciddiyet, saygı,
olgunluk, geleceği yaratma azmi ve tutkusu buradan geçer.
Birinci sırada bu geliyor. İnsan olmanın en ayırt edici yanı;
kendi temel değerleri içerisinde sıralama yapabilmesi, kendisini
temsil eden değerleri ölümüne sahiplenebilmesidir. Bunların
başında şahadet gerçeği geliyor. Bu, insanlık uğruna, insanların
gelişimi uğruna, yaşamlarını ödünsüz, karşılıksız ve çıkarsız
feda etme gerçeğidir. PKK böyle bir gerçeği, çağdaş dönemde
Kürdistan'da, Kürt halkı için binlerce büyük fedai biçiminde
yarattı. Ona ideolojik-politik bir anlam yükleyerek, onu en
keskin yaşam ve eylem biçimi haline getirerek yarattı. Biz bu
gerçeğin içindeyiz.
Bu gerçeği iyi anlamak, iyi bilmek, bundan
sonrası için söz söyleyip yaşayabilmek açısından, bunun
temsilini, anılarını yaşatmanın gereğini yerine getirmek
zorundayız. Halklar açısından da böyle.
Dünyada temel değerler üzerinde gelişme sağlamamış hiçbir halk
yoktur. Böyle değerleri yaratamayan halklar tarihte
erimişlerdir. Tarihte iz bırakan, varlık ortaya çıkartan ve
tarihi gelişim içerisinde yer alan halklar bunu neyle yaparlar?
Kendilerine özgü değerler yaratmakla, yaşam çıkarmakla,
kendilerine ait olma bilincini, gücünü ve iradesini yaratmakla
yaparlar. Bu bilinci, iradeyi, gücü ifade eden, bu değerleri
temsil eden ve en önde gelen değer ise şehitler ordusu ve
şahadet gerçeği oluyor. Halklar şunu çok iyi biliyorlar;
varlıkları, en kritik süreçte kendilerini feda etmiş insanların
yaşamı üzerine kurulmuştur. Onun için de bu temel değerlere her
zaman saygı ve hürmetle yaklaşıyorlar. Onları her zaman
yüceltiyorlar ve büyük bir bağlılıkla, doğru yaşama ve yaşatmak
bilinciyle temsil etmeye çalışıyorlar. Bu olmadan halk olmaz.
Gerçek anlamda insan da olmaz.
© PKK 2005. http://www.pkk.org |