Ana Sayfa

MİZGİN YOLDAŞ ÖZGÜR KADININ EZGİSİYDİ

Gurbet Aydın (Mizgin) arkadaşın şahadet yıl dönümü vesilesiyle, PKK mücadelesinde yer alarak şehit düşen sanatçı yoldaşları saygıyla anıyor, onların anılarına sahip çıkmanın devrimci bir sorumluluk ve onur olduğunu belirtiyoruz.

Mizgin arkadaşın PKK saflarına katılışı, kadının özgürlük sorunundan çok, Kürt halkının yok sayıldığı, ezildiği, inkâr ve imha ile karşı karşıya olduğu bir dönemde her Kürt kadını gibi Kürt halkının özgürlük davasına katıldı. Çok genç yaşlarda büyük sorumluluklar yükleyen Mizgin arkadaş, Kürdistan'ın özgürlük dağlarına gelmeden önce bir süre Avrupa'da kültür-sanat çalışmalarında yer aldı. Bu sahada sanat çalışmalarını yürüterek devrimci ve Kürt özgürlük sanatının gelişiminde öncülük düzeyinde rol oynadı.

Mizgin arkadaş, özellikle ulusal kurtuluş sürecinde, Kürt halkının ölüm-kalım savaşını yaşadığı bir dönemde savaşı sanatçı bir ruhla ele alarak gerilla saflarına katılmaya karar vermiştir. Bir dönem Mahsum Korkmaz Akademisi'nde kaldıktan sonra ülkenin özgürlük dağlarına ulaşmıştır. İlk başlarda komuta düzeyinde pek bir sorumluluğu yoktur. Fakat O, sanat alanındaki gelişme düzyini savaş alanında da göstermiştir. Her şeyi çok çabuk kavrayan ve öğrenen zekâsı, pratik sahada da ciddi gelişmeler kaydetmesini sağlamıştır. Garzan eyalet sorumluluğunu yapan Mizgin arkadaş, bir komplo sonucu son mermisine kadar çatışarak, 11 Mayıs 1992'de kahramanca şehit düşmüştür.

Mizgin yoldaş, Kürt halkının acılarına hem sanatıyla hem savaşımıyla cevap olmaya çalıştı. Kürt halkının ve gerillanın mücadelesini türküleştirdi. Güzel ezgileriyle acılarımızı ses haline getirerek anlamlandırmaya ve acılarımıza merhem olmaya çalıştı. Coşkumuzu ve sevincimizi türkülere taşırdı. Devrimci sanat anlayışını başlı başına bir savaş ve mücadele alanı olarak ele aldı. Hem yarattı hem pratikleştirdi. Devrimci sanatın ideolojik, politik ve bilimsel yönlerini dikkate alarak sanatın gelişme kanunlarına da hâkim oldu. Bunu hem yaşadı hem de kendi yaşamında da gösterdi.

Bir devrimcinin aynı zamanda bir sanatçı özelliğine sahip olması gerektiğini pratiğiyle gösteren Mizgin arkadaş, devrimci sanatçıda olması gereken güzel yönleri de kendi şahsında temsil etti. Çalışmalarını türkü söyler gibi yürüttü. Yine çalışmalarını sanatçı inceliğinde ama bilimsel temelde yürütmeyi esas aldı.

O, PKK hareketini ve mücadelesini, Kürdistan için yeni sanatın merkezi, kaynağı olarak gördü. PKK'siz Kürdistan'da özgürlük sanatının gelişmeyeceğini, Kürdistan'da sanatın öldüğü, olanın da sanat olamayacağını çok iyi biliyordu. PKK'nin ortaya çıkışıyla sanat dirildi, özgürlük sanatının ruhu ve yüreği yeşerebildi. Mizgin arkadaş bunu çok iyi gördü, yüreğinde ve ruhunda bu sanatın dili olmaya çalıştı. Devrimci sanatın ruhunu yaşayarak ona biçim vermenin çabası içinde oldu. Örneğin gerilla eylemlerini türküleştirerek sesiyle Kürt halkının özgürlük mücadelesini insanlığa taşırmayı bir görev bildi. Bu temelde PKK'nin yaratmış olduğu yeni değerleri türkü tadında yaşayarak abideleşti.

Mizgin arkadaş gerillanın, halkın yüreği, gözü, kulağı ve sesi oldu. Kürdistan'da büyük yürek ve büyük göz, devrimcinin yüreği ve gözüdür. Hiçbir ses devrimcinin çıkardığı ses kadar güzel ve etkileyici değildir. Bu anlamda Mizgin arkadaş, hem bir sanatçı hem bir devrimcidir. Onun sanatçı yüreği devrim için atmaktadır. Yurtsever ve yiğit Kürt kadınının yüreğinden gelen en derin ve sıcak duyguları sanatıyla, türküleriyle ifade etmektedir. Bu bakımdan O, PKK'nin yarattığı özgürlük mücadelesinde özgür kadının sesi oldu.

Egemen sistemin 5000 yıllık baskı ve zorbalığının kadında yaratmış olduğu kimliksizlik ve iradesizleştirmeye karşı O, sanatı ve savaşçılığıyla gereken cevabı vermiştir. Savaşan kadının özgürleştiğini, özgürleşen kadının güzelleştiğini, savaştıkça da kendisine güvendiğini bizzat yaşamıyla bize gösteren Mizgin yoldaş, hele bunu sanatla birlikte yürütmesi yaşamını çok daha anlamlı kılmıştır. Kürt kadının sesiz isyanını yüreğinde taşıyarak umudun, inancın ve iradenin somut ifadesi olmuştur. Yüzlerce Kürt kadını Mizgin arkadaşın güzel türkülerinde kendi özgürlük umudunu görerek gerilla saflarına katılmıştır. Kürt kadını, özgürlük dağlarında kendi öz yaratımlarının kaynağına ulaşmanın coşkusu ve sevinci ile Önder APO’ya, O’nun ideolojisi ve felsefesine sahip çıkmıştır. Zilanlar, Beritanlar, Semalar ve yüzlerce kadın yoldaşlar kahramanlık ezgileri ile Mizgin yoldaşın güzel sesine ve direnişine cevap olmaya çalıştılar. Onun yarattığı büyük yüreğe kendi yüreklerini katarak ateş dansına can ve ruh verdiler.

Önder APO, PKK saflarına kadını çekerken, kadını salt bir savaş gücü olarak ele almadı. Kadının katılımını, kültürel ve sanatsal yönden değerlendirerek yürütülen savaşa bir incelik ve estetik kazandırmak istedi. Bu duyguyu en çok da Mizgin arkadaşta gördü. Devrimci sanatın yaratımında ona güç ve sorumluluk verdi. Kürdistan mücadelesinin en zorlu şartlarında yapılacak bir sanatın anlam ve değer kazandığını belirten Önderlik, savaşla sanat arasındaki ince halkayı ortaya koyarak sanatın direnişçi ruhunu ortaya çıkardı. Sanat duygularının savaş ortamında daha güçlü gelişebileceğini, bunun için de uygun zeminin Kürdistan’ın özgürlük dağları olduğunu belirten Önderlik, Mizgin yoldaş ile sözleşmesini bu temelde yaptı. Önder APO’ya doğru yoldaşlık anlayışı ile cevap olmayı kendisine esas alan Mizgin yoldaş, özgürlük türkülerinin en güzelini gerilla yoldaşlarıyla da paylaştı. Her bir mermi sesi, onun için en güzel bir enstrümandı. Yoldaşlarının zılgıtları, onun için özgürlüğe bir çağrıydı. İşte böyle bir ortamda umudun ezgisi oldu ve dalga-dalga yayıldı halkın içine. Çünkü O, yaşamın öz suyunu Önder APO’dan ve Kürdistan’ın özgürlük dağlarından almıştı. Böylelikle O, Dersim’de, düşmana teslim olmamak için kendisini uçurumlardan atan yiğit Kürt kadınlarının özgürlük çığlıklarını PKK mücadelesine taşıyan çağdaş Kürt kadınının nadide örneklerinden biri oldu.

Mizgin arkadaşın şahadet yıl dönümünde yapılması gereken kendimizi, sanatımızı yeniden gözden geçirmek olacaktır. Bu çizgiye ne kadar sahip çıktık, bu güzel sese ne kadar anlam verdik, sanatla mücadelenin bağlarını ne kadar kurabildik, halkımızın acılarını ve sevinçlerini yüreğimizde ne kadar hissedip ona göre bir sanat anlayışını geliştirebildik? Bu soruları her Kürt sanatçısının kendisine sorması gerekir. Bu gün Kürdistan’da devrimci ve özgür sanattan bahsediyorsak bu, Mizgin yoldaş ve özgürlük mücadelesinde şehit düşen yoldaşların çabası ve emeği ile ortaya çıkmıştır. Önemli olan bu mirası doğru sahiplenmek ve onların yarım kalan çalışmalarını devam ettirmek ve geliştirmektir.      

                                                                                       KÜLTÜR VE SANAT KOMİTESİ

 

© 2006 PKK www.pkk-info.com