|
METİNA YAJK
YÖNETİMİNE BİREYSEL RAPORUMDUR
Kod adım, Rojbin Serhat, düzendeki
adım Sadegül Ökmen. 1974 Kars Selim
doğumlu olup İzmir’de büyümüşüm.
Orta halli bir ailenin dört
çocuğundan en küçüğü ve tek kız
çocuğuyum. Baba tarafından Kürt,
anne tarafından Azerî olan aynı
zamanda asimle olmuş bir aile
gerçeğinden gelmekteyim. Yurtsever
yetiştim. Öğrenim durumum üniversite
terktir.
Siyasete ilgim lise dönemlerinde
gelişti ve sosyal demokratlık ile
birlikte sol görüşleri girdiğim
arkadaş çevresinde tanıdım. Gençlik
döneminin arayışları toplumsal
çevrenin kafamda oluşturduğu sosyal
adalete ilişkin çelişkiler ve
siyasete olan ilgim sosyalist
ideoloji tanımamla düzenin beynimde
kurduğu saltanat sarsılmaya başladı.
Bu yeni ideolojiye olan ilgim
zamanla özellikle üniversite
sürecinde daha da yoğunluk kazandı.
İlişkilendiğim arkadaş çevresinin de
etkisiyle illegal sol örgütlerle
sempatizanlık düzeyinde ilişkilenmem
sonrasında yükselen PKK hareketini
tanıma istemim tabi Kürt oluşumun da
etkisiyle yurtsever gençlik
içerisine girmemle devam etmiştir.
Yurtsever gençlik ile ilişkilendiğim
süreç içerisinde Kürt-Kürdistan-
PKK- ulusal kurtuluş- sosyalizm
ilişkisini pratikleşme gerçeğini ön
tanıma denilebilecek düzeyde
tanımaya başladım. Daha da netleşmek
için cezaevine gidiş geliş oradaki
arkadaşlardan etkilenmem beni
gençlik çalışmalarına katılma, daha
sonra da o alanda yürütülen cephe
çalışmalarına sorumlu düzeyde
katılmaya kadar götürmüştür. PKK
hareketinden etkilenmem çok hızlı
gelişerek gerillâ saflarına aktif
katılım kararımı 1996’da vererek,
haziran ayında Yunanistan sahasına
çıkış yaptım.
Arayışların ve duygusal etkilenmemin
ağır bastığı katılımımın Yunanistan
sahasındaki altı aylık eğitim
sürecinde partiyi biraz daha
yakından tanımam, aynı zamanda
yoğunlaşan çelişkilerim ile duyguda,
düşüncede yaşadığım ilk sarsılma ile
yeni bir yoğunlaşma sürecini
yaşadım. Daha sonra Önderlik
sahasına gönderilmem ile partiyi
partiden, yani parti Önderliği’nden
tanıma imkânım oldu. Parti Merkez
Okulu’ndaki süreç yaşamı yeniden
tarihi-ekonomik-sosyal-kültürel ve
ahlâkî gerçekliklerini kavramaya
çalışırken bunun kendi kişilimde
gerçekleştirilmesi savaşımında çok
ciddi zorlanmamla birlikte devrimde
yürüme ve partileşme kararım sahadan
ayrılmadan önce daha bilinçli bir
netliğe ulaştı. Fakat pratik açıdan
ürkme, korkma, zaman zaman yaşam
savaş ilişkisinin pratik tarzın
kafamda muğlâklaştırma durumum
olduysa da parti Önderliğimizin
sürece hız kazandıran çıkışı, benim
iç sorgulamamda da hem teorik hem
pratik açıdan hız kazandırdı. Ülke
topraklarına ulaştığımda devrimde
kendimi koyduğum yeri, rolümü,
görevlerimi ve bunun pratik tarzını,
temposunu bir yere kadar
netleştirmişken belli bir düzeyde de
sorguluyordum. Bu aşamada Parti
Önderliğimizin büyük komplonun
devamı olan TC’ye kaçırılışı
gerçekleşti. Bu gelişme bende iç
sorgulamayı hem duygusal, hem
düşünsel düzeyde derinleştirirken,
bu iki ucu örgütlendirip bir kenara
dönüştürmem ile sonuçlanmıştır.
“20. yüzyılın başlangıcı devrimci
bir yüzyıl başlangıcıdır. Sonunu ise
emperyalizm devrimi değil, karşı
devrimin zafer yüzyılı haline
getirmek sosyalizme, ulusal
kurtuluşa, direniş ve mücadele
ruhuna ölümcül darbeyi vurmayı
hedefliyor ve bu biçimde intikam
almak istiyor.” Bu gerçeklikten
hareketle döneme sadece Kürdistan
devrimi açısından değil, tüm
insanlık ve bir bütünen dünya devrim
tarihi ve geleceği açısından bakmak
ve bu bakış açısıyla sürece katılım
önem kazanmaktadır. Emperyalizm hem
açık hem gizli yürütülen bu savaşı
sadece bir ulusa karşı değil, onun
önderliği şahsında sosyalist
ideoloji ve ütopya ya
ulusal-sınıfsal-cins kurtuluşunu
yaratmak istenen yeni insana ve
özgür geleceğe karşı
yürütülmektedir. Karşı devrim bu
hedef doğrultusunda çalışırken, tüm
sömürge halklar ve özelde de Kürt
halkının tarihi-güncel zaaflarını ve
zayıflıklarını kullanırken, aynı
zamanda ona karşı savaşan
devrimcilerin de aynı biçimde zaaf
ve zayıflıklarını kullanarak sonuç
almak istemektedir. Bu taktiği ile
kendi özgürlüğü, ulusal-sınıfsal
devrimi için yola çıkan halkları,
yine kendine karşı kullanmaktadır ve
özellikle üzerinde en çok oynanmış
olan Kürt insanı bu düşman taktiğini
en trajik olarak yaşayanlar
olmuştur. Bu PKK’den önce daha da
yoğun böyleyken, PKK savaşçıları
için de benzer biçimde
yaşanmaktadır. Bunun en temel ispatı
ise bizim savaştığını sanan, ama
savaşmayan gerçekliğimiz karşısında
dünyayla savaşan bir Önderlik
gerçeğinin ortaya çıkmasıdır. Tabiî
ki bu temel gerçekten hareketle
mücadelemize ve Önderliğimize
dayatılan güncel düşman politikaları
ve Önderliğimizin bugünkü konumu en
açık sonuçlardır. Bu nedenle
Kürdistan devriminin kat ettiği yol,
yaşadığı tüm iç ve dış zorlanmalara
rağmen partimizin geldiği düzey
karşısında öncülük sıfatını üstlenen
kişilerin yaşama ve savaşa
eskisinden daha yoğun ve eski
katılım biçimlerini aşan bir temelde
yüklenmek ve başarmak zorundadır. Bu
yüklenmenin ve başarmanın gerçekleri
bugün daha tarihi ve daha da
emredicidir. Dönemin ve tarihin
emrediciliği bu biçimdeyken, Parti
Önderliğimizin de “karşı devrim
Önderlik şahsında devrimci mücadele
ruhunu boğmaya çalışırken, Kürdistan
ve tüm dünya devrimleri açısından bu
nedenle özgürlük yürüyüşünde başarı
tarzı ve zafer şart iken, bunun
altında, bunun gerisinde kalan,
bunun gafletini yaşayan, bunun
büyüklüğüne yakışmayan vasat bir
yürüyüşe tahammülümüzün olmayacağı
bilinmelidir.” Sözlerinde belirttiği
gibi her zaman istenen ve bugün
yakalanma aciliyeti ve hızı daha üst
düzeyde olan dönemin kişiliği bunun
tarzı, temposu ve en önemlisi bunun
devrimci ruhunun yakalanması, yine
bilinç düzeyine ulaşılması en temel
görev olarak ortaya çıkmıştır.
İnsanlık tarihinde düşürülen,
cüceleştirilen insanın ve çok da
cins olarak kadının yeniden özüne ve
doğasına göre yaratılmasını amaç
edinmiş olan devrimimiz ve
partimizin hedefine ulaşma
mücadelesinin önüne çıkarılan düşman
cephesinin savaşının sonuçlarını
birey olarak kabullenmemekteyim.
Emperyalizmin ve onun eli TC’nin bir
günlük ya da çok küçük bir
başarısına dahi tahammül
edememekteyim. Ulusal kurtuluş
mücadelesinin ve ardından gelecek
sosyalist mücadelenin uzun soluklu
olduğu bilinciyle gösterilmesi
gereken devrimci sabrı göstermekle
birlikte, bugün düşman cephesinin
yürüttüğü savaşta kendi lehine
sonuçlar alınmasından, kendi
cephemizdeki zaaf ve
yetersizliklerimizin rolünü görerek,
öfke ve sabırsızlığı yaşamaktayım.
Düşmanın başta Parti
Önderliğimiz olmak üzere, tüm devrim
dinamiklerimize karşı planlayıp
geliştirdiği politikaları ve yine
kendi kurum, kuruluşlarını
örgütleyip organize ederek savaşa
kattığı bu süreçte, partimizin de
kendi içinde kurumsal
örgütlenmelerini yapıp dönem
planlarını geliştirirken, bizler de
en kısa zamanda bu planlara dahil
olmak istemekteyiz. Düzen
kişiliğinin mimarı olan sistemi,
tarihi, ekonomik, siyasal, sosyal,
kültürel ve ahlâkî olarak tanımaya
çalışırken, bunun kişilikte nasıl
bir sistem olarak kendini örgütlemiş
olduğu, yine bunu düşüncede, mantık
sisteminde nasıl kendini oturtmuş
olduğunu ve dış dünyaya bakan
gözlerini nasıl yönlendirdiğini ve
hatta etkilenme ve tepki verme
düzeyini dahi nasıl belirlediğini
çözmeye çalıştım. Bunu kendimde ve
düzenden etkilenen tüm insanlarda
gözlemleyerek çözmeye çalıştım. Bu
temelde düzen gerçekliğini ve
kişilikteki düşman gerçekliğini
kavradım. Bu nedenle kendi
kişiliğimdeki düşmana geçit veren
hususları belirleyerek geçilmez ve
yenilmez hale getirmenin savaşını
vermekteyim. çizgi temelinde kendini
yeniden yapılandırma, yani ideolojik
düzeyim oranında yerine koyulması
gerekenleri yoğun bir iç kurtuluş
savaşı yürüterek gerçekleştirmeye
çalışmaktayım. Ve bu savaşımın
özgürleşmeye, partileşmeye kadar
devam edeceğine inanıyorum. Kendimi
insanı, yaşamı ve savaşı kavradıkça
bakış açısı kazanmakta ve yeni bir
mantık sisteminin oluştuğunu
geçmişle mukayese ettiğimde çok net
görebilmekteyim. Zayıflıklar hala
olmakla birlikte bu zayıflıkları
bilerek onlara hakim olmanın
tedbirlerini alarak pratikleşmeyi
esas almaktayım. Devrimci
gerçekçilik temelinde kendi
kişiliğimi hedeflerimi ve
bağlılığımı ele alarak kendimi
sorguladım. Bu gerçeklik temelinde
kendimdeki güç noktalarını ve
güçsüzlük noktalarını görebiliyorum.
Mevcut gücü yapma gücü, başarma gücü
olarak açığa çıkarmanın iradî
çıkışını yapmak üzere önümün
açılmasını bekliyorum. Parti
ideolojisi temelinde bir bütünen
mücadele tarihimizi gözden
geçirerek, içinde bulunduğumuz bu
dönemin de nasıl bir karar, tarz,
ruh ve moralle katılımı
gerektirdiğini kavramış durumdayım.
6. Kongremizde dönemin karakterine
göre yapılan plânlamalara aktif
olarak katılmak istiyorum. 6.
Kongremizde karar altına alınan ve
yeni dönem savaş tarzı olarak
belirlenen bu FEDAÎ TARZI SAVAŞ’ta
yerimi almak istiyorum.
Klâsik gerillada fedai tarzı halk
serhıldanların da fedailiğin sistem
haline getirilmesi ve fedailiğin
kendi başına örgütlendirilmesi
biçiminde üç ana esas dâhilinde
geliştirilecek tarzı savaşın hem
halk serhıldanlarının
örgütlendirilmesi hem de fedailiğin
başına örgütlendirilmesi tarzındaki
fedai savaşının aynı alanda iç içe
uygulanmasında rolünü
oynayabileceğime inanıyorum.
Fedaî tarzının sadece bir
eylemlilik olmadığını bunun
bulunulan her alanda yaşanması
gereken bir ruh olduğu ve dönemin
başarıyla sonuçlandırılabilmesi için
FEDAÎ VURUŞ TARZI esas alınarak
başarıyla hayata geçirilmesi gereken
askeri bir savaş tarzı olduğunu
kavramaktayım. Yani gerillâda da
olsa halk çalışmalarında da olsa,
birim şeklindeki fedaî
örgütlenmesinde de olsa askeri bir
tarz bu nedenle –bu nedenle askeri
mantığı da kapsayan- dönem taktiği
ve bir yaşam biçimi haline
getirilmesi gereken bir tarz olduğu
anlaşılmaktadır. Bu gerçeklikten
hareketle bu yeni savaş tarzının ve
dönem taktiğinin boşa çıkmaması,
etkisizleşmemesi ve hatta en büyük
tehlike olan yanlış anlayıp
yanlış-eksik pratikleştirmelerin
gerçeklememesi için bu tarzın genel
ve özgün eğitim yoğunlaşma sistemi
olmalı ve çok hızlı yürütülmelidir.
Çünkü fedaîlik çalışmasına hazır
olmak sadece düşünce, kararlılık ve
ruha değil, aynı zamanda onun özgün
eğitimleri, özgün yoğunlaşmasıyla
hazır olmak gerekmektedir. Dönemin
daha siyasal bir derinlikte
anlaşılmasından geliştirilecek fedaî
tarzının daha derinlikli
anlaşılmasına kadar ve yine
uygulanacağı alanın uygulamadık yol,
yöntem, teknik ve araçlarını daha
ustalıkla kavranmasına ve geniş bir
hedef zenginliğine ulaşmış bir
planlamayla çalışma pratiğine
başlamak için özgün bir eğitim
yapılması, sürecinden geçmek
şarttır. Özellikle eylem çizgisinde
dar sınırlı kalmamak için geniş ve
zengin bir eylem ve tarz perspektifi
kazanmak için özgün eğitim
yoğunlaşması gerekmektedir. Ancak bu
biçimiyle fedaî tarzı savaş doğru,
amacına uygun, sonuç alıcı ve dönemi
karşılayacak temelde
gerçekleşebilir. Aksi durumda
sıradanlaşma ve devrim değerlerini
isabetsiz kullanım gibi olumsuz
sonuçlar ortaya çıkabilir.
Birey olarak fedaîce amacıma
bağlanmayı geliştirirken onun
duruşu, coşkusunu belli bir düzeyde
yaşamaktayım. Aynı zamanda da
yaşamasallaştırma anlamında da eylem
tarzının pratikleştirilmesi üzerinde
yoğunlaşmakla birlikte takipçisi de
olmaya çalışıyorum. Kendimle
birlikte PKK savaşçılarında gelişen
fedaî ruhu beni başarmanın ama
yaşamda başarmanın ev tekrar
Kürdistan gerillası ve topraklarıyla
buluşma amacına bağlamaktadır.
Gelişen bu fedaî ruh düşünce ve
kararlılık partimiz tarafından
zamanında ve etkili kullanılması bu
ruhu daha da geliştirecektir.
Kendimde gelişen ruhun ve
kararlılığın da duygusallığa değil,
düşünceye, mantığa dayalı
geliştiğine inanmaktayım. Her şeyden
önce kararlılığımı ideolojik,
siyasî, politik bir niteliğe
kavuşturmak, bunun mantığıyla
amacıma doğru yürümenin ve amansız
yüklenmenin başarmanın ön koşulu
olduğunun bilincindeyim.
Somut hedefim ise, İzmir
metropolünde belirttiğim temellerde
fedai savaş tarzını hem halk
çalışmaları hem özel fedai
eylemlilikleri biçiminde bu Türkiye
metropolüne taşırmada rolümü
oynamaktır.
Uzun süredir partimizin en temel
eğitim sahası olan Önderlik
sahasında aldığım eğitim düzeyinin
ve yine çok hızlı ve etkili gelişen
sürecin yoğunlaştırdığı,
netleştirdiği kararlılık düzeyim
Yunanistan sahasında almış olduğum
bomba yapımı ve kullanımı eğitiminin
ve yine önerimi geliştirdiğim alanı
yirmi yıllık bir yaşama sonucu
hâkimiyet kurabilecek bir temelde
tanımam, fedai savaş tarzının
belirttiğim alanda uygulanmasında
olumlu bir zemin olacağına
inanıyorum. Ayrıca daha da
uzmanlaştıracak hatta profesyonel
bir yönelimi sağlayacak bir özgün
eğitim yoğunlaşma plânı ile daha da
sonuç alıcı, vurucu temelde bir
yönelimi yapabileceğime hiç kuşkum
yok. Tüm imkânlara rağmen planların
gerçekleştirilme olasılığının çok
zayıf olması halinde ya da bir
talihsizlik durumunda tek bir
eylemlilikle ama iyi planlanmış ve
örgütlenmiş bir eylemlilikle
düşmanda kendimi patlatarak sonuçta
yine başarıyı yakalayacağıma dair
inancımı yinelerken, bunun devrimci
sözünü de veriyorum. Bu sözü
kendimde ilkeleştirmeyi esas aldığım
her koşul altında başarma
yaşanabilecekse yaşayarak, yoksa
kendimi patlatarak başarma ama
mutlaka başarma ve bu temelde
intikam alma ve varlık nedenimin
gereklerini yerine getirme temelinde
veriyorum. Bu noktada kendimi
netleştirmekle birlikte amacıma
kilitlenmiş bulunuyorum. Partimizin
bu sistem ve kararlılığımı en kısa
zamanda değerlendireceğini umut
ediyor, bu temelde fedaî
eylemliliklerinde yer alma önerimi
geliştiriyorum. Yapma gücünü
ispatlamış kadının ve ideoloji
temelinde iktidarlaşmaya yürüyen
kadın çalışmalarımızın başarma
ruhuyla döneme katılmayı esas
alırken adına yola çıktığım
insanlığı, Kürt halkını,
fedaîleşerek döneme katılan kadını
ve tüm yoldaşları başarma ve kazanma
temelinde selâmlıyorum.
Devrimci Selam ve Saygılar
10-4-1999
Rojbin Serhat
----------------------------------
ŞİİRLER ÜLKEYE SESLENİŞ
Dün gece yine
saçlarını okşadım
Sen yine
duyumsamadın
Daha ne kadar
sürecek
İnsanı utandıran
umursamazlığın
Suçlu sadece ben
miyim?
Anlayabilecekken
bilincimi
Sevebilecekken
yüreğimi
Haince dumura
uğratanlar
Onlar suçlu değil
mi?
Nasıl bilebilirdim
seni?
Nasıl
hissedebilirdim?
Ya şimdi
Dağlarının
doruklarına uzanmak
Sularını yüreğime
akıtırcasına
Irmaklarında
yıkanmak
Semalarında
aydınlığa
Köprü olmak
Hem de tüketircesine
küskünlüğü
Tam halaylara
tutuşma zamanı
Bırak inadı
Geç kalmışlığımla
gelmişim kucağına
Bak gözlerime
Kavuşmamıza inancın
pırıltısı var
Sen göresin diye
İnanasın diye
Uyumaz kapanmaz
oldular
Koynunda yetişen
kızıl gülleri
Daha tomurcukken
Koklamak isterim
Onlarla açılmak
isterim
Acılarınla yoğrulmak
Umuduna yoldaş
Olmak isterim
Tanı beni
Kürdistan’ım
Ben seni
Düşüncemde
sevmişim...
Sesin uzaklardan
geliyor
Ulaşamıyorum
Derinden yara
almışım
Dokunamıyorum
Ya sen duyabiliyor
musun?
Sessizliğimin
haykırışlarını
Ruhum kanadı kırık
Çırpınan kuş
Şimşekler arasında
kaybolmuş
Söyle bana yârenlik
eden düş
Ufuktakini
görebiliyor musun?
Unutmadım
Ateş gözlerini
Sorgulara alan
sözlerini
Sanma bıraktığın
gibiyim
Bak düşüncelerim
Darağaçlarından
Sancım büyümede
Nur yüzlü periler
görmedeyim
Var oluşa davet
edercesine
Tek kelimeyle
kavuşmak
Ne de anlamlı şimdi
Hatırladım seni
Umudu kardeşim
Sen özgürlüksün
Bekle beni şafağın
kızıllığında
Bağrımı delen
Acılarımla geleceğim
sana
Ülkemin çiçekleriyle
geleceğim
Beni biz yapan
Sevenlerinle
Geleceğim
ÇAĞRI
Denizin
maviliklerinden
Sahipsizliğe
Gökyüzünün
derinliklerine
Yelken açmak
istiyorum
Ama yeşili de
Hem de her onundan
Yeşili de yanıma
almak
İşte öyle
Ayakları yerden
kesilircesine
Garip bir şey
Ya toprak
Benim sadık dostum
Sensizliğe cesaret
edebilir miyim?
Yalnızca sizinle
olmak
Hayallerimi
Ve beni
Kabul eder misiniz?
Biliyorum korkunuzu
Saflığa saflık gerek
İşte hayallerim
Size getirdim
Burada tutun beni
Hayallerimle
örtüştüğüm gün
O gün alın beni
yanınıza
Ama alın
Susuzluğuma son
verircesine
Özgürlük pınarında
Yıkayın beni
Bırak beni
Adım gibi geçmişsin
sen
Israrın boşunadır
Israrı ölümleredir
Bense tomurcuk
vermedeyim
Güneşi almışım
Yüreğime
Ateşle yakınmaktayım
Ruhumu şeytandan
almada
Umuda soluk
almadayım
Dağlarında isyanın
boy verdiği
Ülkemin
Savaş alanlarındayım
Gecenin karanlığını
Uğurlarken
Kapama gözlerini
Direniş
Israrımız
aydınlığadır
Öyleyse
Tırnağımızla
sökeceğiz
Şafağı...
Genişi en sıcak
parlaklığıyla
Hediye edeceğiz
Mezopotamya’nın
İsimsiz, ülkesiz
Çocuklarına
Susma sessizliğim
Ruhları
patlatırcasına
Bağır
Kimse dokunamasın
sana
Sana ve umutlarına
Susma
İhaneti
patlatırcasına
Bağır
İsyana kaldır
Teslim alınmış
yürekleri
Kırılsın zincirler
Özgürlükle yârenlik
uğruna
Ebedîleşsin çığlığın
Zafere soluk
Olana dek...
İSYAN
Tara saçlarımı gülen
kız
Aklarını saymadan
Nedenini sormadan
Ölümlerle doludur
bugün
Sevdam yarınlaradır
Doldurmuşum
sevinçlerimi
Acılar bana işlemez
Bak gözlerime
Bahar yeşilinden
daha yeşil
Sonsuzlukla beslenir
Nice isyanlar
yaşanmış bedenim
Karşı koymasını
bilir
Bu yürek bedende
durdukça
Bir soluk olmaksa
yaşamak
Geceyi delerde
Umudun ateşiyle
Aydınlatır şafağı
Yağmur istiyorum
Toprak kokusu
getirsin bana
Son bir defa
Ama doyasıya
Hem de umursamazca
İçime çekmek
istiyorum
Bulutsuz gökyüzü
istiyorum
Yıldızları göstersin
bana
Tek tek sayacağım
yıldızları
Doyasıya dokunacağım
onlara
Sonuna dek
erircesine
Sıcağın ateşini
yıldızların
Alacağım içime
Son bir defa
Ama ilk olmak için
Bir daha yok
olmazcasına
Tutkuluca,
delicesine
İstiyorum...
YALNIZLIK
Bir çiçeğin
yapraklarıdır bazen paylaşılan
Bazen de
Tek başına çıkar
Zuhal yıldızını seyre dalıp
Dağ başlarındaki o
dinginliği hissederken
İçte patlayan bir
volkandır
Yalnızlık
Bazen bir gök
gürültüsünde
Bazen gerillâ bir
kızın yanık ezgisinde
Bazen de zamansız
bir kuşatmadan
Baş kaldıran
kardelendir yalnızlık
Ş.Rojbin
Serhat’ın (SADEGÜL ÖKMEN’İN)
Anısına;
|