|
Güleç yüzlü Amara, sorumlu insan Uta
 Bu
iki can yoldaşın şahadetinin birinci yıl dönümüne ulaşırken,
hala böyle bir olayın yaşanmış olduğuna kendimizi inandırmış
değiliz. Onlar capcanlı yaşıyorlar ve her an bizimle
birliktedirler. Üzerimizde öyle bir yaşam canlılığı izlenimi
bıraktılar ki; onlar için ölümü düşünmek, onlara ölümü
yakıştırmak aklımızın bir köşesinden bile geçmemektedir. Bir yıl
üzerinden geçmesine karşın kendimizi buna inandıramıyor, ikna
edemiyoruz. Yaşam duruşlarıyla her zaman canlı kalmayı, en
azından tanıyanlar üzerinde böylesi bir etkide bulunmayı
sürdürüyorlar ve hep sürdüreceklerdir de.
Ben bu iki yoldaşımızı Kongra-Gel genel
kurulunun 3. toplantısı sürecinde tanıdım. Uta arkadaşımızın
bazen Kürtçe bazen de Türkçe dilleriyle yaptığı konuşmalar,
üslup olarak olduğu kadar, içerik bakımından da toplantıda
bulunan herkesin çok büyük ölçüde dikkatini çeken konuşmalar
olmuştu. Derin düşündürten bir içeriğe sahip olduğu kadar
tebessümle, sevinçle ve coşkuyla karşılanan bir gerçeği de ifade
etmişti. Belki konuştuğu dilleri tam telaffuz edememişti.
Kelimeleri ve cümleleri edebi bir anlatımla yerli yerinde
kullanamamıştı. Yine de ne anlatmak istediğinin, ne söylemek
istediğinin herkesçe derinliğine anlaşılmasını sağlamıştı.
Yine o gerçekten sorumlu bir devrimci kişilikti.
İdari adalet divanı gibi en temel hukuk kurumumuz ve karar
organımızda yer alma gücünü göstererek demokrasiye ve adalete
olan inancını ortaya koymuştu. Bu aynı zamanda Kürt halkının
adil ve demokratik örgütlülüğüne ne kadar büyük bir önem
verdiğinin çok açık göstergesiydi. Besbelli ki o bu harekette
insanlığı görüyordu.
Amara
ve Uta arkadaşlar burada özgürlüğü, eşitliği, demokrasiyi,
adaleti ve halkların kardeşliğini, yine burada kadın
özgürlüğünü, özgür yaşamı, kadın özgürlüğü etrafında oluşan bir
özgür toplum yaşamını görmüşlerdi. Bunun için Almanya’dan
özgürlük hareketine katılma kararına ulaşmıştı. Avrupa’lardan
kalkıp halkın özgür demokratik yaşamını örgütlemek için
Kürdistan’a gelmişti. Bunun için bu kadar heyecanlıydı,
coşkuluydu, çalışkandı. Bir Alman olarak Kürt özgürlük
hareketinde yer almakla, oradan çıkıp Kürdistan dağlarına
gelmesi ondaki büyük bir sorululuk duruşunu gösteriyordu.
İnsanlık, tarih, özgürlük ve demokrasi çizgisi karşısında yüce
bir sorumluluk duygusuna sahipti. Sorumlu bir insandı Uta
yoldaş. İnsan sorumluluğunun, kadın sorumluluğunun, kadın ve
insan duyarlılığının bir doruğuydu.
Uta gerçeğinden bunları çıkartmak, onu bu
ölçülerle anlamak ve anmak ve hep bu ölçüleri esas alarak onun
anısını yaşatmaya çalışmak bizim için bir boyun borcu
durumundadır.
Amara arkadaşımız Kongra-Gel 3. Kurul Genel
toplantısına biraz geç gelen arkadaşlarımızdan birisiydi.
Toplantı başladıktan birkaç gün sonra ancak ulaşabilmiş ve
katılım göstermişti. Dolayısıyla toplantının son yarısına
katıldı. Ancak toplantı sonunda yer alan herkesle tanışabilen,
diyalogu kuran, herkesin en çok tanıdığı bir kişi düzeyine
ulaşabilmişti. Sadece toplantı sürecinde tanışmışlıkta değil,
sanki o insanların hepsini yıllardır tanıyormuş gibi bir katılım
düzeyini, ilişki ve diyalog düzeyini ortaya çıkarmıştı.
Hareketleriyle, duruşuyla, katılımıyla, duyarlılığı ve
çevresiyle ilgileniş düzeyiyle herkesi etkileyen bir konuma
sahipti. Onun bu duruşu gerçek sorumlu bir devrimci kişilik
duruşuydu.
Amara arkadaş dağa ilk geldiğinde kendisiyle
tanıştık. Avrupa’dan gelen genç bir arkadaşımız olarak
karşıladık. Kendisi ve çalışmaları hakkında kendisinden bilgiler
aldık. Zaman kaybetmeden kurul toplantısına katıldı. Kadın erkek
büyük bir grup Avrupa’dan genel kurul çalışmalarına katılmak
için gelmişlerdi. Hemen hepsiyle tanışmış, biraz
konuşabilmiştik. Gelen tüm delegeler arasında neredeyse en
canlı, coşkulu arkadaş Amara arkadaştı. Amara arkadaşı görünce
ilk şaşkınlığı burada yaşadık. Birçok arkadaşta şikayetçi,
sürekli örgütü eleştiren bir duruş hakimdi. Bunun aksine Amara
arkadaş gülüyordu, eleştirmiyor, şikayet etmiyordu. Güleç,
heyecanlı, umutlu, olumlu şeylerden söz eden, geleceğe umutla
bakan, iyi şeyler söyleyen deyim yerindeyse insanın içini
rahatlatan tutumu vardı. Hatta hatırlıyorum onun bu duruşunu
arkadaşlarla aramızda konuşmuştuk. İlk defa Avrupa’dan şikâyet
etmeyen, karamsar olmayan, tam tersine gülen umut dağıtan,
geleceğe umutla bakan bir arkadaşla karşılaştık diye. Bu bize
büyük güç vermişti. Şunu insan ifade edebilir; Demek ki özlü,
içten katılmak büyük cesaret ve fedakarlıkla kendini mücadeleye
katmak, sorunları çözme, engelleri aşma, zorlukları yenme gücü
veriyor insana. Ama böyle katılamamak daralmayı, tepkiyi,
öfkeyi, şikayetçiliği, karamsarlığı, kötümserliği doğuruyor.
Amara arkadaşımız o genç yaşıyla hiçte çok fazla tanımadığı bir
topluluğa ve ortama herkesten daha ileri düzeyde, Apocu gerçeği
daha iyi anlayan, kendini ruhuyla, duygularıyla ona katan bir
katılımcı gerçeğinin sahibi olmuştu. Bu büyük bir duruşu ifade
ediyor. Uta arkadaşa benzer bir kadın ve insan duruşun, ona ek
olarak bir genç duruşu temsil ediyordu.
Amara
arkadaş bu katılımını genel kurul sonrasında da sürdürmekte
kararlıydı. Ailesi ve Avrupa’da ki örgütümüz toplantılara
katılarak tekrar Avrupa’ya geri döneceğini ifade etmiş olmasına
rağmen, Kürdistan’a geliş izni biraz da bu temelde çıkmıştı. O
bu tür kararlara daha Kürdistan’a ulaşır ulaşmaz gülüp geçer
hale gelmişti. Genel kuruldan sonra eğitime katılmayı ondan
sonra da HPG saflarına bir özgürlük savaşçısı olarak gitmeyi
istiyordu. Bu konuda kesin kararlı olduğunu, hiç kimsenin
kendisini HPG saflarında bir özgürlük savaşçısı olmaktan
alıkoyamayacağını birkaç kez bize ifade etmişti. Savunma
komitesi olduğumuz için bu düşüncesini, karar durumunu her halde
kabul ettirebilmek için bize ifade ediyordu. Katılım kararlılığı
bu düzeydeydi.
Bu anlamda pratik bakımdan saflara katılıp yer
alamamış olsa da o HPG’nin de büyük bir özgürlük savaşçısı
olarak yer aldı. Duyguda, düşüncede, yaşamda böyle bir
savaşçılığı hep temsil etti.
Yine Amara arkadaştaki fedakar ve güvenilir
kişiliği herkesten taktir toplamıştı. Öyle ki birçok eşyayı
yüklenerek de gelmişti Avrupa’dan. Birçok kimse yakınlarına bazı
eşyalar ulaştırmada aracı olarak Amara arkadaşı seçmişti. Amara
arkadaş onların hepsini sahiplerine özenle dağıtıyordu. Bu büyük
dikkat, duyarlılık yaşama ne kadar ciddi yaklaştığının
göstergesiydi. Yine bazı eşyalar getirmiş ve ihtiyacı olan
arkadaşlar kullansınlar diye onlara dağıtıyordu. Getirdiği bir
çift ayakkabıyı ben aldım ve bir senedir ayağımda giyiyorum. O
ayakkabılar beni taşıyor. Özcesi O genç yaşına rağmen bir
çoğumuz üzerinde cisimleşmiş emeği bulunuyor. Bu biçimde bize de
büyük emek katan bir konumda oldu. Onun o canlı, heyecanlı,
tereddütsüz, özgür, eşit, demokratik yaşama katılımı böyle bir
yaşam tutkulusu olma gerçeği belleğimizde yer edindi.
Biz bu iki özge yoldaşımızı böyle tanıdık, böyle
de hatırladık. Böyle yaşattık ve yaşadık. Bundan sonra da Kongra-Gel
genel kurul üyeleri olarak Kürt halkının en yüce demokratik
kurumunun cesur, fedakar mensupları olarak, yine özgürlük
hareketimizin sağlam iki militanı olarak hep mücadelemizde
yaşayacak, bizimle birlikte olacaklardır. Bu temelde
şahadetlerinin birinci yıl dönümünde Amara ve Uta yoldaşları
saygıyla anıyorum. Anıları ölümsüzdür diyorum. Onlar hep sürekli
büyüyen özgürlük ve demokrasi mücadelemizde yaşayacaklardır.
DURAN KALKAN
© PKK 2005.
http://www.pkk.org |