|
|
|
|
|
|
 |
|
Basına ve Kamuoyuna
Türk Genel Kurmayı 09.05.2008
tarihinde gece yarısı yaptığı
açıklama ile ne kadar derin bir
psikolojik ve ruhsal çöküntüyü
yaşadığını ortaya koymuştur. Zap
operasyonunda aldığı darbe ile tüm
dünya kamuoyu önünde zorlanan
Devamı.. |
 |
|
SİYASETE İLGİSİZ KALANLAR İYİ
SANAT YAPAMAZLAR
Şehit Mizgin’in Anısına
Kapitalizmin insanlık değerlerini tümden
tükettiği, önü alınmasa hiçbir toplumsal değerin bu saldırıdan
kurtulamayacağı her gün yaşanan gelişmelerden açıkça
görülmektedir. Sistem saldırısının boyutu insanlığın var oluş
biçimi olan toplumsallığı dağıtmaya kadar ilerlemektedir.
Toplumsal yapı ve onun organizmaları çok bilinçli bir şekilde
dağıtılmaktadır. Bunun anlamı; insanlığı ahlaki ve kültürel
olarak yok oluş
Devamı.. |
 |
|
Mustafa
karasu ile yapılan röportaj
Önümüzdeki
süreçte ABD’nin Ortadoğu’ya yaklaşımı ne olabilir? Yıl sonunda
ABD’de yapılacak olan Başkanlık seçimi politikayı nasıl
etkileyecek, ya da Başkanlık seçiminin dış politikaya yansıması
ne olacak?
Mustafa KARASU: ABD’nin bölgede zorlandığı doğrudur.
Uyguladığı politikaların istenen düzeyde sonuç vermediği
açıktır. ABD’nin mevcut durumda müdahalenin ilk dönemlerinde
savunduğu gibi çok köklü değişiklikler yerine, bölgedeki birçok
aktörü de kullanarak düşük yoğunluklu bir savaşı kabul etmek,
daha doğrusu savaşı kontrol edebilir durumda tutarak zaman
içinde
Devamı.. |
 |
|
MİZGİN YOLDAŞ ÖZGÜR KADININ
EZGİSİYDİ
Gurbet Aydın (Mizgin) arkadaşın şahadet yıl
dönümü vesilesiyle, PKK mücadelesinde yer alarak şehit düşen
sanatçı yoldaşları saygıyla anıyor, onların anılarına sahip
çıkmanın devrimci bir sorumluluk ve onur olduğunu belirtiyoruz.
Mizgin arkadaşın PKK saflarına katılışı, kadının
özgürlük sorunundan çok, Kürt halkının yok sayıldığı, ezildiği,
inkâr ve imha ile
Devamı.. |
 |
|
ADIL YOLDAŞ, ÖNDERLİĞE VE ÖZGÜRLÜĞE
AŞK DÜZEYİNDE BAĞLILIĞIN, ZAFERE
OLAN İNANCIN, APOCU ÇİZGİDE
KOMUTANLAŞMANIN ADIDIR
Bir ideoloji, düşünce ve özgürlük
amacı uğruna ölünecek kadar
sahiplenilmişse tarihte silinmez
izler bırakacak muhtevaya da
sahiptir. İnsanlığın özgürlük
mücadelesi; uğruna verilen
şehitlerle, dökülen kutsal kanla
tarihin, halkların belleğine
kazınmış ve
Devamı.. |
 |
|
ŞEHİTLER AYINDA ADİL ÇAĞRISINA GÜÇLÜ YANIT VERELİM!
Şehitlerimizin anılarına nasıl yaklaşmalıyız? Anılarına nasıl sahip
çıkmalıyız? Onları nasıl anlamalı ve sahiplenmeliyiz? Bu husus
elbette önemlidir. PKK’nin şehitleri çoktur. Bu hareketin sayıları
on beş bine ulaşan bir şehitler ordusu var. Önder APO “PKK’nin
şehitler partisi olduğunu,
Devamı... |
 |
|
|
|
PKK’NİN OTUZUNCU YILINDA 1 MAYIS
DİRENGENLİĞİYLE
DEMOKRATİK SOSYALİZM MÜCADELESİNİN
COŞKUSUNU YAŞIYORUZ
Bugün 1 Mayıs, işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü. 1
Mayıs tüm ezilenler ve emekçilerin bayramlarından biri olarak
kutlanıyor; sosyalizmin sembol günlerinden biri ve en önemlisi
olarak anılıyor. Bu emek bayramının başta yaratıcısı işçiler olmak
üzere, özgürlük mücadelesi veren tüm ezilenler ve emekçilere kutlu
olmasını diliyoruz. Bugün vesilesiyle iki asırdır bu uğurda mücadele
edip can vermiş olan tüm 1 Mayıs şehitlerini saygıyla anıyoruz.
|
|
Devamı... |
 |
|
06.05.2008 |
|
Basına ve Kamuoyuna
pkk meclisi
Türk devletinin oligarşik
ve faşizan zihniyetine dayanan yapılanmasını devrimsel mücadeleyle
değiştirmek, Türkiye’yi sosyalizm, emek bilinci, özgürlük ve
halkların kardeşliği anlayışıyla donatmak için mücadeleye atılan 68
gençlik önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’nın
idam edilmelerinin 27. yıldönümünü karşılıyoruz. Sosyalizmin
özgürlükçü ve eşitlikçi karakterini, halkların özgürce bir arada
yaşaması özlemiyle beraber devrimci hareketi zafere taşımak isteyen
abideleri idam eden zihniyetin cellatlarını kınıyor, anılarını
Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nde yaşattığımızı belirtmek istiyoruz. |
|
Devamı... |
 |
|
Basına ve Kamuoyuna
KCK Yürütme Konseyi
Başkanlığı
Türk devletinin
1 Mayısta emekçilere yönelik sergilediği şiddet, Türk
devletinin hala 12 Eylül askeri cunta kanunlarına bağlı olduğunun en
büyük göstergesi olmuştur. 12 Eylül cuntasının temel amacı Kürdistan
Özgürlük Hareketi ve Türkiye sol hareketini tasfiye etmekti. Aslında
Türk devleti hala bu noktada bir politikayı sürdürmektedir. Şimdiye
kadar Türkiye sol hareketinin zayıflamış olması ve devletin emekçi
kesimleri yedekleme politikasıyla tüm okları Kürdistan Özgürlük
Hareketine yönlendirmesinin bir sonucu olarak bu yönünü hep gizli
tutmuştur. Ancak 1 Mayıs’ta emekçi kesimlerin irade olma istemi
karşısında sert tutumunu o |
|
Devamı... |
|
|
|
Susmayacağız, Halkımıza Karşı Görev ve
Sorumluluklarımızı Yerine Getirmeye Devam Edeceğiz.
1 Mayıs’ı 2 Mayıs’a bağlayan gece altı
arkadaşımızı kaybettik. Birer özgürlük ve demokrasi savaşçıları
olarak; Raman Cavit(Rahim Borna), Heriş Mahabat(Diyago Bahtiyari),
Fırat Çele(Behçet Tekinalp), Armanç Merivan(Cemal Resuli), Argeş
Bawer(Kadro Elyali) ve Vedat Amed(Mehnet Gorgin) arkadaşlar
şehitlerimiz arasında kutsal yerlerini aldılar. |
|
Devamı... |
 |
|
DENİZ GEZMİŞ YUSUF ASLAN VE HÜSEYİN
İNAN ÖZGÜRLÜK MÜCADELEMİZDE YAŞAMAYA
DEVAM ETMEKTEDİRLER.
Cemal Şerik
Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve
Hüseyin İnan’ın şahadetlerinin 36.
yıldönümüne girmiş bulunuyoruz.
Denilebilir ki, geçen 36 yıllık süre
zarfında, her yıldönümlerinde
anılarak karşılık olunmaya çalışılan
şahadetler olarak günümüze kadar da
gelinmiş ve
|
|
Devamı... |
 |
|
UNUTMAK İHANETTİR
Ali
haydar kaytan
Tarif
etmekte zorlandıkları acılarla yüklü anılarını anlatmaya başlamadan önce,
hemen hepsinin ağzından aynı cümle dökülüyordu: “Allah o günleri bir daha
düşmanımıza dahi göstermesin!” Yaşadıkları ve tanığı oldukları
çılgınlıkların tarif edilemezliğini bu temenni cümlesiyle özetliyorlardı.
Kendi insanına ve kendine yapılanı düşmanı için bile istememek, yapılanların
akla sığmaz boyutlarını tanımlamak açısından çok çarpıcı |
|
Devamı... |
|
|
|
CUDİ’NİN ASİ ÇOCUĞU ADIL YOLDAŞA
35 yaşının
21 yılını gerillacılığa sığdırmış, tek kelimeyle gerilla
vurgunu, Kürdistan dağlarının tutkunudur Adıl yoldaş. 14
yaşındayken katıldığı gerilla mücadelesinden onu ancak 21 yıl
sonra gelen şahadet ayırdı. O Gabar dağının doruğunda özgürlük
zamanını bedeninde dondurarak ölümsüzleşti. |
|
Devamı... |
|
|
 |
|
1 MAYIS, SOSYALİZM VE
PKK’DE GELİŞEN EVRENSEL ÇÖZÜM
Çağdaş
dünyamızın 1 Mayıs geleneğini iki bine beş kala yaşamaya, değerlendirmeye ve
emekçiler içinde mücadele ve dayanışma günü olarak kutlamaya çalışırken;
bunu partimizin sosyalist mücadele gerçeğinde görmek, göstermek güncel
anlamda da büyük önem taşıyor. Emekçilerin, ezilenlerin, sömürülenlerin, hiç
şüphesiz bir dünyası, bir |
|
Devamı... |
|
|
 |
|
Cemil bayik le
yapılan bir röportaj
“Êdi
bes e” hamlesi geliştirdiniz. Bu hamle kararının çok isabetli olduğu görüldü.
Neden “êdi bes e” dediniz?
Bilindiği
gibi 2006 yılının 1 Ekim’inde çeşitli güçlerin isteği üzerine bir ateşkes
ilan ettik. Türkiye'de devlet ve hükümet yetkilileri de dolaylı yollardan
haber göndererek “bir ateşkes olursa, sorunun çözümü için |
|
Devamı... |
 |
|
ARTIK BİZİ
ZEHİRLEYEMEYECEKSİNİZ!
ALİ
HAYDAR KAYTAN
Hepimizin
benzer şekilde davrandığından eminim: Acı bir meyveyi dişlediğimizde hemen
zehir gibi deyip geçeriz. Peki, zehir tadı gerçekten nasıl bir şeydir, bir
kez olsun tattınız mı hiç? Zehrin kendisi bilinmeden zehir gibisi nasıl
bilinebilir? Tadını öğrenmek için kim zehir içmeyi deneyebilir? Neden çoğu
zaman ‘Zehir bile olsa içerim’ deriz de, zehir yemekten daha az söz ederiz?
Zehir gerçekten de içilecek ya da yenilecek bir şey midir? Ya yılan zehri
gibi iğneyle |
|
Devamı... |
 |
|
BÜYÜK KOMUTANIMIZ ADİL YOLDAŞ ŞAHSINDA, ŞEHİTLERİMİZİN KANINI
YERDE BIRAKMAYACAĞIMIZIN SÖZÜNÜN MUTLAKA HESAP SORMA TEMELİNDE OLACAĞINI
BELİRTİYORUZ!
Yurtsever Kürdistan Halkına ve Kamuoyuna;
İnsanlık
tarihi boyunca halklar, özgürlük mücadelesi uğruna görkemli çıkışlar
niteliğini taşıyan büyük kahramanlıkların ürünü olarak varlıklarını
sürdürmüşlerdir. Günümüz dünyasında da tahakkümcü
|
|
Devamı... |
 |
|
O Savaş
Muhabirlerin Öncüsüydü
1
Nisan 2008 tarahinde savaş Muhabirliğinin öncüsü Halil İbrahim
Uysal’ı üç arkadaşıyla birlikte Hezil’de kaybettik.
Devamı... |
 |
 05 Ocak
2008 |
|

ÖNDER APO’NUN ÖZGÜRLÜĞÜ HEDEFİYLE
2008 YILINI BİR KÜRT VE KÜRDİSTAN YILI YAPALIM!
Mücadele tarihimizin önemli bir yılını daha geride bıraktık.
Mücadelemiz, halkımız ve bir bütün olarak geleceğimiz açısından daha
önemli
ve çok stratejik bir yeni yıla girmiş bulunmaktayız. 2007 yılı
Kürdistan Özgürlük Mücadelesi açısından önemli gelişmelerin
yaşandığı bir yıl oldu. 2007 yılında yaşanan gelişmelerin temelinde
Önder Apo’nun uluslararası komploya karşı yürüttüğü mücadelenin
ortaya çıkardığı sonuçlar vardır. Bilindiği gibi 9 Ekim 1998 yılında
Önderliğimizin Şam’dan ayrılmasıyla başlayan uluslararası komplo
süreci Önderliğimizi esir almıştır. Bununla komplocu güçlerin amacı
Önderliği ideolojik ve siyasi olarak bitirmek, hareketi ise tasfiye
etmekti. Ancak buna karşı Önder Apo komplocu güçlerin hiç de
beklemediği bir biçimde, çok dâhiyane bir tarzda yeni bir çizgi ile
yeni bir çıkış gerçekleştirerek cevap vermiştir. Önderliğin
geliştirdiği yeni mücadele çizgisini hareketin de esas almasıyla
birlikte uluslararası komplo boşa alınmıştır. |
|
Devamı... |
|
|
|
05 Ocak
2008 |
|
AKP’NİN
“YENİ KÜRT KAPANI”
Türkiye
gerçekliğinde herkes artık şunu kabul etmek durumundadır:
Devletleşen AKP, AKP’leşen bir devlet gerçekliğiyle karşı
karşıyayız. Mevcut durumda Türkiye’de devlet olan AKP’dir, AKP olan
devlettir. Bir devlet partisi olarak CHP’yi bunun dışında tutarsak,
Türkiye tarihinde hiçbir siyasi iktidar AKP iktidarı kadar devlet
kurumlarını ele geçirme çabası içinde olmamıştır. Şimdiki durumda
bunu önemli oranda başardığı da söylenebilir. Gayet açık olarak
bunun anlamı şudur: Bundan böyle AKP adına uygulanacak olan her
politika bir devlet politikası niteliğini taşıyacaktır. |
|
Devamı... |
|
05 Ocak
2008 |
|
|
|
AKP
REZERVİNİ TÜKETMİŞ,
SÖZ
YERİNİ EYLEME BIRAKMIŞTIR
22
Temmuz seçimlerinden sonra yeniden iktidara gelen AKP, tek partili
iktidar olmanın avantajlarını kötüye kullanmaktadır. Kürt
sorunundaki zikzaklı söylemler ve oyalamacı tutumların sonuna gelmiş
bulunmaktadır. AKP’ye Kürtlerin toleranslı yaklaşımları çözüme dair
beklentilerden kaynaklanmaktaydı. Nispeten eylemlerin olmadığı ve
ateşkesin yaşandığı süreçler Erdoğan iktidarına avantajlar sağladı.
Barışa dair iyimser beklentiler AKP’yi rezervli hale getirdi.
Seçimler sonrası AK Parti zaferi için, Önder APO “bir yıllık rezerv”
dedi. Ama bu rezerv şimdiden tükenmiştir. |
|
Devamı... |
|
|
|

KÜRT ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ BASININ
YALAN HABERLERİYLE
TESLİM ALINAMAZ
Kürt halkı tarihe bu
topraklarda gözünü açmış, binlerce
yıldır da bu topraklar üzerinde
yaşamıştır. Neolitik devrimi
başlatmış, insanlığın gelecek
hazinesine muazzam katkılarda
bulunmuş, en temel değerlerin
yaratıcısı bir halk olarak tarihteki
yerini almıştır. İnsanlığa karşı
olumsuz herhangi bir yaklaşımın
sahibi olmamış, tüm komşu halklarla
iyi ilişkiler içinde yaşamış, onlara
karşı saldırgan bir tutumun sahibi
olmamış, kendisine yönelen
saldırılar karşısında ise kendisini
koruma temelinde kaçınılmaz ve
zorunlu bir savaşa tutuşmuştur. Bu
da özgürlüğünü koruma amacına
yönelik olmuştur. Bunun dışında
komşu halklarla hep dostane bir
yaklaşım içerisinde olmuş; dahası
çıkarları hilafına komşularına,
hatta işgalciler ve sömürgecilere de
destek olmaktan geri kalmamıştır.
|
|
Devamı... |
|
|
|
02 Ocak
2008 |
|

AKP’NİN SÖZDE AÇILIMI
ALEVİLERE İNTİHAR ÇAĞRISIDIR
Maraş katliamından bu
yana 29 yıl geçti. Maraş’ta şehit
düşen tüm devrimcileri ve yurtsever
tüm emekçileri saygıyla anıyoruz.
Maraş katliamı, esas olarak da Türk
devletinin Alevi toplumuna yaklaşımı
sonucu ortaya çıkmıştır. Aleviler
cumhuriyet döneminde
rahatladıklarını söyleseler de,
gerçeklik böyle değildir. Türk
devlet yönetimi siyasal İslam’ın
devlet içinde etkili olmasının önüne
geçmiş olsa da, iktidarını sürdürmek
için İslam'ı devlet kurum ve
kuruluşlarıyla kontrol altına alıp
kullanmaya çalışmıştır. Bu nedenle
devletin dini İslam’ın Sünni mezhebi
olurken, diğer mezhep ve azınlıklar
üzerinde Sünni İslam’ın ‘mahalle
baskısını’ sürdürmesine her zaman
göz yummuştur. |
|
Devamı... |
|
|
|
01 Ocak
2008 |
|
ERDOĞAN-BÜYÜKANIT
KONSEPTİ
Dünyanın kalbi
konumundaki Ortadoğu adeta cehennemi
andırıyor: Irak, İran, Suriye,
Türkiye, Filistin-İsrail somutunda
görüldüğü gibi, her gün insanlık
trajedileri yaşanıyor. İnsanın en
çok değersizleştirildiği bölgelerin
başında Ortadoğu gelmektedir. İslam
kültürüyle yoğrulmuş olan bu bölgede
insani hiçbir değer kalmamıştır.
Devletler, inançlar, mezhepler,
aşiretler, aileler, hatta aileler
içinde kardeşler birbirini ortadan
kaldırmaya uğraşıyor, insanlar
birbirini koyun gibi boğazlıyor.
Mantık ve sağduyu gibi akli etkenler
toplumsal ve insani sorunların
çözümünde hiçbir anlam ifade
etmiyor. Ortadoğu aklı, aklın gücünü
ve sağduyusunu yitirmiş durumdadır.
Çünkü Ortadoğu’da hâkim olan
zihniyet dinden doğmuş ve hala dinle
beslenmektedir.
|
|
Devamı... |
|
|
|
01 Ocak
2008 |
|
Çaresizlik
Çıldırtıyor
“PKK’yi
Etkisizleştir-Türkiye’yi Böl”
Güney Kürdistan’a
yönelik başlayan hava saldırıları
ile birlikte yeni bir sürece
girilmiştir. Türkiye’nin gündemine
giren tezkere ve ardından orduya
verilen yetkiyle birlikte, ortalığı
kasıp kavuran bir psikolojik savaş
eşliğinde süreç başlatılmış oldu.
Başbakan Recep ile Başkan Bush
arasında yapılan son görüşmeden
sonra hazırlanan konsept işlemeye
başladı. İşin perde arkasında neler
olup bittiğini fazla bilemeyiz, ama
pratik uygulamalara bakıldığında
nelerin olabileceği şimdiden
kafalarda şekil bulmaya başlamıştır.
|
|
Devamı... |
|
|
|
25 Aralık
2007 |
|

HAVA SALDIRILARI VE
TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ
Güney Kürdistan’a
düzenlenen hava operasyonu her
açıdan tam bir fiyaskodur.
Uzun süreden beri
koparılan yaygaranın, yürütülen
psikolojik savaşın sonuçlarına
bakıldığında, Medya Savunma
Alanlarına düzenlenen hava
saldırıları ve karadan girme
teşebbüsleri her açıdan bir çıkmazın
ifadesidir.
Hava saldırılarının
askeri sonuçları sivil halktan
insanların katledilmesi, köy
yerleşim birimlerinin zarar görmesi,
hayvanların telef olması, okul ve
hastane gibi hizmet alanlarının
tahrip edilmesinin ötesine geçmedi.
Psikolojik yönden
operasyonun hedefleri tezkere
sonrası sözde askeri kararlığını
gösterme, kamuoyunun beklentilerini
giderme, bundan sonra rutinleşecek
olası müdahalelerin tepkilerini
ölçme, asker cenazelerinde balon
şişirir gibi milliyetçilikle
şişirilen yığınlarda bayram öncesi
moral yaratma olarak
sıralanabilinir.
Ekonomik olarak,
“Kandil’e Dolar yağdı” denildi.
Operasyonun Türk devletine maliyeti
20 milyon Dolar oldu.
|
|
Devamı... |
|
|
|
25 Aralık
2007 |
|
DOSTLUĞUMUZA GÜVENİN,
DÜŞMANLIĞIMIZDAN KORKUN
Türkiye ve İran,
artan bir periyotla Kürt Özgürlük
Hareketine karşı başlattıkları ortak
tasfiye hareketini sürdürüyorlar.
Görüşme üzerine görüşme, anlaşma
üzerine anlaşma yapıyorlar. Bu
görüşme ve anlaşmalar tarafların
Kürtlere ve Kürt sorununa
yaklaşımlarını yansıtmak kadar,
uluslararası siyaset ve ilişkileri
ele alış tarzlarını da yansıtıyor.
Bölge devletleri
aralarındaki güç mücadelesinde
Kürtleri ve Kürt sorununu
birbirlerine karşı kullanılacak bir
nesne olarak görüyorlar. Bu
devletlerden herhangi biri, herhangi
bir dönemde komşusunda baş gösteren
bir isyan hareketine sınırlarını
açıyor; zaman zaman da isyana fiili
destek veriyor...
|
|
Devamı... |
|
|
|
08 Aralık
2007 |
|
Dağlarda Olmak Her Türlü İkiyüzlü Politikaya Cevaptır
Hareketimizin
1 Aralık 2007’de kamuoyuna açıkladığı demokratik çözüm
deklarasyonuna Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Başbakanı R. T.
Erdoğan dün yaptığı konuşmayla cevap vermiştir. Kürt
sorununun köklü ve kalıcı çözümünü ön gören, Kürt ve Türk
halkının çıkarlarını birleştiren en makul önerilerle
hareketimizin uzattığı barış elini bir kez daha havada
bırakan Başbakan “ya teslim olacaksınız ya da öleceksiniz”
bildik söylemini tekrarlayarak, sunduğumuz demokratik çözüm
projesini kabul etmeyeceğini ortaya koymuştur. |
|
Devamı... |
 |
|
03 Aralık 2007 |
|
Savunma Hakkı Kutsaldır. PKK Doğru Bildiği
Yolda Israr Edecektir
Murat Karayılan
İki
gün önce 7 maddelik yeni bir çözüm deklarasyonu
yayınladınız. Bu deklarasyona neden ihtiyaç duyuldu ve
bununla kamuoyuna vermek istediğiniz mesaj tam olarak nedir?
Uluslar arası ve Türkiye kamuoyunda Kürt sorunu ve
hareketimizin durumu en çok tartışılan temel bir gündem
maddesi haline gelmiştir. Ortadoğu’nun en temel
sorunlarından birisinin Kürt sorunu olduğu artık net bir
biçimde açığa çıkmıştır. Bu sorunu herkes kendi açısından
bir biçimde tartışmakla birlikte şimdiye kadar sorunun
çözümü yönünde somut bir proje ortaya konulmuş değildir. |
|
Devamı... |
 |
|
27 Kasım 2007 |
|
|
 |
|
30 Ekim 2007 |
|
Aktif Savunma Direnişi Var Olan Yönelimleri
ve Konsepti Boşa Çıkararak, Apocu Militanlığı Zafere
Götürecektir -2-
Duran Kalkan
Şimdi
buna karşı Hareketimizin duruşu, mücadelesi ne düzeyde? Bir
kere biz şu hususu iyi anlamalıyız; 2006 baharında
oluşturulan imha ve tasfiye planına, bizde 1 Ekim
ateşkesiyle karşılık verdik. Oluşan yeni durumu
değerlendirmeye dönüktü bu ateşkes girişimi. Bir yandan
mümkünse Kürt sorununun barışçıl-demokratik çözümünü
sağlamayı hedeflerken, diğer yandan bu olmayacaksa
politik-askeri sürecin netleşmesini sağlamayı hedefliyordu.
Birincisi gerçekleşmediyse de, ikincisi gerçekleşti.
Netleşme ortaya çıkartıldı. |
|
Devamı... |
 |
|
29 Ekim 2007 |
|
Aktif Savunma Direnişi Var Olan Yönelimleri
ve Konsepti Boşa Çıkararak, Apocu Militanlığı Zafere
Götürecektir
Duran
Kalkan
Aktif
savunma temel gündemimizi oluşturmaya devam ediyor. Sürecin
görevlerinin başarıyla yerine getirilebilmesi için her
şeyden önce, sürecin doğru kavranması, derinlikli
anlaşılması ve iyi planlanması gerekiyor. Bunu sağlayabilmek
için Hareket olarak bir süreden beri tartışma yapıyoruz.
Daha genel anlamıyla bu tartışmaları, 2005 yılı sonunda
Şemdinli olayı arkasından başlattık. 2006 yılında çeşitli
düzeylerde tartıştık. Ateşkes süreciyle birlikte
tartışmaları, daha çok Önderliğimiz yürüttü. |
|
Devamı... |
|
|
|
|