|
SANATA, DEVRİMİN GÜZELLEŞTİRME
BOYUTUNU DA EKLEMEK GEREKİR
Reber
APO
Yücelikler sanatı, yoğunlaşma
sanatı, pür dikkat kesilme
sanatıdır. Biz onu biraz
geliştirmek, şahsımızda temsil etmek
istedik. Düşmanın kışkırttığı geri
toplumsal özellikler, toplumumuzu
içinden çıkılmaz bir hale
getirmiştir. Şimdi de bu özellikler,
PKK'ye, merkez düzeyden en alt
düzeye kadar, adeta kimyasal bir
silah gibi püskürtülüyor. Parti
içine püskürtülüyor ve öldürüyor.
Biz bunu çok öncesinden tespit
ettiğimiz için, 1980'lerden beri bu
etkilerle savaşın ve boşa çıkarın
dedik. Kurtaran özgürlükçü
yaklaşımı, ilişkiyi, teoriyi,
pratiği esas alın dedik. Tarih kimi
doğruluyor? Tabii her gün bin defa
bizi doğruluyor.
Aslında bütün bunları çözümledim.
Fakat ilgilenen kim? "Parti
Önderliği acaba ne demek istiyor?
Parti Önderliği acaba bize ne der
ki?" diyeceksiniz. Artık bizi
anlamaya çalışın! Düşünen, inceleyen
yok. Ne yapayım? Kürtlerin sanat
okulu yok, Kürtlerin sanat akademisi
yok ki size öğreteyim, orada
öğrenesiniz. Bizim okulumuz devrim
okuludur. Neredeyse her şeylerini
bana sağlattıracaklar. Yine de
kötüsü biz olacağız. Kurdukları
ilişkiler, kaçıştan, ihanetten başka
neye hizmet etti ki?
Özgür
ilişki kurmak güç işidir, özgürlük
olayını çözümleme işidir. Sevmek,
savaşmayı bilmekle özdeş bir iştir
veya namuslu ilişki geliştirmek,
ülkesini biraz özgürleştirmekle,
halkını biraz özgürlüğe
yaklaştırmakla bağlantılı bir iştir.
Çok çeşitli ve bilinen
nedenlerle başka ulusların
yüzyıllarca devrimci sanatla
kadın-aile ve diğer toplumsal
sorunlarına getirdikleri çözümleri,
bizim yalın, örgütsel, siyasal ve
bizzat askeri çabalar içinde, onunla
iç içe, etkileyen, etkilenen öğesi
olarak ele almamız, mevcut
sömürgeciliğin katliam düzeyiyle,
yine sömürünün talan düzeyiyle
bağlantılıdır. Onun bir sonucu
olarak, her türlü devrimci
faaliyetle birlikte ve hatta anında
ele alıp çözüme götürmeyi
zorlamaktadır. Aralarına fazla ayrı
zemin ve zaman koyarak çözüme
gidemeyeceğimizi bu somut koşullar
göstermektedir.
Tarihi, toplumsal, siyasal
gerçekliğimiz, ulusal imha ve sömürü
düzeyi, bize başka ulusların sanatla
yüzyıllarca yaptıklarını yapma
imkanını vermiyor; devrimle birlikte
yapmayı zorunlu kılıyor ve
dolayısıyla kadın-aile tüm toplumsal
kör düğümün çözümlenişi, savaş ateşi
içinde mümkün oluyor. Bu,
devrimimizin de en temel özelliği
oluyor. Tarihten koparılmanın, çağla
bağlantının kesilmesinin direkt bir
sonucu oluyor. Partimiz de tamı
tamına bu somut gerçeğe bağlı olarak
sorunu böyle ortaya koyma, çözüme bu
temelde gitme gereğini duyuyor ve
yapıyor.
Ana
hatlarıyla yöntemi belirledikten
sonra, şimdiye kadar gerek teorik,
gerek pratik alanda sağlandığımız
gelişmeleri de görmekte yarar
vardır. Unutulmamalıdır ki, hiçbir
toplumsal sorun, sağlam teorik bakış
açısına kavuşturulmadan, sağlıklı
bir pratik hata, adıma kavuşamaz.
Dolayısıyla Kürdistan'ın hemen her
düzeyde son derece karartılan
bilinci, ondan da öteye kimliğinin
aşılması durumu ortadadır.
Bütün
ulusal-toplumsal düzeyin yitirilişi,
teoriye daha fazla görev yükler.
Neden? Çünkü gerçek, hem bilinç
düzeyinde, hem de bilincin dayandığı
maddesinde tahrip edilmiştir. Bu
tahrip derecesi ne kadar
ilerlemişse, teoriye yüklenme de bu
denli gerekli oluyor. PKK'nin,
teoriye kendi somutu nedeniyle böyle
yaklaşması şimdi daha iyi
anlaşılıyor.
Hiç şüphesiz devrimci
edebiyatla konu daha da iyi
gösterilir. Bizzat bir devrimci
edebiyat savaşımıyla da, kişiliğin
psikolojik boyutları, kadın-erkek
ilişkilerinin düzenlenişi, açıklığa
kavuşturuluşu, sanatla, sanatın
diğer biçimleriyle güzelleştirme
dediğimiz boyutuna ulaşılır. Tümüyle
estetiğe, yani sanatkarlığa bağlı
kalınarak ilişkiler
geliştirilmelidir. Kadın da kendini
öyle ortaya koymalıdır. Sanata,
devrimin güzelleştirme boyutunu da
eklemek gerekir. Onun da yolu
böylesine devrimci bir savaşla
bağlantılı olarak konulmuştur.
Devrim en artistik sanattır veya
sanat düzeyi en gelişkin olan
eylemin adıdır. Hele bizim için
yaşamın yeniden yaratılmasıdır.
Bizim
konumuz, hiç şüphesiz siyasi
önderlik çözümlemesidir, yine askeri
önderlik çözümlemesidir. Sanatın da
önderliği olur, hemen her dalın,
ekonomik çalışmanın da önderliği
olur. Küçümsememek gerekiyor. Ama
siyasi önderlik, son tahlilde
ekonomik, sanatsal önderliği de,
askeri önderliği de bağlayan, esasta
onlara çıkış sağlayan en temel
kurumdur, otorite kaynağıdır. İyi
bir siyasal otorite olmuş bir
siyasal önderlik, askeri önderliğe
de yol gösterir, sanatsal önderliğe
de, ekonomik faaliyet önderliğine de
imkan verir. Bir yerde iyi bir
siyasal önderlik yoksa orada sağlam
bir askeri önderlik gelişemez.
Başkalarının askeri olunduğunu kendi
örneğimizde iyi biliyoruz. Bizde
sanat önderliği olmaz, çünkü bizim
sanat ölüdür, diri değildir. En
azından siyasal önderliğin olmadığı
dönemlerde bu iyi bilinir. Yine
ekonomik önderlik yoktur, düşmanın
talanı vardır.
(1993 değerlendirmesi)
|