|
Kültür ve Kadın
Son
yıllarda üretilen müzik parçalarında
öne çıkan iki motif söz konusudur.
Birincisi kadının cinsel bir nesne
olarak sunulmasıdır. İkincisi
bireylerin anlık duygularına ve
cinsel güdülerine seslenilmesidir.
Kültürün işlevi olan topluma mal
olacak duyguların dile getirilmesi
bir tarafa bırakılmıştır. Kadın
cinselliğini kullanan ve bireyin
anlık duygularına seslenen bu tür
müzik parçaları rağbet görmekte ve
talep edilmektedir. Talep edilen ve
tüketilen bir müzik parçası
üretildiğinde iyi bir şey yapılmış
olunduğuna hükmedilmektedir. Böylece
insanların bilinçleri saptırılmakta
ve tüketimi tek değer olarak gören
kapitalist sistemin illüzyonu da
böylece kitlelere yutturulmaktadır.
İlk önce
kadının cinsel meta olarak
kullanıldığı müzik parçalarına
talebin neden fazla olduğunu ve ilgi
gördüğünü anlamak gerekir.
Kapitalizm her şeyi alım-satım ve
pazar konusu haline getirdiği gibi
erkek egemenlikli sistem, kadın
cinselliğini de meta haline
getirmiştir. Ataerkil sistemin hakim
olmasından sonra kadını cinsel meta
görme anlayışı ortaya çıkmıştır.
Ancak devletçi, sömürücü sistemin
son temsilcisi kapitalizm, bu
anlayışı ve bunun uygulamasını
zirveleştirmiştir.
Kapitalist
sistem kadının cinsel bir meta
olarak değer bulması ve para getiren
bir nesne haline gelmesi için
erkekliği her türlü yöntem ve araçla
alabildiğine kışkırtarak, kadının
cinselliğine talebi fazlasıyla
arttırmıştır. Erkeklerin bu konuda
talep kar olması kendiliğinden
ortaya çıkmamıştır. Kadının cinsel
meta olarak kullanılması bu talebi
daha da arttırmış, talep artınca da
kadın cinselliği para getiren bir
meta haline gelmiştir. Kadın
cinselliğinin birçok biçimde nasıl
pazarlandığını dünyadan en fazla
habersiz olanlar bile bilmektedir.
Bugün
televizyonlarda birçok porno kanal
bulunmaktadır. TV’lerin bugün ticari
bir araç haline geldiği düşünülürse
bu kanalların sahiplerine kazanç
getirdiği için bu kadar çoğaldığı
anlaşılır. Şimdi bu kanallara talep
var, denilerek bunlar, toplumun
ihtiyacını karşılayan işler olarak
değerlendirilebilir mi? Hiç kimse
bu kanalların cinsellik konusunda
eğitsel bir işlev gördüğünü iddia
edemez.
Şimdi talep
bulmak isteyen müzik parçasına
erkeklerin duygularını okşayacak
motifler konulmakta ya da sadece
satışı artsın diye kliplerde kadının
cinselliği kullanılmaktadır. Şimdi
biz bunları topluma yeni değer
yargıları kazandıran, toplumun her
bakımdan – buna aşk da dâhil
edilebilir.- beğeni ölçülerini
yükselten ve yaşam kalitesini
arttıran eserler olarak görebilir
miyiz? Tabi ki vereceğimiz cevap
olumsuzdur.
Şimdi
neredeyse kadını her alanda cinsel
meta olarak kullanmak moda haline
geldi. Önceleri kadın hareketleri
reklâmlarda kadının cinselliğinin
kullanılmasına karşı çıkarlardı.
Günümüzde müzik ve sanat adına
üretilenler reklâmlara rahmet
okutturacak düzeyde kadın
cinselliğini kullanmaktadır. Ne var
ki toplum buna o kadar alıştırılmış
ki karşı çıkan sesler çok cılız
olmaktadır. Neredeyse kadının
cinselliğinin meta olarak
kullanılması normal bir şeymiş gibi
algılanmaktadır. İşin vahameti de bu
normalleştirmeden kaynaklanmaktadır.
Bu
normalleştirme sonucu kadın
özgürlüğünü savunması gereken ve bu
konuda hassas davranması beklenen
TV’ler ve yayın organları da bu
konudaki hassasiyetlerini
kaybetmişlerdir. Dünyada herkes
böyle yapıyor, bizimkilerin de
yapması normaldir, diyerek bakıp
geçiliyor. Böylelikle kapitalist
sistemin kadına karşı işlediği suça
ortak olunuyor.
Kadınların
kendilerini cinsel meta olarak gören
ve sunan sistemin bu yargısını
reddettiklerini biliyoruz. Ancak
sistemin bu durumu normalleştirmesi
karşısında reflekslerin zayıfladığı
ve anında harekete geçmediği
görülmektedir. Bizce sistemin bu
uyuşturucu ve illüzyonla hepimize
seyrettirdiği bu duruma tutum
takınmamız acil ve önemli hale
gelmiştir.
Kadını
cinsel meta olarak kullanan ya da
cinsel bir meta gibi müzik
kliplerinde arz-ı endam eden
sanatçılara tavır koymanın zamanı
gelmiştir.
Kadın,
toplumun dolayısıyla sanatın en
önemli konusudur. Çünkü yaşamın
niteliğini ve kimliğini belirleyen
kadının duruşudur. Marks’ın, bir
toplumun ne olduğunu üretim
ilişkilerine bakarak
tanımlayabiliriz, belirlemesi vardı.
Aslında bir toplumu ve yaşamı
tanımak ve belirlemek için kadının
yerine bakmak gerekir. Kadının
yerinin cinsel meta olduğu bir
toplum, herhalde en fazla
lanetlenmesi gereken bir karaktere
sahiptir.
Kadın
şiirde, romanda, müzikte yer
alabilir. Ama bu yer alış, toplumun
özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik,
hümanist ve ekolojik niteliğini
yansıtma ve toplumun kimliğini bu
çerçevede yaratan bir rolde
olmalıdır. Aksi halde binlerce
yıldır kadına erkeğin cinsel
ihtiyaçlarını karşılayan bir nesne
olarak yaklaşan erkek egemenlikli,
iktidarcı ve sömürücü sistemin
yarattığı zihniyeti kırıp cinsiyet
özgürlükçü bir dünya yaratamayız.
Müzik ve
sanat yapanlar eğer cinsiyet
özgürlükçü, demokratik bir toplum
arzuluyorlarsa kadına doğru bir
yaklaşım- ister kadın ister erkek
olsun- göstermeleri gerekir. Talep
var, para kazanıyoruz, düşüncesiyle
kadın cinselliğini her ne biçimde
olursa olsun kullanmak, söz konusu
kişileri toplumsal ahlakı bitiren ve
kadını metalaştıran sistemin suç
ortağı haline getirir.
Bu tür
müzikler bırakalım aşk ve sevgiyi
anlamlı hale getiren değerler
üretmesi, tersine bu değerleri
tümden bitiren ve erkeğin cinsellik
hoyratlığında kadını aşağılayan bir
zihniyet ve kadın-erkek ilişkisi
üretmektedir.
Mustafa karasu
|