Ana Sayfa

  

Mücaledele Adanmışlar Hareketidir PKKK

PKK' yi nasıl tanıdınız?

 Mele Ali Spertî:

Adım M. Ali Sperti. 56 yaşındayım. Silopi'liyim. Şuan Mahmur kampında öğretmenlik yapıyorum.  Ben 12yaşımdayken siyasi düşüncelere ilgi duydum ve bu alanla ilgilendim. Ben KDP üyesiydim. 1960'da Irak'ta savaş başlamıştı. Yurtseverlik duygusu bizde gelişti. Fakat Kürtlük nedir veya siyaset nasıl yürütülür bu konuda bir bilinç ve tecrübemiz yoktu. Sadece Kürt olduğumuzu biliyorduk ve Kürtlerin kendi haklarını korumak istediğini, buna karşı düşmanlarının olduğunu ve düşmanlarına karşı mücadele yürüttüklerini  biliyorduk. Bundan dolayı  onlara karşı bir sempati gelişti. Dolayısıyla bu söz konusu davaya belli bir bağlanma yaşandı. Yaşım ilerledi bu dava da daha farklı boyutlara ilerledi ve genişledi, dolaysıyla  halk uyandı. 1970'den sonra ki süreçte  duyarlılık ve gelişmeler daha da çoğaldı. DDKO çıktı. O bir Kürt öğrenci grubundan oluşuyordu. Bir örgütlenme yaptılar. KDP'den çok bu örgütlenmeye sempatimiz daha da gelişti. Bundan sonra siyasi partiler çıktı, farklı farklı düşünceler çıktı. Yani Kürdistan'da partiler çoğaldı. Biz düşünce anlamında KAWA'cı düşünceye katıldık. Kawa'nın felsefesini, düşüncesini benimsedik. Uzun bir süre bunlarla çalıştık. 1970'den sonraydı. O zamana kadar biz PKK' yi tanımıyorduk. Serhıldanların geliştiği dönemlerde ve 12 eylül darbesinden sonra düşman beni aramaya çıktı, ben arkadaşlarıma - Silopinin arkasında bir tepe vardı ve orada oturdum – şunu söyledim ,artık siyasetten vazgeçiyorum ve her iki parti taraftarlığını yapmıyorum ,cunta karşısında kim direnirse ben onların yanında olacağım. O zaman 70'i aşkın parti vardı. Yani kim cuntaya karşı direnip, ilkeli olursa ben onlara katılacağım dedi. Sonra biz sessiz kaldık.  Süreç ilerledi ve PKK çıktı. Fakat daha silahlı savaşa başlamamıştı. Bizde kimin direneceği ve başaracağını bekliyorduk ama daha bir şey olmamıştı. Bu arada 1982 yılında düşman tarafından yakalandım. Nusaybin'de bizi sorguya çektiler. Daha sonra Amed zindanına götürdüler.Bizi siyasi  tutuklukların arasına 20. koğuşa götürdüler. 20. koğuşta ben PKK' yi tanıdık.  O zaman Koğuşta konuşmak yasaktı, sadece böyle bazen onları görüyorduk. Yani bizim hiçbir tartışmamız olmadı. Çünkü izin verilmedi. Fakat onların oturuşları-kalkışları, ilişkileri, ahlakları ve birbirlerine karşı olan saygı ve sevgileri bizim çok dikkatimizi çekiyordu. İlk koğuş sorumlusu Davut Tutkun arkadaştı. Yani PKK'nin koğuş sorumlusuydu. Genel sorumlu Umut Kaya idi. Fakat o arkadaş direkt PKK sorumlusuydu. Onunla da çok az ilişkilenebiliyorduk. Yine Ş. Suat arkadaş vardı o zaman, ama PKK sempatizanıydı. Ona tekin Kızılay deniliyordu. Yani bunlar ve bu arkadaşlar gibi diğer PKK'li arkadaşların yoluyla PKK' yi tanıdık diyebiliriz. Bizim PKK'ye karşı biraz sevgimiz gelişti. Yani farklı siyasi tutuklularda vardı orada. Fakat bunlar içinde en çok düşmana karşı cesur, direnişçi, tavır sergileyen ve marjinalleşmeyen örgüt PKK idi. Bundan dolayı PKK'ye sempati duyduk ve yakınlaştık. Çünkü ben daha zindandayken Davut arkadaş bana söyledi, biz seni bir PKK sempatizanı olarak kabul etmişiz. Tabii zindandan çıktıktan sonra da PKK  militanları bizimle ilişki kurmak istedi. O zaman durumlar çok tehlikeliydi ve çabuk çabuk herkese güvenme şeyide olmuyordu. Yani ihbar edilecek veya bu kişi sağlam değilse herşeyi bozacağından korktuğumu için 87'ye kadar böyle gitti. Zindandan bir arkadaş çıktı Ş. Xelil arkadaştı. Geldi biz tartıştık ve benden bazı talepleri oldu. Yani bizim aşiretsel bağlarımızın güçlü olmasından dolayı, yine Hoca olduğumda ve aynı zamanda hem biraz öğrenci ve zindandan da çıktığımdan dolayı bazı taleplerde bulundu. Kısacası beni kazanmak istiyorlardı. Bende "PKK'ye sempati duyuyordum ve PKK'nin silahlı savaşını destekliyorum. Her türlü yardıma da varım. Fakat ideolojik olarak, siyaset olarak ben PKK' yi tanımıyorum. Ben PKK' yi kabul etmemişim dolayısıyla ben PKK'li de olamam. Ben sadece savaş anlamında PKK'nin taraftarıyım. Zindan da gördüm ve PKK'nin silahlı savaşında da irade ve direnişlerinden etkilendim onun için onu çok sevdim. Fakat siyasi olarak PKK' yi tanımak istiyorum" dedim. Yani kısacası ben arkadaşlara dedim ben PKK'nin ideolojisini ve siyasetini tanıdıktan sonra ancak karar verebilirim. Bir yıl sonra  arkadaş geldi. Bizim bir akrabanın evine geldi, beni çağırdı ve ben onun yanına gittim. Berivan Bınevş arkadaşla tartışmalarımız oldu ve aynı şeyi ona söyledim oda tamam dedi. Bana dedi sen sorularını sor bende cevaplayacağım. Kafamdan geçen herşeyi Berivan arkadaşa söyledim ve oda cevapladı. O zaman ben PKK' yi ideolojik ve siyasi olarak kabul ettim. O tartışmadan sonra bende PKK'nin mücadelesine bir yurtsever olarak girdim. Yani 88'den itibaren fiili olarak .PKK ile bir oldum diyebilirim. Ben Berivan arkadaşın yoluyla PKK taraftarı oldum ve günümüze kadar bu devam etti

Sizi PKK'ye bağlayan ve bugüne kadar getiren temel olgular nelerdir?

 Birincisi ideolojileri, ahlakı, ilişki tarzları, siyaseti ve iradeleridir ve düşmana karşı olan kişilikleridir. Yani bağlılık bunlar temelinde oluştu. Çocuklarımız PKK'ye katıldı ve gerilla oldular, yani bizim akraba çevremizden ve aileden 40-45 kişi gerillaya katıldı. Bu bizim bağlılığımızı daha da arttırdı. Şahadetler yaşandı. Bu yollarda çocuklarımız şehit düştüler. Bizim çocuklarımız PKK'ye katılmadan önce biz kendimizi partinin dostu olarak görüyorduk, sempatizanı görüyorduk. Fakat çocuklarımız PKK'ye katıldık sonra kendimizi partinin yoldaşı  olarak gördük. Daha sonra bizim çocuğumuz şehit düştükten sonra biz şehit ailesi olduktan sonra kendimizi PKK'nin sahibi olarak gördük. Artık vazgeçilmez bir bağ oluştu aramızda. Yani PKK'den kopmak artık mümkün değil ve böyle bir şey söz konuda olamaz. Bazen yanlışlıklar yaşanmışsa da şehitlere olan bağlılığımız bizi her zaman ayakta tuttu ve yürüyüşümüzü süreklileştirdi. 1995'te Rêber Apo'yla görüşmemiz olduktan sonrada bizim bağlılığımız bilimsel, siyasal ve duygusal anlamda daha da güçlendi ve birçok konuda bizi aydınlattı. Ben şuna inanıyorum ki bizim Rêber Apo ve şehitlerimize olan bağlılığımız hiçbir zorluğa teslim olmadan mezara kadar gidecek. Olabilir bazen partinin veya parti üyelerinin yanlışlıkları, hataları çıkabilir veya onları eleştirebiliriz de. Fakat bu bağlılığımızı zedeleyemez. Bunun kesin garantisi Rêber Apo, şehitler ve bu mücadelede yer alan .gençlerimizdir

Sizce PKK'li kimdir? Veya PKK'lilik sıfatı kimlere verilmelidir.

Bana göre PKK'li olan kişi kendini her anlamda ve çıkarsızca devrime adayan, dava için ölen ve dava içinde yaşayandır. Yani halkı için, davası için yaşayan-ölen PKK'lidir. Yani PKK'lliğin temel yaşam ve ölüm felsefesi böyle .olmalıdır

PKK öncesi yaşam biçiminiz ile PKK'den sonra ki yaşam biçinizde ne gibi değişikler yaşandı?

Başta da belirttiğim gibi biz PKK' yi tanımadan da yurtseverlik duygumuz ve düşüncemiz vardı. Yani biz koyu bir yurtseverdik. Fakat sosyal, toplumsal ve aile anlamında farklılıklar vardı. PKK' yi tanımadan öncede değişiklikler vardı. Biz bir toplum olarak gelişmek istiyorduk. Adım adım ileriye gitmek istiyorduk. Şimdi de herkesin isteği buydu. Yalnız birey olarak öne çıkmak istiyorduk. Bundan sonrada ailede, aşirette ve toplumda gelişmelerin olmasını istiyorduk. Tabi en son Kürdistan geliyordu. Fakat biz  Rêber Apo'yu, PKK' yi, PKK'nin militanlarıyla tanıştıktan ve alıp verdikten sonra, yine çok değerli şehit arkadaşla beraber kaldık yedik- içtik ve çalıştıktan sonra bizim değişim tarzımızın yanlış olduğunun farkına vardık.  Yani PKK'li olmanın vasıflarını daha  önce sıraladığım gibi bizde kişisel çıkar, gelişme değil, PKK'lilik felsefesine göre önce davası, ideolojisi, halkı sonra birey, aile ve aşiret gelmelidir. Yani diyebilirim ki PKK'den önce ve PKK'den sonra ki yaşam biçimimiz arasında ki fark ve değişikliler bunlardı. Yani halkın, ülkenin çıkarını, bireysel, aşiretsel ve ailesel .çıkarın önüne aldık. Önce vatan ve özgürlük sonra aşiret ve aile çıkarı dedik

Siz köyünüzden göç ettiniz ve bunca acıyı yaşamanıza rağmen neden halen PKK ile yürüyorsunuz?

          Biz kendi isteğimizle göç etmedik. Bizde her halk gibi kendi ülkemizde, kendi dilimizle ve kültürümüzle yaşamak istiyorduk. Ama maalesef bize hiçbir yaşam hakkı tanınmadı, evimizi, köyümüzü ve herşeyimizi talan ettiler. Bunca yıldır biz mülteciyiz Mahmur kampında. Yani özgürlük mücadelemizi kaldığımız yerde yürütmek istiyorduk. Yani faili meçhuller her gün yaşanıyordu. Bir çok insanımız böyle kayboldular, bir çok kez bizi tutukladılar, işkence yaptıktan sonra biz şu kanaate vardık ki düşman artık kimseyi tutuklamayacak ama biz faili meçhullere gideceğiz ve ortada kaybolacağız. Tabii bu şartlar altında biz mecbur kaldık göç etmeye. 1992'de biz Güney Kürdistan'a göç ettik. Güney de de bizi yok etmek istediler. Provokasyon yapanlar oldu. Özel olarak biz yok etmek isteyenler oldu. Bizim bir akrabamızın kafasını kesip düşmana götürdüler. Kafa kesmenin listesinde bizde vardık. Ondan sonra biz mülteci kampına geçtik. Şuanda yine parti görevlisi olarak Kürtçe dili ve eğitimiyle uğraşıyorum. K. Güney de faaliyet yürüttüm, yine doğu Kürdistan da arkadaşlarla beraber yine cephe çalışmasını yürüttüm. Şimdi KKK'de dil ve eğitim komitesinde görevliyim. Bu süreçte de çalışmalarımı bu temelde yürütüyorum ve bundan sonrada daha güçlü de yürüteceğim. Örgüt tarafından bize ne zaman ve hangi görev verilirse verilsin halk için her türlü göreve hazır olduğumu belirtebilirim. Hiçbir çıkar karşılığında olmadan, yani çıkarsızca ve hesapsızca çalışmaya hazır olmamız gerektiğine düşünüyorum. Tüm güzellikler  acı bedelleri de gerektiriyor. Zor koşullar altında bile olsa yine böylesi bir göreve sahip çıkmamız gerekir. Yani bir çözüm olursa ve bizim partimizin, halkımızın ve Önderimizin çıkarı içinde olursa ancak köyümüze geri dönüş olabilir. Aksi taktirde .biz Mahmur kampının ötesine bir adım bile atmayız

Sizin Halk olarak ileriki süreçte PKK'den beklentileriniz nedir?

            Bizde bir şehit ailesi olarak PKK'den tek isteğimiz şehitlerimizin uğrunda öldüğü davaya sahip çıkmaları ve onların tüm istemlerini yerine getirmeleridir.Önderliğimizin ideolojisine her koşul altında bağlı kalmaları ve bunu yaymak için sınırsız bir çaba ve mücadele içersinde olmalarıdır. Biz çok kesin ve illa PKK bizim için şunu yapsın yada bunu yapsın demiyoruz. Ama PKK'nin ilk kuruluşunda yer alan kurucu üyelerin ölçüleri ve ahlakları bu yeniden yapılanmış PKK içinde geçerlidir. Fakat şartlar değişiyor, gelişmeler oluyor bu her zaman olan gelişmelerdir ve bu çok doğaldır da. Yani tüm PKK kadrolarının şehitler yolunda ilerlemeleri gerekiyor. Şehitlerin diledikleri her şeyi yerine getirmek için aktif bir .mücadele içerisine girmeleri gerekir. Bizim PKK'den beklentilerimiz bunlardır

PKK'nin kuruluş yıl dönümü vesilesiyle bir mesajınız var mı?

PKK yeni bir yıla ve döneme giriyor. Aynı zamanda kuruluş yıldönümü ve yeni yıla girişide ateşkes sürecine denk geliyor. Reber Apo'nun belirttiği gibi "barış savaştan daha zordur' bu değru bir şeydir. Biz bunada inanıyoruz. Nasıl ki PKK kendini yeniden yapılandırdı ve ideolojik olarak bizim için bir meşale olmuşsa, ateşkes sürecinde de daha güçlü daha aydınlatıcı ve kendini dahada yenileyerek var etmesi  o kadar ateşkes içinde iyi olur ve adım atılır diye düşünüyorum. Tabi dediğim gibi bu halk ve halkın gerilları o kadar düşmanın elinden çekmişler ve çok acı bedellerimizde bu uğruda oldu. Bunun için bazıları, böylesi acı çektiren bir düşmanla barış yapılmamasını  kabullenemeyebilirler veya bazı kesimler yada kişiler bunu hazmedemeyebilirler. İnsan buna da anlam verebiliyor. Umut ediyorum ki nasıl ki ilk PKK'nin kuruluşunda çok kararlıca savaş başlatıp başarmışlarsa, PKK'nin yeniden yapılanması ve yeni yıla girmesinde de militanları aynı biçimde barış sürecine hazır olmaları gerekir ve başarı hevesiyle iddiasıyla da barış sürecinede girmelidirler. PKK'nin kuruluş yıl dönümü aynı zamanda yeni bir sürecin adıdır diyebilirim. PKK öncülüğünde büyük adımların atılması ve her zaman ki gibi Ödnerlik çizgisinde kendilerini güçlü kılmaları gerekir. Kürt halkını diğer halklar gibi hak sahibi yapmaları gerekir. Yeni PKK'nin  barışın öncülüğünü yapacağına inanıyoruz. Ama barış sürecinin yanında da çok büyük bir savaşa hazır olmaları gerekir diye düşünüyorum. Çünkü kesin barış olacak diye bir şey yoktur. PKK'nin kuruluş yıl dönümünü, diriliş bayramını .Önder Apo'ya, PKK' ye, şehitlerimize ve direnişçi halkımıza kutluyorum  ve şehitleri anıyor ve saygıyla selamlıyorum

 

     


© 2006 PKK.ORG