|
PKK hiçbir zaman hiyerarşik,
bürokratik, yetki ve mevkiiye dayalı
bir örgütlenmeyi, çalışmayı ve
yaşamı da esas almadı. İşte Bir
Halkı Savunmak’ta, bu anlayış daha
da ileri götürülmüştür.
‘Mücadelemiz bütünlük
arz ediyor’
Bugün
dile getirilen düşüncelerin PKK’nin
ilk kurulduğu günlerden beri var
olduğunu ve bir bütünlük teşkil
ettiğini belirten PKK kurucularından
Cemil Bayık’la gelişen süreci
ve bu sürecin yaratılmasındaki
tarihsel kökenlerin neler olduğunu
konuştuk.
KKK sisteminin PKK hareketindeki
kaynakları nelerdir?
PKK, tüm halk kesimlerini kapsayan;
herhangi bir sınıfa dayanmayan,
tümüyle emekçi kesimi, halk kesimi,
toplumun alt kesimini kucaklayan,
onu örgütleyen, harekete geçiren bir
parti biçiminde gerçekleşti. Daha
başlangıcında doğal insanı ve yaşamı
esas alma var. Buna dayalı
geliştirdiği bir ahlakı, kültürü,
yaşam tarzı var. Bugün
Önderliğimizin savunmalarda ortaya
koyduğu doğal toplumun birçok
özelliğini esas alan düşüncede ve
yaşamda gelişmesi söz konusu. PKK’de
bütün yaşam ortaklaşadır. Bu yaşamda
en ufak bir bireysel yaşam ve
ayrıcalık söz konusu değildir. Onun
içindir ki, PKK hızla toplumda
gelişti, benimsendi ve önemli
gelişmelere yol açtı.
İlk PKK manifestosuyla günümüzde bir
bütünlük ve tutarlılık var…
Bugün Önderliğimizin savunmalarda
dile getirdiği birçok düşünce
aslında bu hareketin daha ilk
manifestosunda görülebilir. İlk
örgütlenme adımlarında,
mücadelesinde, yaşamında
görülebilir. Bugün ikinci manifesto
gerçekleşen bu düşüncelerin daha da
geliştirilmesi ve arındırılmasıdır.
Ki bunu Önderliğimiz de çok net “Ben
değişmedim, düşüncelerimde
derinleştim” diyor. Birinci
manifesto olan Kürdistan Devrim Yolu
ile Bir Halkı Savunma
karşılaştırıldığında birçok yönüyle
benzer olduğu, düşüncelerinin
birçoğunun Kürdistan Devrim Yolu’nda
olduğu görülebilir.
Hiçbir zaman hiyerarşik, bürokratik,
yetki ve mevkie dayalı bir
örgütlenmeyi, çalışmayı ve yaşamı da
esas almadı. İşte Bir Halkı
Savunmak’ta, bu anlayış daha da
ileri götürülmüş, buna derinlik
kazandırılmıştır. Buna devlet ve
iktidar sorununu da ekleyerek,
devlet ve iktidar dışında
örgütlenmeyi geliştirmeyi esas
almıştır. Yoksa birden bire hemen
devlet dışı bir örgütlenmeye
ulaşmamıştır. Çünkü Önderliğimiz
“Benim karakterim özgürlükçüdür,
demokratiktir, ben hep demokrasi ve
özgürlük kavgası verdim. Bunun için
büyük çabalar gösterdim. Ama bu
çabalarımda bazı sonuçlar aldıysam
da yer yer bununla çelişen
durumların ortaya çıktığını
gözlemledim. Bunun nereden
kaynaklanabileceğini anlamaya
çalıştım. Vardığım nokta bunun
devlet ve iktidar olayından
kaynaklandığını gördüm, anladım”
diyor. İşte Önderliğimiz daha
başından itibaren bir demokrasi ve
özgürlük hareketi olarak geliştirmek
istemiş, bu konuda büyük bir çaba
içine girmiş, bu çalışmalarında çok
önemli gelişmeler de ortaya
çıkarmıştır. Önderlik, İmralı’da bu
düşünceleri ileri götürmüş ve
derinlik kazandırmışsa, düşünce
yapısıyla çelişen yanları
arındırmışsa, bu İmralı süreciyle
başlayan bir durum değil, daha
hareket Ankara’da küçük bir grup
biçiminde örgütlenirken bu tohumları
atmıştır. Eğer böyle ele alınırsa
doğru ele alınmış olur. Diğer
biçimiyle yanlıştır, çarpıktır.
Bunun kesinlikle böyle düzeltilmesi
gerekiyor.
“Derinleşme var, değişim yok”
dediniz. Fakat sistemsel anlamda bir
değişim yaşandı. Bu konuda değişen
ve değişmeyen yanları
somutlaştırırsak neler çıkıyor
ortaya?
O günkü koşullarda örgütlenmede en
ileri model, Lenin’in Rusya’da
geliştirdiği modeldi. PKK’de o günkü
koşullarda geliştiği zaman bu modeli
esas aldı. Ama hiçbir zaman o modeli
olduğu gibi uygulayamadı. PKK’de iki
önemli noktayı görmek gerekiyor. Ne
tamamen bir Ortadoğu karakteri ne de
tamamen bir Leninist karakteri
taşıyor. Başlangıcı böyledir. Bu
örgütlenme geliştirildikçe Önder Apo
tarafından yetersizlikleri, hatta
yanlışlıkları görüldü. Yani Leninist
örgütlenmenin yeterli bir örgütlenme
olmadığını, bunun mutlaka aşılması
gerektiğini kavradı. Yürütülen
pratikten bunu çıkaran Önder Apo’nun
en önemli yanlarından biri de
teoriyi pratikte tamamlamasıdır. PKK
somutunda da Önderliğin yaptığı bu
oldu. Önderlik PKK örgütlenmesini
geliştirdiğinde Leninist
örgütlenmenin pek de öyle bütün
yönleriyle özgürlüğü ve demokrasiyi
geliştirecek bir örgütlenme
olmadığını pratik yaşamdan çıkardı.
PKK’yi reel sosyalist anlayıştan
arındırmaya çalıştı. Daha sonra
1989’larda Önderliğimizin reel
sosyalizm hakkında geliştirdiği
eleştiriler pratikte gerçekleşti.
Reel sosyalizm kendi kendisini
tasfiye edince birçok sorunun daha
iyi kavranması ortaya çıktı.
Önderliğimiz bu eleştirilere
dayanarak yine reel sosyalizmde
yaşanan durumu da değerlendirerek
daha cesur adımlar attı ve giderek
Bir Halkı Savunmak adlı
savunmasındaki düşüncelere ulaştı.
Diğer önemli bir nokta PKK hareketi
daha başından beri kadın özgürlüğüne
önem veren bir hareket. Daha
başından itibaren bu soruna el atan
ve bütün sorunların kör düğümü
olarak ele alan Önderliğimiz, “Eğer
Kürt halkının sorunları
çözümlenecekse, hatta insanlığın
sorunları çözümlenecekse bu sorunlar
kadın sorununda düğümlenmiştir”
dedi. Bunu giderek derinleştirdi.
Yeni dönemde, en az kadın özgürlüğü
kadar doğa özgürlüğüne de önem
veriliyor. Önderliğimizin geçmiş
değerlendirmelerine bakılırsa doğa
sevgisi, doğayla yaşama, doğayla
birleşme üzerine birçok
değerlendirmeler görülebilir.
Özellikle doğa sevgisinden ülke
sevgisini Önderlik geliştirmiştir.
Örgütlenmemizin temel bir ayağı olan
demokratikleşme konusunda da bu
hareketin yeni yaklaşımı yok. PKK
demokrasiye, özgürlüğe bu kadar önem
vermemiş olsaydı; hiçbir zaman
Kürdistan’da halk bu denli
bilinçlendirip irade, ruh ve kimlik
sahibi kılamazdık. Önder Apo’nun
geliştirdiği çizgi, felsefe ve
mücadele tarzı Kürt halkına büyük
bir güven verdi ve bu güven halkı
ayağa kaldırdı, mücadele eder bir
konuma getirdi. Konfederal
örgütlenmenin amacı bu zaten.
Bazı çevreler, “PKK eski düşünceye
göre hareket ediyor. Bu yüzden de
istikrarlı değil. Kendi
önderlikleriyle ters düşüyorlar”
şeklinde değişik yorumlar yapılıyor.
Gerçekte böyle midir?
Bu denli söylem, iftira ve
saldırılar varsa; buna neden olan
yanları görmek gerekiyor.
PKK’lilerin, PKK Önderliğini kavrama
sorunu geçmişte de vardı, bugün de
var. PKK’liler Önderliğini anlamaya
çalışıyor. Kavradığı ve anladığı
oranda da bunun gereklerini pratikte
yerine getirmeye çalışıyor. Zaman
zaman da PKK’lilerle Önderlikleri
arasına mesafeler konularak
çelişkiler yaratılmaya çalışılıyor.
Aslında bütün bu çabaların özü
Önderliği ve onun önderlik ettiği
hareketi etkisiz kılma çabalarıdır.
Zaten son dönemlerde de bunu açıkça
“Apo ve PKK’siz çözüm, Apo ve PKK’ye
hayır, herkes Apo ve PKK’den elini
eteğini çekmeli” şeklinde formüle
edip dillendiriyorlar.
Önder Apo bugün dünyada var olan
zihniyete, ona dayalı olarak gelişen
kültüre, vicdana karşı büyük bir
mücadele yürütüyor. Tabii ki bu
birçoğuna ters geliyor. Bunu
değiştirmeye kalkmayı delilik,
hayalcilik, olmazlık biçiminde
değerlendirenler var. Bu hareketin
başlangıcında da birçok çevre Önder
Apo’ya delidir diyordu. Bu
önderlikle yola çıkan insanlar için
de deli insanlar deniliyordu.
“Olmaz, başarılır mı?” biçiminde
propaganda yapanlar vardı. Gerçekten
o günün koşularında Kürdistan’ın
özgürlüğüne, hele hele Önder Apo’nun
sahip çıktığı tarzda sahip çıkmak
bir delilikti. Önder Apo neyi
gerçekleştirdi? Birçoğunun olmaz
dediğini gerçekleştirdi.
Bugün de aynı şey söz konusudur. Bu
düşüncelerin ipe sapa gelir bir yanı
yok.
Tabii ki Önder Apo’nun önüne koyduğu
basit hedefler değil. Çünkü
“Devletsiz yaşanmaz” diyorlar. Şimdi
Önderlik tam tersini “Devletle
yaşanmaz” diyor. Yaşamı kirleten
devlettir, bütün sorunların
kaynağında devlet var. Egemenlik,
kölelik var. Eğer gerçekten insan
kendi özüne ters düşmeyecekse kendi
özüne uygun yaşayacaksa, yani özgür
yaşayacaksa, bunun yolu devlet
dışında demokratik sistemde
örgütlenmekten geçiyor. Birçok
kesime göre olmayacak bir şey. Onun
için bazıları bunu hayali görüyor,
anlamsız görüyor.
Tam tersine Önder Apo geliştirdiği
düşüncelerle sadece Kürt sorununu
değil, insanlığın yaşadığı sorunları
çözmeye çalışıyor. Ve bunun
çözülebileceğini de bugüne kadar ki
mücadele pratiğinde ortaya
koymuştur. Her şart altında güvenen
bir halk gerçekliği yaratılmıştır.
Bu saldırıların esas özü;
Önderliğimizin birçok çevrenin
çıkarlarını, adaletsizliğini,
eşitsizliğini ortaya çıkarmasından
oluşuyor. Dikkat edilirse, toplumun
üst kesimini bütün gerçekliğiyle
ortaya çıkarıp herkesin onu
kavramasına büyük bir çaba
gösteriyor. Yine Önderlik toplumun
alt kesiminin kendi durumunu,
hatalarını, yanılgılarını ve
çarpıklıklarını da doğru kavraması
için çaba harcıyor. Bu saldırılar
nereden geliyor? Toplumun üst
kesimini temsil edenlerden geliyor.
Toplumun üst kesiminden eleştiri adı
altında saldırılar gelişiyor.
Toplumun alt kesimlerinden Önder
Apo’ya onun önderlik ettiği özgürlük
hareketine yönelik bir saldırı
yoktur. Tam tersine güç alma, büyük
bir sevgi ve saygı duyma vardır.
KKK, PKK’nin 33 yıllık pratiği
sonucu oluştu
PKK’nin kurucularından Duran
Kalkan PKK’yle başlayıp KKK
kadar uzanan süreci şöyle anlattı:
Demokratik
konfederalizm olarak tanımladığımız,
halkların hiyerarşik devletçi toplum
sistemine karşı 6 bin yılı aşan süre
boyunca yürüttükleri demokratik
mücadelenin birikimine dayanan bir
sistemin yaratılmasının PKK’nin 33
yıllık pratiği içerisinde köklü
dayanakları vardı. Yeni oluşan
değil, PKK ile pratik biçiminde
gerçekleşen bir sistemdir. Şimdi bu
daha da açımlanıyor,
kurumlaştırılıyor, bir sistem
kazandırılıyor, daha fazla
demokratikleştiriliyor, halka
dayandırılıyor. PKK daha çok
bilinçli, inançlı öncü kadronun
tarihsel sorumluluğuna dayalı olarak
sorumluluk üstlenip bu değerleri
radikal devrimci bir tarzda
yaratırken; bunun topluma yayılması
ise halkın demokratik katılımını
ortaya çıkartan bir sistem oluyor.
Bu bakımdan PKK pratiğinden kopuk
değil, geçmiş birikiminde önemli
kökleri var. Her şeyden önce
belirttiğimiz gibi yeni bir felsefe
ve ideolojiyi ifade ediyor. Bu
sadece söylemde değil, parti
yaşamında somutlaşan bir felsefik
ideolojik duruştur. Bu yaşam son
derece özgürlükçüdür, eşitlikçidir,
kendi içinde demokratiktir,
paylaşımcıdır, komünaldır. PKK’nin
gerilla içerisinde ortaya çıkardığı
yaşam en ileri düzeyde bir komünal
demokratik yaşamı ifade ediyor.
Üyelerinin son derece bilinçli,
gönüllü, istekli katıldıklar ı ve
onun gereklerine göre kendilerini
yürüttükleri bir komünal yaşamdır,
PKK yaşam ı böyledir. Dar bir
toplulukta aslında geçen mücadele
süreci içerisinde bu demokratik
konfederalizm sisteminin komünal
temelleri denenmiştir. 33 yıllık
pratikle PKK içinde hiyerarşik
devletçi toplum sistemine karşı
alternatif bir toplumsal yaşam
sistemi denendi, geliştirildi,
ilkeleri ortaya çıkarıldı, şimdi
bunu topluma yaymak istiyor.
Geçmişle bağı bu düzeydedir, komünal
demokratik yaşamın partide
şekillenen bir düzeyi var, bunun
topluma taşırılmasını ifade ediyor.
Nedir bunlar? Özgürlükçü, eşitlikçi
ve kendi içerisinde gönüllülüğü,
katılımcılığı, demokrasiyi öngören
bir yaşam.
Bunun bir de kadın özgürlüğüyle
derinleştirilmesi durumu var.
Başlangıçta bu tabi o düzeyde olmasa
da ulusal demokratik mücadelenin
gelişip halk içerisinde kökleştiği,
gerilla hareketine ulaştığı,
toplumun tüm kesimlerini etkisi
altına almaya başladığı; dolayısıyla
da en yurtsever kesim olarak kadını
etkilediği süreçten itibaren,
kadının yurtsever özünü ortaya
çıkararak mücadele içerisine
çekmesiyle birlikte ideolojik
gelişiminde köklü bir derinleşme
yaşanmıştır. 1990’lı yılların
başında ulusal diriliş devrimi
temelinde kadının harekete etkin
katılarak, aileden adeta boşanıp
ulusal demokratik taleplerle eyleme
geçmesiyle bu düşüncelerin daha
güçlü savunulduğu bir ideolojik
gelişme yaşandı. Bu da demokratik
konfederalizmin günümüzdeki gelişimi
açısından, PKK tarihindeki kökler
oluyor. Bunlara dayanarak bir
paradigmasal yenilenme var.
Demokratik konfederalizmi bir sistem
olarak tanımlarken PKK, geçmişten
gelen felsefik, ideolojik
yoğunlaşmasını ve mücadelesini
ideolojik bakımdan paradigmasal
değişim düzeyinde bir yenilenmeye
ulaştırdı. Bu anlamda yeniden bir
parti öncülüğünün gerekliliği ortaya
çıkıyor, ama bu parti ilk oluşan
PKK’nin oldukça geliştiği,
değiştiği, yenilendiği ve yeniden
inşa edildiği halidir. Demokratik
konfederalizmi inşa etmek, ulusal
devletçi sistemi aşarak toplumun
konfederal demokratik örgütlülüğünü
ve yaşamını yaratabilmek için yeni
bir sosyalist paradigmayla donanm ış
yeni bir parti öncülüğüne ihtiyaç
var. PKK’nin yeniden inşası böyle
gündeme geldi. Bu Kürdistan’ın bir
özgünlüğüdür, ama tabi ulusal
kurtuluş hareketini yaratmaya
öncülük eden partinin çerçevesiyle
demokratik konfederalizmi inşa
etmeye öncülük eden partinin
çerçevesinde farklılıklar var. Bu
anlamda yeni PKK, ilk oluşan PKK’nin
felsefik ideolojik ölçülerini,
çerçevesini önemli ölçüde aşan,
yenileyen, geliştiren bir düzeyi
içeriyor.
Buna bir de gençlik ruhunu eklememiz
lazım. Gençliğin dinamizmi,
kirlenmemiş ruhu, duruşu da tabi bir
ideolojik kaynaktır. Gençliğe dayalı
ideolojik duruş kadın özgürlüğüne
dayalı ideolojik duruşla hem en zor
koşullarda bir ulusal demokratik
hareketin yaratılmasını sağladı hem
de demokratik konfedaralizm gibi
kapitalist emperyalist devletçi
sisteme karşı alternatif olacak bir
sistemin pratikte
gündemleştirilmesine götürdü.
Kürdistan ve Ortadoğu’nun
çözümlenmesine dayalı olarak yeni
bir uygarlığa gidiş arayışı var. Bu
çözümün gerçekleşmesi için mevcut
devlet anlayışının aşılması
gerekiyor. Devlet var oldukça mevcut
baskı ve sömürü düzeninin tümden
ortadan kaldırılması mümkün değil.
Devlet dışı bir sistemin yaratılması
gerekli. Bunu demokratik
konfederalizm olarak ifade ettik.
Koma Komalên Kurdistan (KKK) olarak
tanımladık. Doğal komünal toplum
yaşam özelliklerine göre demokrasi
mücadelesini içinde barındıran, ama
içinde baskı ve sömürünün olmadığı
örgütlü toplum yaşamından söz
ediyoruz. Kürt sorununun çözümü
Ortadoğu’nun demokratikleşmesini ve
birliğini gerektiriyor. Ortadoğu’da
demokratikleşme ve birliğin
sağlanması ise, hiyerarşik devletçi
sistemin aşılmasını gerektiriyor. Bu
da dünyada hakim olan sistemin
alternatifini gerekli kılıyor.
Demokratik konfederalizm budur.
Bunun küresel tanımını Önderliğimiz,
küresel demokrasi hareketi olarak
ifade etti. Demokratik konfederalizm
mücadelesinin küresel gelişimi
öngörülerek, bu temelde hiyerarşik
devletçi sistem düşüncede ve eylemde
aşılarak bu temelde daraltılarak
ancak baskı ve sömürü düzeninden
kurtarılabilir.
Devam edecek...
|