|
“Günümüz demokrasileri kriz
halindedir. Çünkü devlet ve iktidara
dayalıdır. Bizim modelimiz ise
devlet dışıdır. Yaşamın her alanında
örgütlenen halkın temsil edildiği
kongrelere dayanır.”
A. Öcalan
Demokratik
Konfederalizm zamanıdır
Günümüz krizinin halk iradelerine
ters düşülerek aşılamayacak olması,
halkın katılım zorunluluğunu
getirmektedir. Halkın katılımı ise
kongre düzeni olmadan gerçekleşemez.
Belki 19. ve 20. yüzyıl kapitalist
devleti, toplum otoritesini halk
kongreleriyle paylaşmak zorunda
olmayabilirdi. Ama günümüz kriz
devletleri, halkları karşısına
alarak ve onlara inisiyatif
tanımadan çözümde bir adım ileri
gidemez. Ağır kriz koşulları, halkın
kapsamlı, kalıcı ve kurumsal
katılımını zorunlu kılmaktadır.
Kongreler bu niteliğiyle ne bir
parti ne de yarı devlettir.
Tarihsel koşullardan doğan
fonksiyonel halk kuruluşlarıdır.
Devletlerin giderek küçülmeleri,
yeni devlet modellerinin devreye
girmesi kongre modeline daha da
ihtiyaç gösteriyor. Sonuç olarak
kongre çözümünü devlet alternatifi
olarak değil tersine devletin de tek
başına üstesinden gelemeyeceği ağır
sorunlar döneminde aralarında
zıtlıktan çok paralellik bulunan
çözüm modelleri olarak düşünmek en
gerçekçi yaklaşımdır
Temel araç ekolojik ve demokratik
koordinasyon biçimleri
Ayrı devlet, sürekli üst tabaka ve
burjuvazinin talebidir. Kaldı ki
halklar devletçi olamaz. Devletçilik
teorik olarak da halkların çıkarını
karşılamaz. Devlet daha çok
eşitsizlik ve özgürsüzlük demektir.
Devlet kurma yöntemlerine karşı
olmak ilkesel bir tutumdur. Burada
karşı olunan devlet kurma özel
görevidir. Yoksa zorunlu bir devlet
olma durumu ortaya çıktığında buna
yönelik tavır, onu ele geçirip kendi
devleti yapmak değil onu demokratik
duyarlılığa bağlamak biçiminde
olacaktır. Şahsen sosyal bilim
teorisinde vardığım en önemli sonuç,
emekçi halkların devletçi
yaklaşımları ve araçları esas
alamayacakları biçimindedir. Halklar
için temel araç, toplumun ekolojik
ve demokratik koordinasyon
biçimleridir. Bunun için esas
alınacak en temel formül ‘ne kadar
ihtiyaç o kadar sivil toplum
kuruluşlarıdır.’ Ne kadar az devlet
o kadar çözüm, sıkça tekrarlanan bir
formül halini almıştır.
Demokrasiler en örgütlü toplumu
gerektirir
Örgütlenemeyen toplum
demokratikleşemez. Siyasal,
toplumsal, ekonomik, kültürel tüm
alanların kendilerine özgü
örgütlenmeleri yaratmaları esastır.
Partiler temel siyasal örgütler
olarak demokrasilerin
vazgeçilmezidir. Sivil toplum
örgütlenmeleri sosyal alandaki en
önemli örgütlenme biçimidir.
Hukuksal alanda insan hakları,
barolar ve vakıflar önem taşır.
Ekonomik alanın esas örgütlenmesi
ise kooperatifler, çalışma grupları
ve birçok kamusal amaçlı ulaşım,
ticari, mali ve sanayi nitelikte
olabilir. Sağlık ve eğitim sorunları
ise halkın en temel sorunlarından
olması itibariyle bu tarz
örgütlenmeler en güçlü örgütlenmesi
gereken kamusal kurumlardır. Sanat
ve sporun teşkilatlanması da halkın
genel eğitimi açısından vazgeçilmez
alanlardır. Köy düzeyinde muhtarlık
ve ihtiyar heyetlerini devlet aracı
olmaktan çok demokratik araçlar
olarak örgütlemek gerekir. Her köy
için bir “halk kültür evi”
zorunludur. Şehirlerde aynı
biçimlerden ayrı olarak komünler, en
taban örgütler olarak anlam
bulmalıdır.
Yine şehir meclisleri vazgeçilmez
bir kurumdur. Şehirler arası
belediye birlikleri bölgesel çaplı
olarak anlamlıdır. Tüm bu kurumlar
ve örgütlenmeler kendilerini en
yüksek karar organı olarak “Genel
Halk Kongresinde” temsil
edebilmelidir.
Uluslararası değil ulus üstü bir
hareketiz
Halk kongrelerini ne devletin
alternatifi ne de devletin bir
kuruluşu gibi görmek gerekir. Halkın
devleti olmadığı gibi var olan
devletin yerini tutmak gibi bir
hedefi olamaz. Demokratik uzlaşı
için federe devlet içinde de
uzlaşmaya hazırız. Kürtçü,
milliyetçi bir hareket değiliz.
Uluslararası demiyorum; ulus üstü
bir hareketiz. Ulus üstü hareket;
aşiretçilik, milliyetçilik yapmaz.
Sıkı bir demokratçılık yapar.
Devletçilik yapmak ya da devlet
yıkmak ideolojik sistemimde yok.
Klasik olarak devlet yapmak ve
yıkmak ya da milliyetçi, feodal,
dini, sosyalizme dayalı devlet
kavramları sakıncalıdır. Kim
bulaşırsa bulaşsın, kaybetti. Bunu
Hitler de, Lenin de, Stalin de
savundu, iflas ettiler. Lenin
devleti çözmek için uğraştı, tedbir
almaya çalıştı, başaramadı. Halkın
demokratik kazanımları garanti
altına alınmalıdır. Bu durum
devletleri de ürkütmez. Amaçlanan
devlet değildir. Demokrasiyi
hedeflediği için çözüm değeri
yüksektir. Şiddeti, milliyetçiliği,
ayrılıkçılığı çözüm olarak ortaya
koymuyor.
Ayrıca toprak tartışması yoktur.
Kerkük’ün kimin olacağı, Musul’un
kimin olacağı tartışmaları yoktur.
Bu tartışmalara girilirse içinden
çıkılamaz. Bu milliyetçi bir model
değildir.
Yeniden demokratik yapılanma gerekli
Günümüzde sorunların temelinde Kürt
sorunu var. Bizim geliştirdiğimiz
model, cumhuriyeti yeniden bilimsel
temele dayalı, aydınlanmaya dayalı
yeni bir demokratik yapılanmaya
kavuşturma çalışmasıdır. Bu proje,
Türkiye’nin sorunlarını çözer.
Bölge’de Türkiye’yi öncü güç yapar.
ABD de buna gelecek Türkiye de.
Teslimiyetçi politika ile sağ- sol
milliyetçilikle yürümez. Geriye
Demokratik Laik Türkiye seçeneği
kalıyor. ABD, AB ne istiyorsa değil
Türkiye halkı ne istiyorsa o olur.
Mühim olan kimseyi kırmadan, kavga
etmeden herkesin özlemlerine saygı
duyarak yeniden bir demokratik
yapılanmayı sağlamaktır.
Milliyetçiliği, Hizbullah’ı
dayatarak sorunlar çözülmez. Bu
çatışmayı geliştirir. Milliyetçiliği
Saddam dayattı sonu ortada. CHP
dayattı sonu ortada. Bu, krizi
derinleştirir. Kürt milliyetçiliği
de çözüm gücü olamaz. Kürt
milliyetçiliği 200 yıldır var.
Kürtleri imhanın eşiğine getirdi.
Şimdi de ABD ayakta tutmaya
çalışıyor. Bizim modelimiz “Büyük
Demokratik Çözüm” modelidir. ABD ve
AB’yi aşarak yükselme modelidir.
Modelimiz devlet olmayan
demokrasidir
Bizim modelimiz devlet dışıdır.
Devlete dayalı bir demokratik
organlaşma değil devlet olmayan
demokrasidir. Kürtler için
önerdiğimiz model devlete dayanmayan
parti, sivil toplumu aşan örgüt
modelidir. Devletin ve iktidarın
yaşadığı tıkanıklık ortada. ABD bunu
temsil ediyor, Ortadoğu rejimleri
bunu yaşıyor.
Yozlaşan demokrasi deniliyor. Bu
model devletin tıkanıklığını aşmak
için geliştirilen bir formülasyondur.
Çok ciddi bilimsel zihin, inanç ve
iddia olmazsa gelişmez. Doğru
geliştirilirse İran, Irak, Suriye ve
Türkiye’deki çelişkileri çözebilir.
Ana hatları ile çok kısa olarak
şemalaştırmaya çalıştığım ve öneri
olarak sunmak istediğim modelle Kürt
halkının sorumlu bir muhataba
kavuşması, ulus devletleri
endişelendirmemelidir. Asıl
sakıncalı olan ucu, yetkisi tarzı
belli olmayan, her an her yola
başvurabilecek sorumsuz ellerdeki
amatör, sıkça çeteleşen örgütlerin
halk saflarını işgal etmesidir. Buna
bir de şiddet öğesini kattık mı
geçmişte yaşanan ve halen yaşanma
tehlikesi olan kaos halindeki
durumlar ortaya çıkar. Mesele tek
bir Kürdistan parçası olsaydı, bu
tarz bir örgütlenme
gerekmeyebilirdi. Ama parçalar ve
ulus devletler birbirini şiddetle
etkilediği için bu tarz bir
örgütlenme ve siyaset temsilciliğine
ihtiyaç olmaktadır.
Halk meclisleri demokratikleşirse
başarı olur
İki dilli olmak bir toplum
zenginliği olarak görülmelidir.
Hindistan’da yüzlerce, İsviçre’de
dört temel dilin işlevselliği
devletin işleyişini engellemiyor,
ulusal bütünlüğü bozmuyor. Yine
coğrafi zeminle, dolayısıyla
ekolojiyle yakından ilgili
alanlardaki demokratik
kurumlaşmalar, demokratik rejimin
temelidir. Köy ve kent
demokratikleşmedikçe, tüm toplumun
üstünde istenildiği kadar merkezi
kurumlar, yönetimler oluşturulsun,
kendi başlarına demokratikleşmeleri
olası değildir. Kendi başına
belediye ve köy yönetimleri
demokratiktir denilemez.
Demokratikleştirilmeleri başlı
başına bir sorundur. Bir yandan
devletin bu alanlar üzerindeki ezici
gücünün zorunlu haller ve ülke
genelindeki ihtiyacın dışında
kaldırılması gerekir. Diğer yandan
adeta feodal toplumdan kalma
belediye ve köy ağalığı biçimindeki
objektif uygulamanın, halkın özgür
irade seçimi ve denetimiyle “komün”
ve “kent meclisleri”nce oluşturulup
denetlenmesi gerekir.
Daha genel bir anlayış olarak; dünya
çapında gelişen yerelliğin, yerel
kültür ve ekolojinin artan büyük
önemi nedeniyle bu alan
kurumlaşmalarına yüksek ilgi
göstermek, örgütlemek başta gelen
demokratik siyaset konularıdır. Köy
ve belediye kurumlaşmalarını, -Kürt
toplumunun özelliklerine
uyarladığımızda- daha somut olarak
kentler için “Özgürlükçü Belediye
Hareketi”, kırsal köy alanlarına
ilişkin de “Özgürlükçü Komün
Hareketi” olarak adlandırmak
uygundur.
NOT: Kürdistan Demokratik
Konfederalizm Önderi Abdullah
Öcalan’ın savunmaları avukat
görüşmelerinden derlenmiştir…
Projem Kürdistan Demokratik
Konfederasyonudur
ABD’nin Ortadoğu projesi kapitalizmi
krizden kurtarma operasyonudur.
ABD’nin projesine karşı, ilkel
milliyetçilere karşı halkların
yanıtı ne olmalıya yanıtım şudur:
ABD’nin Ortadoğu projesine karşı
Kürtler için önerdiğim proje
Kürdistan Demokratik
Konfederasyonudur. Önerdiğim devlet
olmayan, ona asla teslim de olmayan
bir modeldir. Bunu tüm Kürdistan
parçaları için öneriyorum. Kongra
Gel bunun öncü temel çekirdeğidir.
Bu proje, Dudayev, Arafat durumuna
düşmemek için ilkel milliyetçiliğe
karşı ve ABD’nin kanlı sürecini
engellemeye yöneliktir. Türkiye
toplumuna önerdiğim çözüm, çok geniş
boyutludur. Demokratik Cumhuriyet
tezi bunun sadece bir parçasıdır.
Kürtlerin yerel anlamda kendi
yönetimleri, kendi parlamentosu
(meclisi), bayrağı olmalıdır. Tabii
ki her halkın kendisini simgeleyen
bir bayrağı olur. Ama üniter devleti
temsil eden bayrakla birlikte
olacaktır. Bunlar birbirine karşıt
değil birbirini besleyen zenginlik
temelinde ele alınmalıdır. Bunlar
Türkiye’yi bölünmeye götürmez.
Hazırlayanlar: Nihat Kaya, Şevin
Bingöl, Nalin Penaber, Sinan Cudi,
Baki Gül
|