Okul toplantısının
değerlendirmeleri pek iç açıcı
değil. Bilemiyorum, bu
çalışmalarımızı ne kadar
anlamlandırıyorsunuz. Fakat
rapordaki gibiyse, her şeyden önce
ortamı doğru takdir edememek,
ağırlığını hissetmemek ve
kendisinden bekleneni tam verememek;
bizi kişiliğiniz konusunda
kuşkulandırıyor, yani çürümüş
kişilikler olduğunuz sonucuna
götürüyor
Cemil Bayık, Duran Kalkan ve Mustafa Karasu Arkadaşlar;
35 yıldır PKK’nin canlı tarihini yaşayan çekirdek kadro ve
kurucu üyelerinden Cemil Bayık, Duran Kalkan ve Mustafa
Karasu, kuruluşunun 29. yıl dönümünde PKK Kuruluş Kongresini
anlattılar. PKK kuruluşunda aktif yer alan APO’cu gurup
“PKK’nin kuruluşu insanlık için yeni bir açılım oluşturarak,
İnsanlığın özgürlük ve demokrasi yürüyüşüne çok büyük bir
katkı sunmuştur” şeklinde değerlendirdiler.
20.yy.ın ilk çeyreğinde Kürdistan’ın bölünüp, parçalandığına
sömürgeleştirilmiş bir ülke statüsünden daha düşük bir İnkâr
ve imha sistemi altına alınan bir toplumsal gerçekliği
yaşadığına dikkat çeken PKK’nin kurucu üye ve önder
kadroları “modern bir Kürt tarihinin yaratılmasında. Kürt
halkının kimliğini, kültürünü ve kişiliğini bu hareketin 35
yıllık mücadelesi ortaya çıkarmıştır” diyerek şöyle devam
ettiler “PKK iki kelime ile sıfırdan başlayarak, 1970’lerin
başında oluşan koşullarda Kürdistan’ın Kuzey parçasında
doğup gelişen bir Önderliksel doğuş ve gelişme sürecidir.
Hem ideolojik teorik ve hem de örgütsel eylemsel bakımdan
giderek gelişen bir parti hareketi haline gelen bir
oluşumdur.
1983
yılında ben tutuklandım ve Amed zindanına götürüldüm. Amed
zindanında PKK’nin öncü kadrolarıyla tanıştım. 12.
koğuştaydılar. Orada bulunan arkadaşlarla tartışmalarımız
oluyordu. Özelde kendilerini yakan arkadaşların;
kişiliklerini, tavırlarını ve pratiklerini bizlere
anlatıyorlardı. Mazlum arkadaşın, Kemal arkadaşın
kişiliklerinden çok etkilendim. Zindan’da sosyalistler
vardı, Kawa’cılar, özgürlükçüler.. vb. siyasi tutuklular
vardı. Ben de Kawacılık davasından yakalanmıştım. PKK’lileri
izliyordum. En çok korkusuzca öne çıkanlar, fedakar olanlar
ve en fazla insanlık onuruna sahip çıkanlar PKK’liler di.
Kendilerini yakan arkadaşlar, Kemal arkadaşın
konuşmalarından ben çok etkilendim diyebilirim. Bundan sonra
da ben Kawacılıktan vazgeçtim ve PKK sempatizanı oldum.
Ben
PKK ile tanıştığımda biz Tatvan yaylalarında kalıyorduk.
1987 yılında bir grup arkadaşla karşılaştım. Bizim
koyunlarımız vardı ve bizde onları sağmaya gitmiştik. O
grubu gördüğüm zaman çok korktum. Çocuklarımız çok
korkmuşlardı. Arkadaşlar gelip oturdular ve bana seslendiler
dediler çocuklar korkmasınlar bizde sizin gibi insanlarız. O
dönemlerde çok faili meçhul olaylar yaşanıyordu, devletin
köylüler üzerine baskısı had safhadaydı. Benim eşim beni bu
konuda uyarmıştı, ben evde olmadığım zaman birileri buraya
uğraya bilir, çok fazla soru sorma onlara sadece onların
ihtiyaçlarını karşıla. Çünkü o zaman PKK bölgemizde çok
fazla tanınmıyordu. Bazen birileri diyordu örgüt var
buralarda bazen yaylalara geliyor. Tabii ben arkadaşları
gördüğümde onları yaylaya götürdüm. Çok acıkmışlardı, iki
.arkadaşın ayakkabıları yoktu, ayak derisi bile kalkmıştı
Adım
Ali ÖZGÜN. Uludere ilçesinin inceler köyündenim.
Bizim köyümüz sınırdaydı Irak'a gidiş-gelişlerimiz oluyordu.
1983 yılında Haftanin alanındayken birkaç arkadaşı gördük.
Bizi yanlarına çağırdılar ve propaganda yaptılar. PKK'nin
çıkışı üzerine bizimle tartıştılar. Şöyle ifade ettiler; biz
kuzey Kürdistan’da bir parti kurduk, adı PKK'dir ve PKK'nin
çıkış gerekçesi üzerine uzun bir tartışma oldu. Biz tam o
dönemde KDP’ ye yardım veriyorduk. Çünkü o da Irak'ta bir
Kürt devletini hedefliyordu. Biz bunu benimsedik kuryelik,
lojistik vb. anlamda yardımcı oluyorduk. Fakat PKK'nin kuzey
Kürdistan partisi olması ve dolayısıyla bizimde Kuzey
Kürdistanlı olmamızdan dolayı PKK' ye destek verme kararına
ulaştık. Tabii biz sürekli gidip geliyorduk ve arkadaşları
daha yakından tanıma şansımız oldu. Gittikçe KDP ile PKK
arasındaki örgütsel, siyasal ve toplumsal anlamda da ciddi
farklılıkların olduğunu gördük. Çünkü hem KDP’ yi hem de
PKK' yi tanıyorduk ve ikisinden birini tercih etmemiz
.gerekiyordu
Adım
M. Ali Sperti. 56 yaşındayım. Silopi'liyim. Şuan Mahmur
kampında öğretmenlik yapıyorum. Ben 12yaşımdayken siyasi
düşüncelere ilgi duydum ve bu alanla ilgilendim. Ben KDP
üyesiydim. 1960'da Irak'ta savaş başlamıştı. Yurtseverlik
duygusu bizde gelişti. Fakat Kürtlük nedir veya siyaset
nasıl yürütülür bu konuda bir bilinç ve tecrübemiz yoktu.
Sadece Kürt olduğumuzu biliyorduk ve Kürtlerin kendi
haklarını korumak istediğini, buna karşı düşmanlarının
olduğunu ve düşmanlarına karşı mücadele yürüttüklerini
biliyorduk. Bundan dolayı onlara karşı bir sempati
gelişti. Dolayısıyla bu söz konusu davaya belli bir bağlanma
yaşandı. Yaşım ilerledi bu dava da daha farklı boyutlara
ilerledi ve genişledi, dolaysıyla halk uyandı. 1970'den
sonra ki süreçte duyarlılık ve gelişmeler daha da çoğaldı.
.DDKO çıktı
Birey olarak PKK’yi ifade etmede,
tanımlamada zorlanıyorum. Benim adım
M. Resul, Cizreliyim. PKK’yi
tanıdığım için kendimi çok şanslı
hissediyor ve bununla gurur
duyuyorum. PKK Kürt halkının
geçmişini açığa çıkartan, günümüzü,
onurlu ve mutlu bir geleceğe
bağlayan en temel değerimizdir.
Dolayısıyla bizim de bu anlamda bir
bağlılığımız gelişti.
PKK, sürekli olarak
kendisiyle birlikte halkı da
değiştirip dönüştürmektedir. Her gün
ve her an yeni adımlar atarak büyük
bir güce dönüşmektedir. Yani
belirtmek istediğim şey şu, PKK
durağan ve dogmatik bir hareket
değildir, dinamik; değişim dönüşümü
esas alan bir harekettir.