Ana Sayfa

  

15 Ağustos Kürdün Dirilişinde Kadın Özgürlüğünün Doğuşudur 

Halkların tarihiyle eş gelişimdedir kadınların tarihi. Ve halk özgürlük mücadeleleriyle paraleldir kadın özgürlük arayışları. Kaderleri birleştikçe halkların ve kadınların hem özgürlükçü gelişim radikallik kazanmıştır ve hem de toplumsallık daha fazla örülmüştür. Öte yandan bağımlılaştırılmak istenen halkların önce kadınları vurulmuş, önce kadınları köleleştirilmiş, alınıp-satılmıştır. Ve ayağa kalkmışsa kadınları bir halkın en çok onlardan korkulmuş, en büyük zaferleri onlar kazanmıştır. Toplumsal geriliğinde, gelişiminde ölçüsünü kadınlara yaklaşım, kadınların konumu oluşturmuştur. Yani kadınlar öznesi olamamışsa da sınıflı toplum tarihinin temel dinamiği ve mücadele cesareti, militanı olmuştur halk özgürlük eğiliminin. Ve halkların özgürlük arayışında korumuştur tanrıça ananın komünal değerlerini. Bu komünal değerlerin halklarda yarattığı anaya dönüş istemi, başka dünya arayışı değil midir ki her türlü bedele inat hiç dinmeyen özgürlük mücadeleleri. Bir cennet hayali gibi örgütlülüğe, inanca, iradeye dönüşen ana tanrıçanın doğal toplumuna özlem değil midir?

Kürdistan, ana tanrıçanın ana yurdu olarak, toplumun tüm düşürülmüşlüğüne rağmen komünal değerlere özlemin büyütüle geldiği insanların mekânıdır. Ve sınıflı toplum vahşetinin kaynar kazanında insanlığın yüreği olmaya yeminli adalet arayışçılarının coğrafyasıdır. Bu topraklar “çocukluk hayallerine ihanet etmeyen” büyüklerinde olabileceğini, çağdaş İbrahim hareketinin binlerce yıl sonra aynı topraklarda bir kez daha boy verebileceğini tüm insanlığa göstermiştir. Ve bu topraklar ana tanrıçanın ruhunun Kürdistanlı kadınlarda yeniden diriltilebileceğinin hem de ZİLANCA bir güzellikte kendini var edebileceğinin kanıtlandığı mekânlardır.  

                   15 Ağustos Kürdün ve Kürt kadının tarihinde yukarıda ifade edilen özgürlükçü gerçekleşmenin günüdür. Her insan, her kadın, her halk kendi gerçekleşmesini amaç ve arayışlarına denk eylemlerle geliştirmeye çalışır. İlk eylemin karakteri, özü, biçimi, ruhu kendisinden sonraki gelişmeyi belirlediğinden tarihi önemdedir. Zira tarihin akışını değiştirir hatta tersine çevirir. İşte 15 Ağustos eyleminin Kürdistanlılar ve Kürdistanlı kadınlar için ve aslında tüm Ortadoğu halkları için böylesine tarihin yönünü değiştirici özelliği vardır. Baş aşağı giden kölelik tarihini durdurmuş özgürlük ve toplumsal eşitlik temelinde onurlu bir tarihi başlatmıştır. Uzun süren egemenlikli tarihin baskısı, işgali, sömürüsü altında tüm haklarından mahrum bırakılmış, adeta halk olmaktan, insan olmaktan çıkarılmış, başkalaşıma uğratılarak kendine yabancılaştırılmış Kürdistanlıların “bizde insanız, bizde halkız” iddiasıyla kendini örgütlemesinin, ulusal iradeye kavuşturmasının, böylece tüm haklarını alma temelinde kendisini yaratmasının ilanı ve ifadesidir 15 Ağustos eylemi. Bu nedenle 15 Ağustos eyleminde yeni kürdün, yeni insanın, yeni kadının ruhu, kişiliği vardır ve bu ruh bu kişilik temelinde yaratılan kimlik Kürdistan halkının ve Kürdistanlı kadınların yeni tanımı olmuştur. Söz konusu yeni Kürt Apocu Kürttür. Eylemin komutanı sonuna kadar Apocu ruhla yoğrulmuş Mahsum Korkmazdır. Önder Apo’nun “sömürge Kürdistan” tespitine “özgür Kürdistan” amacına denk eyleminin adı ve devrim yolunun haritasıdır 15 Ağustos. Sömürge Kürdistan’a sıkılmış kurşunla Özgür Kürdistan ilan edilmiştir. İki bin yıllık zülüm tarihine, parçalanmış iradeye, kişiliğe ve en önemlisi de yaprağın bile kımıldamadığı ölmüşlük, bitmişlik durumuna rağmen üstelikte dünyanın başka hiçbir yerinde görülmeyen azılı düşmana rağmen özgürlük ilanını yapabilme cesareti, kararlılığıdır 15 Ağustos. Ve buna yol açan Apocu cesaretin komutanıdır Agit. Agitte eyleme dönüşense anaya dönüş yani Özgürlüktür. Kürdistan Özgürlük Hareketinin büyük özgürlük eylemi olarak 15 Ağustos Kürdistan halkının demokratik ulusal ruhu, kişiliği ve kimliği olarak halk birliğinin gününü ifade etmektedir. Kürdistan halkının bu günü ulusal diriliş bayramı olarak kutlamasının anlamı buradan gelmektedir. Hücrelerine kadar parçalanmış, kendine ve birbirine hiçbir biçimde güveni kalmamış, geleceğe dair umudunu tümden yok etmiş, düşmanlarının “Kürtleri Ağrı dağına gömüp üzerini betonladık” dediği ölü durumda olan bir halkta birlik, güven, umut yaratmak, onu mezardan çıkarıp yeniden diriltmek elbette ancak 15 Ağustos gibi bir eylemle mümkün olabilirdi. Böyle bir eylem ise ancak anaya bağlılık, ana tanrıça değerlerine özlem, bu konudaki gelecek ütopyası, iddia ve kararlılıkla mümkün olabilirdi. Başka türlü bir özgürlük tanımı ve arayışı bunca radikal, cesaretli bir eyleme yol açamazdı. Zira bu eylemde bin yılların sınıflı toplum uygarlığına, onun zalim egemenliğine büyük öfke, insanlığın özgürlükçü mirasına büyük bağlılık vardır.

15 Ağustos eyleminin yol açtığı özgürlükçü gelişmeye daha ilk anda en büyük heyecanla karşılık veren kuşkusuz Kürt anaları, Kürt kızları olmuştur. Çünkü 15 Ağustos’un öncülük ettiği süreç Kürdistanlı kadınlara dağların yolunu açmış, özgürlük mekânı dağları kadınlara mesken eyleyen gelişime neden olmuştur. Tüm gericiliğin beyninde ve yüreğinde patlayan kurşun verili toplumsal yapıyı kadın lehine çözmüş ve kadının da eşitlik-özgürlük mücadelesinde en ön saflarda yer alabilmesini sağlamıştır.

          Kürdistanlı kadınlar bu büyük gelişmeye, gelişmenin yol açtığı yeni duruma büyük tarihsel özlemle sarılmış kısa süre içinde evlerin kapılarını, feodalizmin kalelerini, köleliğin zincirlerini yıkarcasına dağlara, özgürlük mekânlarına akın etmiş, eline silahı almış ve halkının, insanlığın özgürlük savaşçısı, savaş komutanı, mücadele öncüsü olarak en ön saflardaki yerini almıştır. Kürdistan dağlarında savaşçı, komutan, öncü olmak en çok kadına yakışmıştır zira özgürlük en fazla kadının ihtiyaç duyduğu, bağlı olduğu bir olgudur. Özgürlüğün elde silah dağlarda yakalanabileceği, bu mekânlara akışın özel mülkiyeti, aileyi, ataerkil toplumun tüm kurumlarını param parça edeceği ve bu mekânlarda güçlendikçe yeni yaşam, yeni insan temelindeki toplumun yeniden yaratılabileceği anlaşıldıkça dağlardaki kadın varlığı daha örgütlü, daha iradeli, daha inisiyatifli olmaya başlamış, güzellik yaratan özgürlük savaşı daha da büyütülmüştür. Ve savaş büyütüldükçe kadınlar şahsında açığa çıkan militanlık, yaratıcılık toplumsal öncülüğe dönüşmüş, toplumsal yeniden kuruluşun öncüsü olarak kadın özgürlük mücadelesinin kurumsallaştırılmıştır. İşte Beritan çizgisinin dönüştürüldüğü kadın ordusu böyle bir gelişimin sonucudur.

15 Ağustos eylemi Kemal Pirlerin, Mazlum Doğanların, Hayri Durmuşların büyük direniş çağrısına Apoca yanıtın, bağlılığın ifadesidir. Bu bağlılık aynı zamanda Önderlik kişiliğinde ve felsefesinde yaşama, eyleme, örgütlülüğe dönüşmüş tanrıça ana ve onun komünal değerlerine özlemin sonucudur. Bu anlamda 15 Ağustos eylemi askeri olduğu kadar hatta ondan çok daha fazla ideolojiktir, felsefiktir, politiktir. Zira nasıl yaşamalı sorunusun cevap arayışı olarak geliştirilen özgürlük mücadelemiz hareket noktasını toplumsal cinsiyetin özgürleştirilmesi, bu temelde kadın şahsında yeni bir toplumun yaratılması olarak belirlemiştir. Bu arayışın bir sonucu olarak Kürdistan’da kadın ordulaşmasına gidilmiştir. Önderliğimiz; Kürdistan koşullarında kadın açısından silahlı mücadeleye dayanmayan öz örgütlenmenin, iradeleşmenin, toplumsallaşmanın mümkün olamayacağını daha başlangıçta tespit etmiştir. Kadın tüm cinsiyetçi kalıpların kurumlaştığı aile- ev tuzağından kurtulup dağlara adımını attığı, çok yabancısı olduğu silahı eline aldığı an silahlı savunmaya dayalı yeni bir yaşama da adım atmıştır aslında. Kuşkusuz bunun öncüsü ve mimarı Reber Apo’dur. Önderlikte bunun kökleri zihniyet ve kişilikle bağlantılı olarak daha çocukluktan başlar. Çok açıktır ki eğer Önderlikteki zihniyet yapısı ve toplum algısı ataerkil olsaydı mücadelemiz salt Kürt ulusal mücadelesi olarak siyasal nitelikte olur ve bunun içerisinde ciddi bir kadın özgürlüğü, ordulaşmaya dayalı öz örgütlülüğü gelişmez, devletçi ideolojiyle şekillenen diğer sol-sosyalist sınıf ve ulus mücadelelerindeki akibetin dışına çıkılamazdı. Önderliğimiz daha çocukluk oyunlarında kızlara verdiği değerle, en çok kız çocukları katma yönündeki duyarlılığıyla verili zihniyetin ve kültürün dışında bir yaklaşım esas almıştır. Bu yaklaşımı bir yaşam felsefesi olarak sonraki yıllarda daha da bilinçli ve sistemli bir yaşam ve mücadele anlayışına dönüşmüştür. Toplumsal cinsiyet gereği hiçte kız çocuklarının alanına girmeyen ve toplumca tasvip edilmeyen yılan öldürme, kuş avlama, namaz kılma gibi oyunlarına kızları dahil etmesi hele küçük yaşta evlendirilmesine rağmen hemen düğünün ertesinde gidip Elif adındaki kız arkadaşını oyuna çağırması Önderlikte geleneklerin dışında bir algının, bakış açısının olduğunu göstermektedir. Ataerkil, cinsiyetçi topluma alternatif olarak çocukluk oyunlarında kurduğu toplumunda özellikle de kız arkadaşlarına biçtiği rol erkekle eş değer hatta daha da samimidir. Oyunlarındaki iş bölümünde kızlarda ava gidiyor, kendini savunma temelinde kavgalara katılıyor, yılanları öldürüyor ve en önemlisi de özgür ve eşit duygu ve bilinçle hareket ediyor. Aile içinde babasından daha etkili ve otoriter olan annenin kendi duruşuyla Önderliğe öğrettiği şey kızların gücüne güven ve eşitçi düşünme olmuştur ki sonraki yıllarda annesi için tanrıça kültürünün son kırıntısı demekte ve kendi kadın yaklaşımını çocuk uysallığında bağlılık olarak tanımlamaktadır. Kadını doğal toplumun tanrıça kültürü, analık emeği, değişim ve yaratımın gücü olarak tanımlayıp büyük bir güvenle ele almış, öte yandan ataerkil cinsiyetçi toplumun kadında yarattığı kendine yabancılaşmayı, köleleşmeyi kabul etmemiş, buna karşı büyük bir savaş açmıştır.  Önderliğin kendi toplumsallaşması olarak daha sonraki yıllarda gelişen PKK hareketi içinde aynı yaklaşım daha da derinleşerek devam etmiş, kadın bunun üzerinden önce ordulaşmış ardından giderek kadın kurtuluş ideolojisi temelinde partileşmiş ve kendi sistemini kurmuştur.  Tüm bunlara bağlı olarak 15 Ağustos eylemi işgalci Türk sistemine karşı geliştirildiği kadar hatta ondan çok daha fazla ataerkil toplumsal yapıya ve onun kadın üzerindeki egemenliğine karşı yapılmıştır. Bu anlamda Kürdistan halkı kadar kadın özgürlük mücadelesinin de ilanını ifade etmektedir. Eylemin yol açtığı toplumsal kurtuluş mücadelesinin derinliği, yaygınlığı buradan gelmektedir.

 Nasıl yaşamalı sorusu çerçevesinde kendi toplumunu yaratma arayışının sonucu olarak direk Önderliğin öncülüğünde ve büyük emekleriyle geliştirilen Kürdistan Kadın Özgürlük Mücadelesinde kadın ordulaşmasının dayandığı felsefeyi, ideolojiyi anlamak tamamen Önderliği anlamakla ilgilidir. Bu anlaşılmadan Kürdistan ve Kadın Özgürlüğü adına anlaşılabilecek bir şey olmadığı da açıktır.  Gerçekten de Önderliğin çocukluk oyunları ve oradaki arayış anlaşılmadan, bununla bağlantılı aileye ve onun şahsında verili topluma isyanı anlaşılmadan, gelecek yaşam ütopyası ve amacı kavranmadan Kürdistan özgürlüğü adına olduğu gibi Kadın Özgürlüğü adına da pek bir şey anlaşılamayacaktır.  Zira denilebilir ki tıpkı Kürdistan Özgürlük Mücadelesi gibi Kadın Özgürlük Mücadelesi de Önderlik Mücadelesidir. Biçimini, ruhunu, mantığını, tarzını, kişiliğini yaratan Önderliğin kendisidir. Büyük tarihi projem olarak tanımladığı kadın özgürlük hareketinin her aşamasının derin bilimsel tahlillere, tarihsel-toplumsal analizlere aynı şekilde demokratik-özgürlükçü temelde toplumu yeniden kurmaya dayandığını, bu anlamda kendiliğinden, objektif koşulların sonucu olan hiçbir adımın olmadığı rahatlıkla belirtilebilir. Ve 15 Ağustos eylemi bu derinlikte, bu felsefeyle ele alınırsa gerçek anlamda kavranmış olur. En çok biz kadınlar açısından böyle bir derinlikle ele alınma, anlaşılma, sahiplenme ihtiyacı vardır ki Kadın Özgürlük Mücadelesinin öncüleri olmayı başarmış Beritan, Zilan, Zeynep, Zelal, Viyan, Nucan, Sema, Sorxwin, Yıldız ve daha nicelerini eylemselleştiren böyle bir anlam derinliği, takipçilidir. 15 Ağustos Devrimci çıkışında yaratılan Kürdistan halkının dirilişi ve bu dirilişte Kürdistanlı kadınların özgürlüğüdür.

Kürdistan Halkının Ulusal Diriliş Bayramı ve Kürdistanlı Kadınların Özgürlük günü 15 Ağustos kutlu olsun. Bu günün yaratıcısı Önder Apo ve Komutanı Agit yoldaş şahsında özgürlük mücadelemizi emekleriyle, canlarıyla büyütmüş tüm şehitlerimizi, halkımızı ve bu kavgaya kendini yatırmış özgürlük savaşçısı kadın ve erkekleri saygıyla selamlıyorum.

Feride Alkan

 

 


© 2006 PKK www.pkk-info.com